“Sanat, toplumun kaygılarına cevap olabilmektir”

Röportaj6 Aralık 2022 20:23
“Sanat, toplumun kaygılarına cevap olabilmektir”
A
a

Sanatçı Devrim Çelik: “Sanat toplum içindir. Bunu özellikle söylüyorum. Sanat, toplumun kaygılarına cevap olabilmektir. Sanat kendi doğalında muhaliftir. Sanatçı her şeye muhaliftir. Muhalefete bile muhaliftir. Sanat böyle bir şeydir.”


Röportaj: Kibar Özkan
Her farklılık bir bütünü oluşturur. Her bütün zamanla kendi farkını yaratır. Duruşuyla sesiyle müziğiyle kendi farkını yaratmış Sanatçı Devrim Çelik ile kendi olma sürecini ve hayata bakış açısını konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz? Nedir bu türkülerle aranızdaki bağ?

Muş’un Malazgirt ilçesinin Nurettin köyünde doğdum. O bölgedeki tüm çocuklar gibi politik sürecin içinde doğdum ben de. Küçük yaşlarda fark etmiyor ancak yaş ilerledikçe anlıyor insan kimliksizliğini. Aidiyet hissetmediğim için okul hayatım çok sağlıklı yürümedi, dengeleyemedim. Bir yerden sonra insan kedini, kendinden başlayarak bütün mazlumlar adına ifade etmek istiyor. Bir sorunun üstüne gittikçe bin sorunla karşılaşıyorsun. Temel sorun kimliksizlikti.  Müzik de böyle oluştu belki de. Bugün mesela düşündüğüm zaman müzik, kendimi en doğru bu şekilde ifade edebileceğim alan.  

Kürtçe türküler söylemek sizin için ne anlam ifade ediyor?

Kürtçe kimliksizliği anlatıyor. Bir insan kendini kimliğiyle tanımlar. Ben bu noktada ciddi bir kimlik problemi yaşadığımı düşünüyorum çünkü insan kendini ancak kendi diliyle ana diliyle anlatabilir. Ben başka bir dile ya da etnik kökene karşıyım, demiyorum, sadece şunu diyorum: Doğduğum, büyüdüğüm, çocukluğumun geçtiği coğrafyada kendimi kendi dilimle ifade etmek isterim. Ben bugün her dilde şarkı okumak isterim ama şu şartlarda önceliğim, kendi acımı, kendi gerçekliğimi anlatmaktır.  Bir dilde şarkı okumak, benim için ötekileştirmek ya da Kürt milliyetçiliği yapmak değildir. Kürt milletçiliği yapmıyorum ama burada eğer bütün mazlumları savunuyorsak kendimizden başlamalıyız.

Sosyal medya ile birlikte Kürtçe türkü okuyan kişiler çok arttı ya da daha çok görünür oldu. Sizce fazlalık bazı şeylerin değerini düşürür mü?

Kesinlikle bu çok yanlış bilinen bir gerçek. Sanatın görünür olması sanatın değerini düşürmez. Popüler kültürde sanatın değeri düşer. Popüler kültürde gizemlilik çok önemlidir. Sanat yapan bir insan için gizem çok bir şey anlam ifade etmez çünkü sanatın içeriği estetiktir. Sanatın görünür kılınması hiçbir şey değiştirmez. Sanat toplum içindir. Bunu özellikle söylüyorum. Sanat, toplumun kaygılarına cevap olabilmektir. Sanat kendi doğalında muhaliftir. Sanatçı her şeye muhaliftir. Muhalefete bile muhaliftir. Sanat böyle bir şeydir.

“Zulüm kokar” şarkınız ile daha çok tanındınız. Bu şarkının sözlerine baktığımızda sitem, haykırış ve bir aşkı anlatıyor gibi. Nasıl bir ruh hâlinde yazdınız bu şarkıyı?

