9 Nisan 2019 20:52
-A +A
Alaattin Topcu

YAZMAK İLE UTANÇ ARASINDAKİ İNSANİ MANYAMIŞLIK… (2)

Alaattin Topcu /gazetehamburg.com

İnsanı yağmurdan çamurdan taşıdım.
Kardan kıştan kıyametten taşıdım.
Dağdan ovadan taşıdım.
Sırtım belim omuzlarım tutmaz oldu taşıdım.
Ayaklarım dizlerim tutmaz oldu taşıdım.
Hiç üşenmeden onlara sözcüklerden yaşanası dünyalar kurdum.
Özgürlükleri, güvenli sığınakları için bir bedel istemedim asla.
Taşıyanı, yani beni unutmalarını bile diledim, istedim, rica ettim.
Tek isteğim insan olmalarıydı tekrar.
İnsana yaraşır/yakışır yola devam etmeleriydi.
***
Düze ilk çıkan (çıkarttığım demiyorum bakın) düzü kirletti. Hazırı hesapsız kitapsız yıkmayı tercih etti. Yeniden bir şeyler yapmak istiyordu belli ki. Sabırla bekledim. Önce kapı, sonra duvar inşa etti. Geç mi kalmıştım, henüz kestiremiyordum ama sonraki geleni (getirdiğimi yani) surların(ın) dışına itti/hapsetti. O da onu, o suru yıkmaya ant içti. Gözlerimle gördüm. Tanıklığım bakidir. Suru yapan ile yıkmaya çalışan nihayetinde anlaştılar. Suru pay etmeye ve birlikte kullanmaya, korumaya karar verdiler. Elbette yeni gelenlere bu kez kapıları kapatmadılar. Açık tutma konusunda anlaştılar. Ne güzel, diye düşündüm, aklın yolu bir… Yanıldığımı anlamam için gözlerimi kapayıp açmam yetti. Surların içinde devasa iş güç sahası açılmış. Bunca işi gücü yapacak birilerine, kölelere ihtiyaçları olduğunu fark etmişler meğer. Surda onlara kendileri için kenar mahalleler inşa etme izni verdiler, bunun karşılığında da surun tüm işlerini yapma mecburiyeti getirdiler.
***
Yine bir gün bir asiyi daha denizin/okyanusun dibinden çekip çıkardım. Dedim ki ona şu suru ve içindekileri görüyor musun? Özgürlüğe kavuştukları (bakın kavuşturduğum demiyorum hâlâ) ilk gün ilk dakikada kendilerine koruma duvarı, zırhı oluşturdular. Orada bir tuhaf insanlık inşa ettiler bir kez daha.
Demek istediğim o ki şimdi sıra insanı/insanlığı topyekûn cehenneme sürmekte. Hafızası sıfırlanmış veya doğaya uyumlanmış yeni canlı türü yaratmalı. Tabii bu türü yaratır yaratmaz Kurtarıcı olmaktan caymalı. Biz de kendimizi imha etmeliyiz.
Ben hazırdım kendimi imha etmeye ama o, bunu duyar duymaz elektrik çarpmış gibi titredi. Korku ve Titreme bir araya gelince ne kadar tehlikeli ve zalim olunabildiğini o an algılayabildim. Benim düşüncem şuydu ki ister denizden/okyanustan gelsin, sonuçta geçmişten geliyorsa belleği pislik/çöplük yığınıyla dolu oluyordu. Merhamet ve utanç o pislik/çöplük yığını altında yok olup gidiyordu. Denizin/okyanusun dibinde boğulmaktan kurtardığım bu "asi adam" da kabul etmeliydi bu isteğimi. Aksi halde doğayla uyumlu yeni canlıların DNA’larıyla oynamak çok kolaydı.
Önce benim kalmamı, kendimi imha etmekten vazgeçmemi istedi, yani doğayla uyumlu belleği sıfırlanmış yeni canlılara göz kulak olmam gerektiğini söyleyerek beni ikna etmeye çalıştı son kurtarılan (bakın kurtardığım demiyorum hâlâ). Ben itiraz edince, bu kez beni oyun dışı bırakmak için gücünü kullanmaya karar verdi. Ne de olsa ben yaşlı ve iflah olmaz kurtarıcıydım. Oysa o genç, dinamik ve doğaya uyumlu yeni neslin gözü kulağı olacak vasıfları taşıyordu.
O zaman, dedim buyur yık yok et suru ve surdakilerini… Bendeki aklı sezdi sanırım. Tehlikeyi de fark etmiş olmalıydı. Bir taş aldı, küçük bir taş… Surun camlarından birini hedefledi. Tutturdu. Cam şangur şungur parçalara ayrıldı. Biri kızgın bir şekilde, pencereden silahını taşı atan son kurtarılana nişanladı.
Hey, ateş etme, dedi son kurtarılan. Sizi yaratıcınız konusunda uyarmak için attım o taşı. Camınızı istemeyerek kırdım. Beni de aranıza alın ve bu yaşlı moruk kurtarıcınızı/kurtarıcımı da imha edin. Aksi halde aklını/zekâsını kullanıp, sizi/beni imha edip sıfır bellek, doğaya uyumlu yeni canlı türü yaratmak ütopyasıyla karşı karşıyasınız, karşı karşıyayım. Distopyanıza/distopyama saldırıya göz yumacak değilsiniz ya, değilim ya… Hadi basın tetiğe. Size söz veriyorum: Kurtarıcıya küllerinden doğamayacağı, yeniden Anka olamayacağı muhteşem bir anıt mezar yapmayı da ben taahhüt ediyorum.
 
***
 
Kurşun adres bilmez diyenler her zaman yalan söylemişlerdir. Kurşun bal gibi adresini bilmiştir tüm zamanlarda. Şimdi orada bir kurtarıcı yatıyor, o anıt mezar dolar karşılığı ziyarete açık halde… Heyula gibi dolaşmasın diye ruhu da dondurulmuştur. Bakın, görüyor musunuz, işte orada, içinizde bir yerde. Tüm kurtarıcıları katlettiniz ve içinizde onlara granitten anıt mezarlar diktiniz… Kutluyorum sizi…

 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv