ZULÜM KENDİ KARŞIT GENİNDE YAŞAR

Cezmi Ancil/YAZAR

1 Mart 2022 01:43
A
a
22 Nisan 1943 günü, Nazi ordusunun işgali altındaki Ukrayna’nın Yanova Dalina köyüne Ukrayna İsyan Ordusu (UPA) adlı faşist örgüt saldırı yaptı.
Nazi iş birlikçisi bu örgüt, çoluk çocuk ayrımı yapmaksızın Polonya kökenli insanları katletti ve evlerini ateşe verdi. Maksadı, Batı Ukrayna’yı komünistlerden ve Polonyalılardan temizlemekti.
 
Ukrayna İsyancı Ordusu, Stepan Bandera liderliğindeki Ukrayna Milliyetçiler Örgütü’nün (OUN) askeri kanadı olarak 1943’te örgütlendi.
 
Ukrayna İsyancı Ordusu Lideri Dimitri Klacki ve bir grup Nazi iş birlikçisi, Nazi üniformalarıyla piyade taburları kurarak Kızıl Ordu’ya karşı 1949’un sonuna kadar savaştı. Bunların en önemlisi Galiçya Taburu idi. Bu taburların en büyük destekçisi ise İngiliz Gizli Servisi MI6’ydı. Savaştan sonra Nazi iş birlikçileri, ABD, Batı Almanya ve Kanada’ya gizli servislerce yerleştirilip kahraman olarak lanse edildi. Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland’ın dedesi de bunlardan biri. Dolayısıyla Kanada bu faşistleri koruyan bir devlet. Hani şu dağları, ormanları delip altın arayan devlet. Hani şimdi işine yaya gidiyor diye sevip kucakladığımız sempatik başbakanı olan devlet. Tamam, kimseyi dedesinden dolayı suçlayamayız. Eyvallah!
 
Ukrayna Milliyetçiler Örgütü Lideri Bandera, 1949’da KGB tarafından Münih’te öldürülünce yerine yardımcısı ve Anti-Bolşevik Uluslar Bloğu Kurucusu Yaroslav Stetsko geçti. Faşist enternasyonal denilen bu yapılanmalar, AB ve ABD tarafından İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra beslenip palazlandırıldı. Bunların rehabiliteleri sağlanırken milliyetçilik, bağımsızlık savaşçısı algısı oluşturularak bu iş birlikçi, faşist çeteler korunup kollandı. Ukrayna Ulusal Bellek Enstitüsü de bunlardan biri.
 
Putin Yahudi olduğu için “Rusya’ya karşı savaşmaya gönüllüyüz.” diyen Ukraynalı faşist ve Nazi işgalcilerine karşı savaşan kendi soydaşları değilmişçesine kendi halkına karşı katliam yapan kişi ile son Rusya saldırısında sosyal medyadan “Lenin’in torunları bizi katlediyor.” diyen genç kız, genetik olmasa da emperyalistlerce yapılan dezenformasyon bilgilerle halkların kardeşliğine karşı geliştirilen algının toplumsal bir kültür hâlini almasıdır belki de.
 
Kendi halkını katledenlerle iş birliği yaparak eskilerin deyimiyle “kanı bozuk” çetelerle aynı ulusal kimliği taşımak hangi toplumsal dokuyla açıklanır? Bilemiyorum.
 
Son sekiz yıldır Ukrayna’nın özerklik ilan eden bölgelerine saldırılar yapıp Rusça konuşanları öldüren, yerlerinden yurdundan eden bu faşist çeteleri besleyen ABD ve İngiltere’nin, ezelden beri Sovyet düşmanlığı altında Rus düşmanlığını hatta her yıl 23 Ağustos’ta kutladıkları Antinazizim ve Stalinizm adı altında aslında sola karşı saldırılarının ideolojik alt yapısını oluşturmasını görmezden gelirsek acaba onların politikalarına yol vermiş olur muyuz?
 
“Savaşa hayır!’ gibi insani duygularla attığımız slogan, NATO aracılığıyla Rusya’yı kuşatmaya moral ve motivasyon sağlar mı?” diye düşünmeden de geçemiyor insan.
“Ukraynalı Neo-Nazilerin yıllardır saldırılarını görmeyip emperyalist bir güç olan Rusya’nın kendi sınır hassasiyetlerini göz ardı etmek ya da bu savaşın halkların çıkarına olmadığını bile bile resmin sadece insani boyutuyla ve klasik alışkanlık olan “Savaşa hayır!” demek taraflardan kimin işine yarıyor?” diye düşünmeden edemiyor insan.
 
ABD, AB ve NATO eliyle Rusya’ya dayatılan yayılmacılık; Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının, çocukların sığınaklarda korkulu gözlerle bekleyişinin duygusallığıyla Donbass ve diğer bölgelerde Neo-Nazilerin Rus kökenlilere, Polonya kökenlilere yaptıklarını görmemize engel oluyorsa bu asıl resmi göremediğimiz için duygularımızın esiri olabileceğimizi de gösterir sanırım.
 
Neo-Nazi grupları besleyen BBC Ukrayna eliyle desteklenen Radio Free Europa (Özgür Avrupa Radyosu) gibi radyoların yayın yapması ve uluslararası medyanın ABD medyasının güdümünde olmasıyla ne kadar objektif ve doğru bir iletişim olacağı da ayrı bir konu.
 
Neo-Nazist Bandera’yı öldüren İnga Pahl’ın kaderi yine Nazist olan bir ailenin kızıyla evli olmasının ardından nasıl ki ters yöne aktıysa bugün Ukraynalı gerçek vatanseverlerin ve halkın yanında olan yurtseverlerin, dünün işgalcilere karşı omuz omuza birlikte savaştıkları dedelerinin bıraktıkları vatanseverlik ruhu ile yürekleri birlikte attığı, genlerinde Nazi soykırımcılığı hâkim olan Azov Taburu, C 14, White Pride gibi Bandera artıklarının Ukrayna’nın ismini temize çıkaracağı inancını da korumak istiyor insan.
 
Ukrayna halkını Nazilere karşı savaşanlar katletmiyor. Rusya’nın emperyalist amaçla kuşatılmak istenmesinin halkların yararına olmayacağını söylemek gerek. Bu, Rusya’nın halkları öldürmesine giden bir savaşın kaçınılmaz ve acımasız yanını da görmemize engel olmamalı. Bu bilinçle hareket edip bugünün sorumlusunun Nazilerle iş birliği yapanlar ve Rusya’yı emperyalist yayılmacı politikaları için çevrelemek isteyen ülkeler olduğu gerçeğini de tek yanlı medyaya kurban etmemek gerektiğini söylemek gerek sanırım.
 
Bu savaşta kendi insanımızın yeri elbette savaş karşıtı olmaktır.
Ülkemizi Montrö Sözleşmesi’nin ileri görüşlülüğüne rağmen kısa vadeli çıkarlar adına bir oldubittiye getirmek ya da getirtilmek istenebileceği de mümkündür.
 
Buğday ve çiçek yağını bile Rusya ve Ukrayna’dan aldığımız gerçeğini unutmadan, Midyat’a giderken evdeki bulgurdan da olabileceğimiz ihtimali bu savaş karmaşasında bilincimizi bulandırmıyor değil.
 
Türk ve Kürt kardeşliği konusunda önümüzde almamız gereken çok insani adımlar varken ve kendi ateşimizde yanmadan ve görmeden “Savaşa hayır!” demenin de ne kadar insani ya da gerçekçi olabileceğini ve komşunun ateşinin çevremizi sardığı bu dönemde, düşmanlık genlerinin toplumsal dokumuza tesir edebileceğinin de mümkün olabileceğini görmek gerekir.
 
Savaşı kendi içimizde sorgulamadıkça başka savaşları insani yürekle göremeyiz.
 
Savaşların olmadığı bir dünya mümkün.
 
Umutla…
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat