2 Ocak 2020 22:22
-A +A
Abdulkadir Inaltekin

YENİ YILIN İLK MESAJI

Abdulkadir Inaltekin ( Yazar ) gazetehamburg.com

Her şeyin bolluğunu yaşayan insan ne yapacağını bilemiyor; cep telefonu, bilgisayar, internet, sosyal medya, araba, eşya, giyecek, yiyecek ve yüzlerle, binlerle ürün. İnsan nereye gittiğini ve nerede duracağını kestirmiyor; ölçüsüz bir dünya, doyumsuz bir hayat olan hızıyla sürüp gidiyor. İnsan ölmek için yaratıldığını unutuyor. Günün birinde, hiç ummadığı bir zaman ve mekânda belki de hayattan kopacak. En yakınlarını, sevdiklerini, “ciğer parem” dediği sevdiklerini son kez görmek belki de kısmet olmayacak. İnsan, ömrünün %99'nu dünya hayatındaki "başarılar", "menfaatler", "değerler" adına pervasızca tüketirken, ebedi gideceği yer için yaptıkları %01 bile değil.
 
İnsan başını ellerinin arasına alıp, gözlerini kapatıp: Ben neden varım? Nereden geldim? Nereye gideceğim? Orası neresi? Sualleri içinde bir fasıla dâhili âleme yolculuk yapsa, var oluşun sırrını bir nebze de olsa sezebilir. Hangi halde olursa olsun kazandığımız paralar bir gün bitecek, gayrimenkullerimiz başkalarının malı olacak, elde ettiğimiz maddi değerlerimizin belki yarısını bile kullanamadan, tüketemeden gözümüz arkada kala kala bırakıp gideceğiz. Eğer kendimizden sonara toplum içinde saygınlığı olan evlatlarımız, insanlık adına yaptığımız hizmetler ve güzellikler bırakabilirsek onlar bizi hatırlatacak ve yaşatacaktır. Asırlardır insanlığa ışık tutan Mevlanalar, Hacı Bektaş-ı Veliler, Hacı Bayram Veliler, Yunus Emreler ve emsali büyük şahsiyetler ölümsüzlüğü böyle keşfettiler.
***
3. Dünya ülkelerine mensup 2,7 milyar insan "İnsanlık" ölçülerinin altında yaşıyor: 1 milyardan fazla insan günde ortalama 1 Dolar, 1,5 milyar insan günde ortalama 3 Dolar gelirle “yaşıyor”. 1 milyar kadın 49, 1 milyar erkek 52 yaşında hayata veda ediyor. 1 milyar çocuk önlenebilir hastalıklardan ölüyor, 1 milyar insan susuzluktan kendi bedenlerinden çıkan idrarı kaynatıp yeniden içecek kadar temel ihtiyaçtan mahrum yaşıyor.
Vicdanı olan herkes bu manzara karşısında: "Batsın bu dünya!" sözünün bile ne kadar masum bir ifade olduğunu düşünüyor. Dünyanın bu kadar adaletsizce yönetildiği, toplumlar arasındaki yaşam seviyesinde hayal edemeyeceğimiz kadar farklılığın olduğu, sömürgenin toplumlar arasındaki kini, nefreti, düşmanlığı her geçen gün biraz daha körüklediği, küresel ölçekte yaşanan insanlık dışı manzaraları ekranlardan dizi izler gibi seyrederken “adalet”, “demokrasi”, “insan hakları” edebiyatı yapanları hangi sıfatla adlandıracağımızı bilemiyoruz.
Bunca zulüm ve adaletsizlik karşısında kimseye bir şey anlatamamanın, bir şey yapamamanın aczi içinde, sadece vicdan azabı çekiyor, insanlığınızdan utanıyor, kahroluyorsunuz.
***
Dostluğun, akrabalığın,  kardeşliğin, hatta ebeveyn ve evlat ilişkilerinin çıkara dayandığı zamanede kime nasıl güvenir, kimi bağrınıza basar, kime sır verir, kimden medet bekler, kime ümit beslersiniz? Bütün canlılar, hata bütün âlem ölümlü bir süreci yaşamak için yaratılmışken insanlık, bu hakikatleri unuttuğu müddetçe ne küskün gönüller barışır, ne ağlayanlar güler, ne kırık kalpler düzelir, ne insanlık küresel ölçekte bir huzura kavuşur, ne de yeryüzünde kan ve vahşet durur...
