‘Radyoculuk hayalimdi, hayalimi gerçekleştirdim’

Almanya’nın Hamburg kentinde ‘Merhaba Hamburg’ adlı radyo programı ile her sabah radyo severlere Türkçe ve Almanca program yapan program yapımcısı ve sunucusu Kazım Korkmaz ile yeni yılın ilk röportajını gerçekleştirdik. Kazım Korkmaz programını ve kendisinin bilinmeyen yönlerini gazetehamburg’a anlattı.

Zafer ÖZPOLAT'in Ropörtajı 21 Ocak 2019 21:37
‘Radyoculuk hayalimdi, hayalimi gerçekleştirdim’
-A +A

RÖPORTAJ:Zafer ÖZPOLAT/gazetehamburg

Almanya’nın Hamburg kentinde ‘Merhaba Hamburg’ adlı radyo programı ile her sabah radyo severlere Türkçe ve Almanca program yapan program yapımcısı ve sunucusu Kazım Korkmaz ile yeni yılın ilk röportajını gerçekleştirdik.
Kazım Korkmaz programını ve kendisinin bilinmeyen yönlerini gazetehamburg’a anlattı.



Sizi tanıyabilir miyiz? Kazım Korkmaz kimdir?

1968 İzmir doğumluyum.1993 yılına kadar İzmir’de yaşantımı sürdürdüm. Çoğu Türk erkeği gibi ithal damat olarak buraya geldim. !993 yılından bu yana Almanya’nın Hamburg kentinde yaşamımı sürdürüyorum.

Türkiye’de radyoculuk yaptınız mı?

Hayır yapmadım. Ama Türkiye’de radyoculuk üzerine eğitimimi aldım.

Yani eğitimci radyocusunuz?

Evet eğitimimi Türkiye’de yaptım. Türkiye’de Radyo 35’de arkadaşlarım vardı. Türkiye’de radyo spikerlerinin diksiyonuna çok dikkat ediyorlar. Oradaki arkadaşlardan ücret karşılığı diksiyon dersleri aldım. Bu diksiyon dersleri radyoya başlamadan oldu. Diksiyon kursları aldığımda henüz TİDE radyosu yoktu.


Neden Radyoculuk?

Benim hayalimdi. Ben kendim aslında Türkiye’de bayan ayakkabıcısıydım. Defilelerde mankenlerin giydiği elbiselere uygun ayakkabı yapardım. Benim Türkiye’de Atölyem vardı. O zamanlar Türkiye’de yeni yeni radyolar açılmaya başlamıştı. Oldum olası radyoyu seviyordum. Eskiden evlerimizde fazla Televizyon yoktu, radyo vardı. Hatta radyoların üstü örtü ile örtülürdü. Radyo benim için hevesti. Almanya’da da bu mesleği gerçekleştirdiğim için mutluyum.


Tide radyosuna nasıl girdiniz?

Ben Hamburg’a geldiğimde TİDE radyosu yoktu. Fakat o frekansı açtığımda bir bip sesi çıkardı. Yani o frekans boştu. Hep kendi kendime buradan bir şey çıkacak diyordum. Ama ben o sıralar Türkiye radyolarıyla ilgimi koparmıyordum. O zamanlar beğendiğim radyo programlarını kasete çekiyordum. Arabamda hep o programları dinliyordum. Bir gece işten çıktım. Frekansta garip garip konuşmalar vardı. Sürekli o frekansı takip ediyordum. Tanıtım yapıyorlar ‘Bizimle çalışmak ister misiniz? ‘diye Bunu öğrendim. Eşime söyledim. İrtibata geçtim. Demo istediler. Hemen uçağa bindim. İzmir’de arkadaşlarımın desteği ile demo program çektik. O demo programı buraya getirince benim hayalimdeki gibi olmadı. Çünkü bu radyo iki dille program istiyordu. Kanalın istediği tarzda formatı yapmak için bilgisayardan çok iyi anlayan bir arkadaşa durumu anlattık. O kendisi ben yaparım dedi. Yarım saat demo program için sekiz saat uğraş vermiştik. Çünkü tekniğini bilmiyorduk. Konsept yaptık demo CD ile TİDE radyosuna gönderdik. Üç dört hafta içinde okeyi geldi. Tarkan şarkısıyla ilk programımızı yaptık.


Kaç yılında oldu? 

2 Nisan 2004 yılında ilk program gerçekleştirdik. O günde TİDE radyosunun açılış tarihiydi. Bu yıl on beşinci yılımızı kutlayacağız. O günden bu yana TİDE radyoda programımız devam ediyor. İlk önce üç gün yapıyorduk. Daha sonra sabah programı yapmaya başladık.