Ben hiçbir şarkımı böyle bireysellik üzerine yazmadım ya da toplumdaki klasik aşk algısıyla da yazmadım. Şarkılarımın içerisinde mevcut sosyolojide ne varsa onlar yansıyor. Bir besteci, ben oturup bu konuyla ilgili bir şarkı yazayım, demez. Bir konu görür, bir olaydan etkilenir ve onun üzerinden bir şeyler yazar. Bugün şarkılarımın içeriğini benim anlatmam ne kadar doğru olur bilmiyorum, asıl olan dinleyenlere yansıyan şeklidir. “Zulüm kokar” şarkı sözlerine bakalım.
Belki günün birinde
Sabah şafak vaktinde
Bir papatya elimde çıkıp sana gelirim.
 (Aması var)
Dağların kokusuyla
Baharın coşkusuyla
Tarihin yargısıyla
(Ben sana gelirim ama onlarla gelirim)
 Belki umut renginde
 Gece serinliğinde
 Biraz hüzün cebimde çıkıp sana gelirim.
Çocukluk sevinciyle mülteci kederiyle
Bir savaş sebebiyle.  
Burada çocukluk sevinci ifadesiyle bir çocuğun geleceği kastedilmektedir. Mülteci kederi denildiği zaman sınırlardan bahsedilir, savaş gerçekliğinden bahsedilir. Bir savaş sebebiyle dizesindeki savaş, sadece bildiğimiz fiziki bir savaş değildir, psikolojik bir savaştır, ekonomik bir savaştır, sosyolojik bir savaştır. Bu kavramları birçok şekilde adlandırmaya çalıştım ancak insanlar tek anlamıyla algıladı. Demek ki biz o kadarı hissettirebilmişiz ki o şekilde olmuş.


YouTube’da çok dinleniyorsunuz. Şarkılarınız bu aşamaya nasıl ulaştı, kolay oldu mu süreç?


Hayır, bu aşamaya ulaşmak kolay olmadı, çok mücadele ettik. O kadar ötekileşmişim ki kendi yaptığımız kariyer üzerinden konuşmayı bu toplumun acılarına hakaret olarak algılarım. Bugün burada kendimden bahsetmek, bu toplumun acılarını görmemek demek olur. Onu da hakaret olarak sayarım. Kendi müziğimi tanıtmak isterim ama bunun reklamı çok doğru olmaz. Şunu söyleyeyim: Müzik, ideolojimin propagandası. Sanatı seviyorum ve ideolojimi en iyi anlatma aracı olarak da görüyorum, çok da emek verdim. Yazdığım her şarkıyı insanlara doğru bir şekilde yansıtmaya çalıştım. Birçok şarkı Kürt sanatçısına ve diğer sanatçılara beste yapıp verdim. Onların benim şarkılarımı anlatmasını, beni dinlemeyi sevmeyen dinleyicilerin onlardan bu toplumun acılarını, hüzünlerini anlayabilmesini istedim.  

Muhalif duruşunuz sanatla birlikte mi oldu?

Muhalif duruşum aileden geliyor. Annem hukuk fakültesini terk etmiş, babam da liseyi. İkisi kuzen, ikisi de politik ortamda, ikisi de dönemin ruh hâliyle büyümüş. Biz de o ortamda yetiştik. Adım sorguladığımda bile tarihsel gerçeklikler, trajediler çıkıyor ortaya. Oradan bile başlansa yaşadığımız coğrafyaya bakılsa belli bir muhalif kişilik oluşuyor insanda.  Ayrıca sanat, kendi doğalında muhaliftir. Ben bir Kürt sanatçıyım ama insanlar benim Türkçe şarkılarımı dinlediği için Türk sanatçı olarak biliyor. Bunun altını çizmek isterim. Derdimi anlatabileceğim her dilde, kimliksizliğimi anlatmak isterim.

Peki, sanatta muhalif olmak neden bu kadar önemli?

Muhalif olmak önemlidir çünkü aristokrat bir yapının sanatı olmaz. Aristokrasinin her şeyi vardır ama mazlumun hiçbir şeyi yoktur, fakirin bir şeyi yoktur, ekmeği için mücadele eden bir insanın bir şeyi yoktur. Sanat onlar için olmalıdır. Bugün altında milyonluk arabaya binen bir insan için sanatın estetiği bir tabloya milyon dolarlar verip evinin bir köşesine asıp hava atmasıdır ama mazlum için acısının, kederinin, hissiyatının çığlığıdır sanat, dışa vurumudur. Bu ayrım yüzeysel değildir ya da öyle sadece psikolojik veya sosyolojik bir ayrım değildir. Bu ayrımın göz ardı edilmesi toplumu da metalaştırır bir duruma getirmiştir. Muhalif sanatçıların ya da kişilerin kendisini ifade edebileceği alan çok dardır. Ben böyle bir alan oluşabilecek her yerde kendi acımın propagandasını yapmak için direnirim, mücadele veririm, çabalarım.
Bireysel olarak bugün sisteme tabi olursam çok lüks, çok güzel bir şekilde yaşayabilirim. Ben böyle bir durum içerisine girmek istemiyorum. Olaylar benim şahsımla alakalı değil, tarihsel gerçekliği var. Bugün Muş’taki bir Kürdün ezginliğiyle Trakya’daki bir Türkün ezginliğiyle ya da Filistin’deki bir Arabın ezginliği arasında bir fark göremiyorum. Mazlumun rengi aynıdır. İnsanlar benim için ikiye ayrılır: İyi insanlar ve kötü insanlar. Kim olduğu, etnik kökeni, ideolojisi çok önemli değil çünkü evrensel açıdan bakılmalı acılara da mutluluklara da. Bugün bazı sorunları es geçip bazı sorunları es geçemezsin. Temel bir durumdan bahsediyorum. 

Sizin için popülerlik ne anlam ifade ediyor?

Yaptığımız müzik ve içinde yetiştiğimiz ideolojik gerçeklik popülizme karşıdır. Popülizmin ya da kapitalizmin bütün araçlarına karşıdır. Mümkün olabildiğince yapabildiğimiz kadar, gücümüzün yettiği kadar kendimi soyutlamaya çalışıyorum. Popülizm bir psikolojik hastalıktır bana göre. Kökeni Neolitik Dönem’e kadar gider, kadın ve erkek ilişkisini içerir. Popülizm bir iktidarcılık, benmerkezcilikten başlar.

Hayatımızda müzik, resim, heykel gibi sanat dalları olmasaydı sizce ne eksik olurdu?

Sanat olmasaydı neler olacağının örneklerini bugün sanatın, müziğin, resmin, heykelin olmadığı yerlerde ya da sanata karşı olan yerlerde görebiliriz. Bugün Taliban’ın elindeki Afganistan’a, Molla Rejimi’nin elindeki İran’a bakabilirsiniz. Bu konuda çok fazla örnek verilebilir. Bazı şeyler hiç görülmemiş, tecrübe edilmemiş değildir. Bir benzetme yaparak anlatmam gerekirse toplumu bireyler oluşturur. Bu bireyleri evde anne yetiştirir, baba yetiştiremez mevcut düzende, babanın öyle vasfı da yoktur. Özgür olmayan bir kadın, özgür bir birey yetiştirebilir mi? Bir ailede kadın figürünü düşünün. Kadını çıkardığınızda aile, aile olabilir mi? Yaşamı kuran kadındır aslında. Hayat da böyle bir şeydir. Hayatın içinden sanatı çıkarın bir şey kalır mı? Düşünsenize giydiğimiz bir kıyafetin estetiği bile modelist tarafından tasarlanmıştır ve bu, bir sanattır. Bir şey estetize edilebiliyorsa bir düşünce pratiğe dökülebiliyorsa bu sanattır. Düşünsel bir şeyin bütün toplum yararına hayata geçmesi sanattır.
Son olarak yeni nesil sanatçılara ve gençlere ne söylemek istersiniz?
Her dönem kendi toplumsal sorunlarını yaratır ve sanatçı ancak o sorunlara cevap olabilecekse sanatçı olabilir. Sanatçı, toplumu değiştirebilecek soru işaretlerini yaratmalıdır. Yine her dönem için hep yeni bir jenerasyon olacak. Bizden bir önceki nesil de bizi eleştiriyordu. Biz de bir sonrakini eleştireceğiz. Global bir dünyada yaşıyoruz. Her zaman şartlar değişecektir. Ben gençlere şunu söylüyorum: “İstedikleri kadar modern olsunlar, çağa ayak uydursunlar ama toplumsallıktan kopmamalılar.” Evrensel sanat yapsınlar istedikleri kadar. Sonuç itibarıyla biz ne kadar evrenselsek o kadar da yereliz. Ne kadar evrenselsek o kadar da özgünüz. Evrensel kelimesini kullanan biri beni de kavramın içine katıyor çünkü ben de evrenin bir parçasıyım.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat