YÜRÜ YA KULUM!

Tarih: 19 Mayıs 2022 22:09
YÜRÜ YA KULUM!

Songül ŞAHİN/YAZAR

Başlıktaki deyim direkt okunduğu anlamı ifade ediyor yani herhangi bir konuya atıfta bulunmuyor. Mesela Türkiye’de yürüyen insanları ele alıyor ya da yürümek zorunda kalan hatta mesafesi kısıtlanmış hâlde yürümek zorunda kalan yani olduğu yerde dönüp dolaşıp yürüyen.
Eski çağ gibi deve de yok ki insan binsin. Evet, binek araçlarından bahsediyorum. Yollar, köprüler çoğaldı doğru. Kalkınma için bu tür şeylerin yapılması da zaten normal bir durum fakat insanlar araçlar yerine yürümeye geçiş nasıl yaptı yoksa teknolojinin farklı bir boyutu mu bu?
Almanya’da 2700 euro civarında olan bir araç Türkiye’de 297 bin TL. Böyle bir yürüyüşten bahsediyorum. Altı üstü dört tekeri olan bir araç. Sizce de çok enteresan değil mi? Aradaki fiyat gerçekten fahiş. Çok daha da ilginci, sıradan bir araç 400 bin ve bu araç için banka 160 bine kadar peşin istiyor. Geri ödemesi ile birlikte de 700 bin TL'ye mal oluyor.
Böyle çağ atlamak görmedim. Gören var mı acaba? Bir tek bana mı öyle geldi? Düşünsenize 700 bin TL dört teker için. Bir de daha üst boyutu olan bir ilginçlik daha var. 700 bin TL’yi gözden çıkardınız, diyelim, araba kapının önünde süs olarak kullanılıyor. Aracı kullanmak resmen haram çünkü benzin alınmıyor.
Elinizden gelen her şeyi de yapsanız yürümeye yine de mahkûmsunuz. Mesela arabayı bıraktınız, toplu taşıma, dediniz. Onda da şans yok. Bir çarşıya gitmek, gelmek yine çok masraf. Normalde tek seferlik otobüs bileti pahalı olacağı zaman aylık bilete yönlendirilir insanlar ama aylık biletler 600 TL'den başlıyor. 600 TL ne kadar büyük aslında.
Düşünsenize Erzurum gibi minik bir ilde bile indirimli aylık bilet 225 tam 345 TL. Bir insan aylık bilete nasıl o kadar para versin? İstanbul’da zaten bir sürü yüzlük lazım. Toplu taşımanın anlamı adından da belli olduğu gibi bir araç ve tek depo benzin ile topluca bir yere uygun fiyata gidebilmek. Mesela İran da aylık bilet 3 euro. Belki böyle daha iyi karşılaştırabiliriz. Evet, orada benzin ucuz, 10 sent. Türk parası ile 1.5 TL. Bu arada 10 sentin 1.5 olması da ilginçmiş ama şöyle bir şey de var. İran'da benzin ucuz diye öyle herkes kafasına göre alamıyor, sınırı var. Bir kişinin aylık limiti 60 litre. Fazla ihtiyacı olanlar faizini ödemek zorunda kalıyor.
DİĞER ÜLKELERDE DURUM
Bir nevi fazla tüketim, kurallar ile kontrol altına alınmış. Moskova’da tek yön 1 euro, aylık 30 euro ki Moskova da nüfusu fazla olan bir şehir. Finlandiya’da tek yön 1,22 sent ama 3 euro ile tüm şehri gezebilirsiniz. Fark ettiniz mi? Hiç büyük rakamlar kullanmadım. Hepsi makul. Bizde her şey zor. Yaşamımız boyunca hayatla savaşımız sürer. Nefes alınarak yaşanır bu hayat. Bir rahat nefes almak neden böyle zor? Amerika’nın Kentucky ve onun gibi daha birçok şehrinde öğrenciler okul otobüsü ile alınır bırakılır. “Her çocuğun okula gitme hakkı vardır.” yasasından dolayı liseye kadar ücretsiz verilir bu servisler.
Bizde de anne ve baba kendilerine mi birkaç yüzlük verip bilet alsın, çocuğunun servisine mi versin? Karışık. Paranın yağdığı bir devre de giremedik ama bahsedilen hep yüzlükler.
Ramazan Bayramı’nda televizyonda gördüm. Çok kısa mesafeler bile tek yön 500 TL üstü. Düşünün, bir de dini bayram. Herkesin herkesi görmeye ihtiyacı ve hakkı olan bayram. Kimse bir yere gidemiyor bu yüzden ve çoğu kişi mahallesinde kalmayı tercih ediyor.
NELER YAPILABİLİR?
Türkiye'de yapılan en büyük hata, sadece sorunu konuşmaktır. Bu konuşmalar da maalesef uzun sürer. Yıllar gibi. Hâlbuki sorun olan yerde çözüm aramak lazım. Örneğin Almanya'da benzin uzun yıllar sonra ilk kez 1 euroyu geçti ve bu hem halk tarafından hem üst düzey tarafından büyük bir sorun olarak algılandı. Nihayetinde iki ay kadar bir sürede bir karara bağlandı. Haziran ayından itibaren Almanya için her yere tek bilet 9 euro. Nereye isterseniz gidin, 9 euro. Bakın, çözüm hemen bulundu, “İnsanlar rahat nefes almaya devam etsin.” diye. Hava kirliliğini önlemek amacı ile araç tüketimini azaltmayı Almanya zaten düşünüyordu. Bu durum, aynı zamanda belki bir pilot başlangıç olur. Türkiye’de de anladığım kadarı ile hava kirliliği kökünden çözülmüşe benziyor.
Başka bir çözüm olarak bölgesel bilet olabilir. Örneğin Doğu Anadolu içerisinde geçerli olacak bilet. Hayat durmuş şu an Türkiye’de. Bu şekilde canlılık verilebilir. İnsanlar gezip tozsun, bir kendisine gelsin. Çok basit bir şeyden bahsediyorum. Umarım, okuyanlar da imkânsızlık hissi oluşmamıştır çünkü bu gerçekten çok basit bir şey. O imkânsız duruma gelmeniz hoş olmaz çünkü umutsuz olunca bir topluma yazık olur. Birkaç yetkili bir araya gelip konuşsun yeterli. Valileri, belediye başkanlarını artık sokaklarda, afişlerde Tweet atar gibi görmek yerine, bu güzelliklerle görmek isteriz. Çarşıda vazo veya çilek reklamları görmek sanki yeterli gibi.
Tabii suçu sadece yetkililerde aramak da yanlış. Sonuçta her şey arz talep meselesi. Neyi isterseniz onu bulursunuz. Neyi istediğini, sevdiğini bilmek önemli. Türkiye’de herkes başkası mutlu olsun diye uğraştığı için. Olması gereken durum için bir türlü şartlar oluşmuyor. Billboardlarda bir vali ya da belediye başkanı görünce çoğu kişi aynı şeyi hisseder. Ne işi var bu resmin burada? Konu açılınca da “Ya aman ne olacak? denir. Ne olacak? İçindeki gerçek düşüncen ortaya çıkmamış olacak. Çıkmayınca da etraf böyle mutsuzluk veren şeylerle dolar. Bana göre her yerde karpuz gibi reklamı olan insan görmek hiç hoş değil. Altına bir de ışık konuluyor gece böyle gulyabani gibi parlıyor. İlginç bir zevk.
Bir sonraki yazıma kadar öncelikle iyi egzersizler sonrasında ayağınızın yerden kesilmesini umut ederim!

 

https://www.gazetehamburg.com/makaleprint/yuru-ya-kulum-/