GERÇEĞE PANTOLONUNU GİYDİRME ZAMANI

Tarih: 17 Aralık 2020 22:11
GERÇEĞE PANTOLONUNU GİYDİRME ZAMANI

Leman Memmedova ( Yazar )gazetehamburg.com

“Askerî aşama bitti, geçiyoruz siyasi aşamaya.”
Bu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in halka konuşmasından önemli bir cümle.
Askeri gücümüzü gösterdik, diplomasimiz hareketlendi. Kaldı, öz güven aşaması.
Dünya Azerbaycanlılarını gördünüz mü? Asil milletimiz, gerektiğinde nasıl tek yumruk olup birleştiler? Bir kere bunu, hiç kimse aklından çıkartmasın.
Gelgelelim geldiğimiz noktada, dikkat etmemiz gereken şu hususlara:
- Ermenistan açlıktan ölüyor.  
- IMF’ye milyarlarca dolar borcu var.
- Devlet bütçesi dibe vurmuş durumda.
Fakat savaş döneminde, askeri silahlarının hiç eksik olmadığını gördük. Kimlerin sayesinde acaba?  Ermeni lobilerin, bildiğimiz ve bilmediğimiz dış güçlerden aldıkları yardımlar sayesinde elbette.
Peki, 10 Kasım’da savaşı nihayete erdiren anlaşma çerçevesinde, Rusya’nın barış gücü askerleri Karabağ’a yerleşti. Söz konusu anlaşma, bazı yönleri ile halkımızı haklı olarak rahatsız etmektedir. Güçlü olanlar engelleri, müdrik olanlar ise tüm yolu atlar. Korkular yerine bu fikri tercih ederim.

LOBİCİLİK EN UYGUN STRATEJİDİR

44 gün süren savaş sırasında, kardeş ülke Türkiye’nin bizi bir dakika bile yalnız bırakmaması, Pakistan, İsrail, Ukrayna gibi ülkelerin de manevi desteklerini eksik etmemeleri aslında birçok şeyin farkına varmamızı sağladı. Müttefik ilişkilerinde, din, dil ve ırkın fark etmediği gerçeğini dünyaya gösterdi. Bununla birlikte asıl güvenilir müttefikin, yine kendimiz olduğunu ispat ettik.
Bilincinde olduğumuz, fakat bir türlü başaramadığımız stratejik konulardan biri de lobiciliktir. Yurt içi şirketlerde, halkla ilişkiler uygulamasına yeteri kadar önem verilirken uluslararası ilişkilerde aynı uygulama yetersiz kalmaktadır. Güçlü devletlerin karar mercilerini etkilemek, kendi çıkarlarımızın ve senelerdir haykırdığımız gerçeklerin, yalanlar yüzünden bastırılmasını engellemek için lobicilik en uygun stratejidir.
II Karabağ Savaşı’ndan sonra Türkiye ve Azerbaycan, birbirine her platformda bu kadar kenetlenmişken lobicilik faaliyetlerimizi de ortak çatı altında yürütmemizin nesi kötü olur? Lobicilik, bir ırkçılık veya bir mezhepçilik falan değildir. Amerika gibi devletlerde önemli bir faktördür. Biz, dostumuzla dost, düşmanımızla düşmanız fakat siyaset meydanında, her şey kılıç ve kalemle çözülmüyor. Kulak aşındıran fısıltılar da önemli.  
Ermenistan, senelerdir dünyayı uyduruk bir soykırım masalına inandırmaya çalışıyor hatta Fransa gibi inandırdıkları ülkeler bile var. Peki, arşivlerimizi hepsine açtığımız hâlde nasıl oluyor da bu ülkeler, sahte kanıtları tercih ediyor?
 
DEVLETÇİLİK BİLİNCİMİZİ KORUMALIYIZ

Yurt dışına gidince, ayrı bir bireye dönüşmeyi bırakıp milli kimliğimizi, milli gerçeklerimizi unutmamalıyız. Ne yazık ki birçoğumuz, örneğin Fransa’ya gidince, Fransız’dan daha çok Fransız umursamazlığına kapılıyoruz.
Her şeyi devletten beklemek değil, devletçilik bilincimizi koruyarak dünyaya hak sesimizi duyurmalıyız.
Mutfakta, kahvede, pubda siyaset yapmak, gerçekleri su yüzüne çıkarmıyor maalesef. Büyük fark atarak kazanan olmak istiyorsak tarihî gerçeklerin uluslararası kurumlar ve devletler tarafından kabul edilmesini, siyasal ve sosyal açıdan olumlu imajımızın herkesçe bilinmesini sağlamalıyız. Gök kubbemizin altında sadece biz yaşamadığımıza göre sadece bizim gözümüzde haklı olmak da yetmiyor maalesef.
Winston Churchill’in “Gerçek, pantolonunu giyene kadar yalan, dünyanın yarısını dolaşır.’’  iktibasının da yola çıkmamız için bir ipucu olarak altını çiziyorum.
 

https://www.gazetehamburg.com/makaleprint/gercege-pantolonunu-giydirme-zamani/