Çıkar ilişkisinin en çirkin ve en iğrenç örneklerini kardeşlerinizden, akrabalarınızdan, dost bildiğiniz kimselerden, evinizi kiraya verdiğiniz kiracınızdan, inşaatınızı yapan müteahhitten, dudağının yalaması çenesine inmişken sayenizde iş güç, ev bark sahibi olduktan sonra engerek yılanı kesilenlerden, evine ekmek götüremeyecek kadar mağdurken yanınızda işe aldıktan sonra arkanızdan kuyu kazan haramzadelerin ihanetine uğradıktan sonra insanlık adına söylenecek her sözün abesle iştigal etmek olduğuna inanıyor, insanlıktan nasibini alamayanların insanlığın yüzünü nasıl kara çıkarttıklarını kahrolarak seyrediyorsunuz.
Yaşanan onca iç yakan hadiselerden sonra kardeşliğin, akrabalığın, dostluğun iflas etmesi, insanların birbirine düşman olması elbette kaçınılmaz oluyor. Münferit gibi görünen hadiselerin, aslında toplumsal yapının tahribatıyla sonuçlandığı gerçeğini de maalesef göz ardı ediyoruz.
***
Toplumsal yapıyı korumak adına ferdi olayların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini anlatan şu kıssa ne kadar ibretamizdir:
Yaşlı bir bedevi çölde kızgın kumlara batmış, ölümün eşiğindeki geç bir bedeviye rastlar. Yaşlı bedevi derhal genç bedevinin başının üstüne bir gölgelik çatar, yiyecek, içecek verir ve bir müddet sonra genç bedevi kendine gelir ve yardım edeninin ihtiyar biri olduğunu görünce niyetini bozar. İki yumrukla yaşlı bedeviyi etkisiz hale getirir, deveye binip gider.
Yaşlı bedevi arkasından seslenir: Evlat, bu yapığını sakın gittiğin yerde kimseye anlatma!
Genç bedevi geri döner: Ey ihtiyar! Çölde kuzgunlara yem olacaktım, hayatımı kurtardın, karşılığında sana ihanet ettim. Neden bana hakaret etmedin, beddua vermedin de arkamdan nasihatte bulundun?
İhtiyar bedevi: Evlat, sana Allah rızası için yardım ettim ve yaptığım iyiliğin karşılığını da Allah’tan bulacağımı umuyorum. Sen de yaptığın kötülüğü karşılığını muhakkak Allah’tan (c.c) göreceksin. Eğer yaptıklarını gittiğin yerde anlatırsan, insanlar iyilik karşılığında kötülük göreceği zannı ile birbirine iyilik yapmaktan imtina eder, cemiyette iyilik yapma geleneği bozulur, insani değerler kaybolur. Yaptığın kötülüğü gittiğin yerde anlatma ki insanlar yardım severliği, iyilik yapma hasletini kaybetmesinler.
Her halde: “iyilik yap ki kemlik bulasın” atasözünün ne kadar ibretamiz bir nasihat olduğunu veya Hz. Muhammed (s.a.v), kendisine iftira atan Mekkeli bir müşrik için: “o kimseye iyilik yaptığımı hatırlamıyorum”  sözlerindeki hikmetin ne anlama geldiğini bedevi kıssası bariz şekilde anlatıyor. İşte yol gösteren bir hadis, bir atasözü ve bir kıssa. Kıssadan hisse çıkartmak gerekir. Hiç olmazsa toplumsal değerleri korumak ve sonraki nesillere aktarmak adına, muhtaçları gözetelim, iyilik ve güzellik yapmaktan geri kalmayalım; balık bilmese de Halik bilecektir…
Ne yazık ki, gelen yıl giden yılı hep aratır oldu. Dünya üzerinde bu kadara adaletsizlik, eşit olmayan hak dağılımı, beşeriyetin kanı ve gözyaşı üzerinden çıkar sağlama devam ederken yeni yıla ümit bağlamak nasıl mümkün olabilir?
Her şeye rağmen yeni yılın bütün insanlığa huzur, barış, bolluk ve bereket getirmesi ve yeni yılda herkesin kıssadan hisse alması dileği ile iyi yeni yıl

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı