BİLİM AKILDIR, BİLİME AKIL MI DAYANIR?

Tarih: 28 Haziran 2021 22:08
BİLİM AKILDIR, BİLİME AKIL MI DAYANIR?

Korcan Yiğit/YAZAR

Felsefe güzel bir şeydir, insanları hayal âlemine sürükler. Alis Harikalar Diyarı’nda gibi gezer durursun beyninin içinde. Felsefeye düştükçe “İşin özüne varayım.” derken merkezden uzaklaşıp kenarlarda dolaşırsın.
Felsefe bağımlılıktır.
Birkaç teori ortaya koyunca kendini aydınlanmış hissedersin. Yanına iki de şakşakçı buldun mu toplumdan ayrışırsın ve farklı olma hazzı doyumsuz bir bağımlılığa sokar seni. Artık olur olmadık şeye felsefe yapmaya başlarsın. Sapıtırsın.
Toplum liderleri bu işin kompetanıdır. Herkesin gözünün önünde olan gerçekler üzerine öyle bir felsefe yaparlar ki havsalanız almaz. Gözünüzün içine baka baka beyaza siyah derler ve bunu çarpıcı gerçekler üzerinden anlatırlar ki şaşar kalırsınız. Artık bu beyaz değil, gerçekten siyahmış demeye başlarsınız. Felsefe böyle bir şeydir işte.
FELSEFE BULAŞICIDIR
Felsefe bulaşıcıdır.
Detaydır, sürekli bir sorgulama hâlidir. Sorarsın, sorarsın, kafa yorarsın, derin düşüncelere dalarsın. İnsanca bir sonuç ararsın her şeyde.
İnsanın düşünce boyutu ancak yaşam tecrübeleri ve bilgi birikiminden ibarettir. İnsan, onun ötesini ancak hayal edebilir, beyninde olasılıkları kurgulayarak sonuca gitmeye çalışır. Bilim kurgu romanı yazmak gibi bir hâldir yani.
İşin içine olasılık girdiği zaman, konu gerçeklikten çıkıp bilimselliğe evrilir.
Tıpkı Mars'a uzay aracı göndermek gibi bir şey bu… Aracı Mars'a gönderdin ama kim gördü? Oranın Mars olduğunu sen söylüyorsun. Ben de sana inanıyorum. Neden?
Felsefe, herkesin bildiği gerçeği şiir gibi işlemek, afili sözlerle süslemektir. Felsefe, gerçeği beyne değil, duygulara anlatma sanatıdır. O sebeple anlatılanlar daha mantıklı gelir.
Sormak, araştırmak, keşfetmek, nedenini ve niçinini soruşturmak insanın doğasında olan bir şey.
Bebeklikten başlarız yaşadığımız dünyayı keşfe. Önce beş duyu öne çıkar. Eller, koklar, tadar, bakar, duyarız. Peki ya göremediklerimiz, dokunamadıklarımız, koklayamayıp tadamadıklarımız... İşte bu durumda işe yorum karışır. Düşünce boyutunda çözmeye çalışırsın beş duyu ile algılayamadıklarını. İşte bu felsefedir!
Akıl yürüterek ilerlersin. Mantıklı çıkarımlar yapmaya çalışırsın. Bu çıkarımlar düşüncelerine bilimsel bir boyut katar.
Bilim akıldır. Bilime akıl mı dayanır? Bilim sorular üzerine ilerler, soruları akıl ile çözersin. Çözdüğün her sorudan sonra yeni bir soru sorar beynin sana. Bu bir kısır döngüdür, sonsuza dek böyle gider.
Felsefenin fazlası beyne kısa devre yaptırır. Bu, kişi için en büyük tuzaktır. Akıl tutulması denilen şey de aynen budur.
FELSEFE BİR DERYADIR
Felsefe bir deryadır. Yüzmesini bilmiyorsan boğulursun.
Felsefe aklın ötesine geçmektir.
Yoksa dokuz yaşındaki çocukla evlenmek hangi akla sığar? Peki, savaş yok, kıtlık yok, sırf azgınlıktan dört tane eş almak, kız çocuklarını doğar doğmaz diri diri gömmek, inen tek kitap üzerinden yüzlerce cemaat, tarikat ve mezhep üretmek…
Hepsi aklın aldanması hâlleridir.
Din güzeldir ama dinin felsefesini yapmaya kalkarsan işte böyle sapkın hâllere düşersin. Düştüğün hâli de din zannedersin.
Yalancı mıyım?

 

https://www.gazetehamburg.com/makaleprint/bilim-akildir--bilime-akil-mi-dayanir-/