İyi bir radyocu size göre nasıl olmalı? Kendini iyi bir radyocu olarak görüyor musun?

Ben kendimi iyi olarak görmüyorum. Fakat eğitim şart. Biz bunun okulunu okumadık. Bence radyocu olacak kişinin ilk önce radyo televizyon gibi değil, kutudan çıkacak bir ses olduğu için anlattıklarıyla insanı etkilemesi gerekiyor. Ses tonu ve vurgulaması çok önemlidir. Herkes radyocu olarak piyasaya çıkıyor. Önüne gelen radyocu oluyor

Tıpkı fotoğraf makinesini boynuna asan gazeteci olduğu gibi mi?

Aynen. Bence bir radyocunun hayata her yönü ile bakması gerekiyor. Bir radyocu kendini geliştirmesi lazım. Radyocu televizyoncu değil ki, yakışıklılığı öne çıksın. Ama radyocu yakışıklığından ziyade anlattıkları ile etkiliyor. 

‘Ben iyi bir radyocu değilim’ diyorsunuz, siz bu özellikleri taşımıyor musunuz?

En azından yakışıklı değilim.

Yakışıklılığınız Radyo’da gözüküyor mu?

Ama şimdi gözüküyor. Canlı görüntülü yayın yapıyoruz.
Ya beni bir radyocunun ses tonun beni etkilemesi gerekiyor.

O ses tonu sizde var ,güzel ses tonunuz var?

Çoğu kişi bana bunu söylüyor. Ama kişi kendisi içten konuştuğu kişisel olarak bunu fark edemiyorsun. Allah vergisi herkes de olmayan bir durumdur ses tonu ,ses güzelliği ama şu da var ses tonu çok güzel fakat kabiliyet yok kabiliyet çok önemlidir. Birbirini tamamlaması lazım. Her zaman kendini güncellemelisin. Ses eğitimi yapmalısın. Arabada giderken kendimi radyo stüdyosundaymış gibi görür kendi kendime konuşurum. Ayın belli dönemleri ağzımda kalemle dolaşıyorum. Niye çünkü dil ile diş arasından çıkarken sesi yönlendiriyorsun. Dil dişe çarptığında çıkacak olan ses vurgulaması bir başka oluyor. Diksiyon kurslarında kalemle konuşturuyorlar. Çünkü vurgulamaların daha net olsun. Onu devamlı yapmak zorundasın. Yapmadığın zaman dil tembelleşiyor. Kulak tembelleşmesi gibi dilde tembelleşiyor. Türkiye’de ki, radyocuların %70’i doğru konuşmuyor. Çünkü müzik yayını yapıyorlar yada istek şarkıları ile radyoculuk yapıyorlar. En güzel Türkçeyi konuşanlar konuşan radyoculardır.


Radyoda ki, programınızın adı ‘Merhaba Hamburg’ bu isim sabah programı yaptığınız için mi, yoksa bu ismin başka bir anlamlı nedeni mi var?

O zaman eşim ile birlikte kararlaştırdık. Merhabayı günün her saatinde kullanabilirsiniz. Merhabayı genelde Almanlarda çok iyi biliyor. Biz bu programı yaparken sadece Türk vatandaşlarına yönelik yapmıyoruz. Sorun zaten burada yatıyor. TİDE Türk radyosu değil, Alman radyosu iki dilde yayın yapan program sunan bir radyodur.

İki dilde program yapmanın zorlukları var mı?

Tabii ki, var.

Ne gibi mesela? 

Ben her şeyi çok rahat bir şekilde konuşamıyorum. Benim yeterli Almancam olmadığı için Türkçeyi Almancaya çeviren arkadaşımı zor durumda bırakmamak için konuşurken daha dikkatli hareket ediyorum. Bana kalsa anında süratle konuşurum. Âmâ konuştuklarımı çevirecek arkadaşımı düşünmem lazım.

Erdinç ile beraber iyi bir ikili oldunuz.
Ara sıra başka arkadaşlara da programınızda imkanlar sunuyorsunuz. Genç radyocular yetiştirmek için mi yapıyorsun?


Bizim herkese kapımız açıktır. Ben ilk eşim ile beraber başladım. Daha sonra burada psikolog olarak çalışan Çetin Kova vardı. Onunla üçlü olarak devam ettik sonra ayrıldı üniversitesine devam etti. Eşimin işleri dolayısıyla gelemez oldu. Erdinç bizim normal dinleyicimizdi
Her sabah bize mesaj atıyordu. İnternet radyosu yapıyordu. Bir gün geldi. Kendisi ile tanıştık, gün bugün birlikte programı götürüyoruz. Gelene kapımız açıktır. Arkadaşlık başka ama işine bağlılık disiplin başka olmalıdır. Bizim dinleyicimiz çok hassastır. Bunu bildiğimiz için çok dikkatli sunum yapıyoruz.

Bir işte çalıştığımız zaman karşılığında para alıyoruz. Program yaptınız radyoda fahri olarak çalışıyorsunuz? Karşılığında bir şey almadığınız bir programı uzun süredir devam ettiriyorsunuz? Yeter artık demiyor musunuz? Sonuçta karşılığını almıyorsunuz?

TİDE radyo kanalı hiçbir çalışanına ücret ödemiyor. Eğitim kanalıdır. Fakat sponsor desteği alabiliyorsun. TİDE radyosu bu imkanı bize tanıdı. Sponsorum olmasa da ben bu işi yaparım. Para için yapsam çok para kazanacağım işlere yönelirim. Bir saatlik yayın yapmak için normal iş günü gibi çalışıyorsun.


Sizin dinleyici profiliniz nasıl? Sizler hangi yaş grubu dinliyor?

Orta yaşlı grubun bizi takip ettiğini biliyorum. Bize canlı yayında gelen telefonlar bunu gösteriyor.

Radyoda müzik seçimini neye göre yapıyorsunuz? Programınızda istek parçalara genelde yer vermeyen anlayışınız var?

İstek şarkılar çalmak benim formatım değildir. Ben daha çok konuşmayı seven birisiyim. Ben DJ değilim. Ben radyocuyum. Bazen şarkıların tamamını bile konuşayım diye çalmıyorum. Dinleyiciyi uyandırmak çok basit. Bizi şu anda nereden hangi semtten dinliyorlar dediğimizde watschap mesajlarını bir görseniz inanamazsınız. Öyle yazılar yazıyorlar ki, dinleyiciler mecbursun cevap vermek zorunda kaldığın anlar oluyor. Sabah kuşağında yayın yapıyoruz. Bazen ağır Türküler isteniliyor. Bazen sende istiyorsun ama bizi sadece Türk vatandaşları dinlemiyor. Biz Almanca yayında yapan kültürel kanalız. Sabahın köründe tahtalı mıhçıyı ben çalarsam biraz ağır olur. Tarkan çaldığımızda herkesin tanıdığı bildiği ses olumlu tepkiler alıyorsun. Ben radyoculuğu milli takım olarak görüyorum. Ben burada Türk Milli takımını temsil ediyorum.

Bazen radyoda siyasi Türk siyasetini yakından ilgilendiren konuları ele alıp, tartışma ortamı yapıyorsun. Bir radyo programı bunu gerektirir mi?

Eğer DJ değilsen, radyocu isen yapmak zorundasınız.DJ müzik çalar. Bizim sloganımızda. ‘Hayata dahil her şey var’ Hakaret içermeden herkes her şeyi söyleyebilir. Çoğu bana ‘Sen politik yayın yapıyorsun’ diyor. Çünkü bunu öyle algılıyor. Aslında ben Türkiye siyasetinde hiçbir partiye güvenmiyorum. Çünkü hepsi yanlış politika uyguluyor. Koltuklarını düşünüyorlar. Halkı düşünen yok. Hiç bir partinin taraftarı değilim. Hiçbir zamanda olmadım. Cumhurbaşkanına mesafem neyse muhalefete de aynıdır. Ben programımda Sayın Cumhurbaşkanı diye hitap ederim. Çünkü TC’nin Cumhurbaşkanıdır. Sayın dediğim için eleştirenler oluyor. Benim ülkemin Cumhurbaşkanına Sayın diye hitap etmek zorundayım. Herkes istiyor kendi siyasi görüşüne göre radyoda konuşsun. Bu olmaz.

15 yıl önceki Merhaba Hamburg programı ile şimdiki Merhaba Hamburg programı arasında bir fark oldu mu?

Eskiden daha politik program yapıyordum. Eşimle yaptığım yıllar eşim benim hızıma yetişiyordu. Ama şimdi birlikte olduğum arkadaşları düşünmek zorundayım. Şimdiki Merhaba Hamburg güncel politikayı daha takip eden bir formatta devam ediyor.

Program içinde duygusal anlar yaşadığın bir an oldu mu ?Stüdyoda hiç ağladın mı?

En üzüntülü anımdan 5 dakika sonra yayına çıkmış biriyim. Baba annemi kaybettim aynı gün stüdyoda program sundum. İnsanlara üzüntümü belli ettirmem lazım. Benim işim o profesyonel olmam lazım. En üzüldüğüm an yıllar önce bir kampanya yapmıştık. Engelli çocuk için ona çok üzülmüştüm çocuğun öğretmeni ile stüdyoda konuştuğumuzda tekerlekli sandalyeye kavuşturmuştuk. Ancak evine çay götüremeyen öğrencinin olduğunu duyduğumuzda çok üzülmüştüm. 

Kazım Korkmaz olarak Türkiye’de mi radyoculuk yapmak istersiniz yoksa Almanya’da mı?


Size şunu söyleyeyim yıllar önce arkadaşım Türkiye’de radyoculuk yapıyordu. Ben gözümle gördüğümü anlatacağım. Şu anda Haluk Levent’in Türkiye’de çalışması var. Fakir öğrencilere burs verme çalışması var. Bu Haluk Levent’e daha önce Almanya’da konser vermiş, zaman arkadaşlarımı radyoda ziyaret ederim. Radyonun içinde ‘Bir dahaki emre kadar Haluk Levent şarkıları çalınmayacak’ yazısı koymuşlardı. Haluk Levent ne yapmıştı. Türkiye’de radyoculuk kolay değil, Almanya’da daha özgür yayın yapıyorsun.

Ama sizde bir sanatçının şarkılarını çalmayacağım dediğiniz olmuştu? O sanatçının ismini hatırlamıyorum şu anda?

Ama ben her sanatçının şarkısını çalarım. Siyasi olmayan şarkıyı çalarım. Gençleri yozlaştıran mesela Aleyna Tilki şarkısını ne dinlerim nede çalarım. Ama benim dinleyicim içinde Aleyna Tilki seven vardır Mesela uyuşturucudan içerde olan Deniz Seki şarkılarını çalmıyorum. Kadın içeriye girdi çıktı. Özür bile dilemedi. Tarkan için uyuşturucu kullanıyor dediler. Çocuk çıktı özür diledi ve’ tedavi görüp bu illetten kurtulacağım ‘dedi kurtuldu. Tarkan’ının şarkılarını çalıyorum. Benim yasak koyduğum sanatçı yoktur. Belki anlattığım nedenlerden dolayı çalmıyorum

Bir radyo dinleyicisi Zafer Özpolat olarak ne özelliğin yada programının ne özelliği var sabah kalkarak seni dinleyebileyim?

Ben yayında da söylüyorum. Üç günden fazla beni dinlemeyin diye 

Neden?

Çünkü dördüncü gün otomatik olarak açıyorsunuz radyoyu

Bağımlılık mı yapıyorsunuz?

O biraz şımarıklık olur. Almanya’da Türkçe ses duymak başka bir şeydir. Güzel bir duygu oluyor. Aynur vardı Şener Şen ile ilgili oynadığı bir filmde İncir ağacı adlı bir şarkı var. Bunu çaldık. Yaşlı bir teyze ağlayarak beni aradı demek ki, o duyguyu yaşamış 

Kazım Korkmaz ve Merhaba Hamburg üç kelime ile nasıl ifade edersin?

Kazım korkmaz Türkiye’yi seven, ailesini seven dinleyicisini seven birisi
Merhaba Hamburg isminden de anlaşılacağı gibi benden sana zarar gelmez.

İlerisi için neler düşünüyorsun yada neler düşündüğünüzü yapmak istiyorsunuz?

Yaşımın ilerlediğine inanıyorum. Merhaba Hamburg’u el verdiği sürece götürmeye çalışacağım. En çok istediğim dinleyicinin katkı vermesidir. Bir kere radyo kanalına katılmıştım çok heyecanlanmıştım. Telefondan bizi arayanlara helal olsun dedim. Heyecanlı bir iş inanın. Dinleyici bizden çok iyi ,bir de trafikte arıyorlar inan kolay iş değil takdir ediyorum.

Vakit ayırdığın için teşekkür ederim. Son olarak bir mesajın var mı?

Radyoyu sevsinler. Televizyondan uzak dursunlar. Çünkü radyodaki ses insanı aldatmaz. Ama Televizyonda ki görüntü insanı aldatıyor. Radyoda aldatamazsın. Çünkü sen o adamın sesinden yalan haber yaptığını anlarsın. Türk haberlerine bakıyorum. Kendimi o spikerlerin yerine koyuyorum. İnan çok üzülüyorum. Kendilerinin de inanmadığı haberi okumak zorunda kalıyorlar. 
Ben sana teşekkür ederim. Güzel bir röportaj olduğuna inanıyorum.

 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı