21 Ağustos 2020 16:35
-A +A
Bahattin Gemici

YAZAR ÖNER YAĞCI’NIN ÖDÜL ALAN KİTABI: “ANADOLU’NUN UMUDU: AYDINLIK”

Bahattin Gemici ( Yazar )gazetehamburg.com

Yazar Öner Yağcı gibi ben de yetmişli yıllarda Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğrenciydim. O, Türkçe Bölümü’ndeydi, bense Almancadaydım. TÖB-DER Ankara Şubesinde karşılaşır, selamlaşırdık.  
Ben dernek yönetimindeydim. Siyasi tartışmaların ve kutuplaşmaların yoğun, sokakların tehlikeli olduğu bir dönemdi. 1976’da Almanya’ya gittiğim için tüm arkadaşlarımın izini kaybetmiş, memlekette olup bitenleri uzaktan, sınırlı olanaklarla izlemek zorunda kalmıştım. Nerede olursak olalım mücadelenin içindeydik.
Onun dergi ve gazetelere yazdığını, edebiyatla ilgilendiğini sonradan öğrendim. 12 Eylül günlerinin acılarını ve direncini anlattığı 1986’da yayımlanan Kardelen kitabıyla Akademi Kitabevi Roman Başarı Ödülü’nü aldığını duyunca sevindim. Bunu diğer kitapları izlemiş; Turnalar’la 1988 Madaralı Roman, 1994 Sabahattin Ali Kültür Günleri Onur, 1995 Troya Edebiyat, 2011 Türk Dili Onur, 2013 Mavi Ada Emek, 2014 MEF Fark Yaratanlar, 2015 BİKEV Şükran Kurdakul ödüllerini kazanmış, Anadolu’nun Umudu: Aydınlık’la da 2016 Vedat Günyol Deneme Ödülü’nü almıştı.
41 yıl sonra, 9 Temmuz 2017’de, Edremit Kitap Fuarı’nda karşılaştık, kucaklaştık. Bir kafede oturup çay içtik, sohbet ettik. Değerli Dostum Yazar Günay Güner de bizimleydi. Öner Yağcı son kitabı “Anadolu’nun Umudu: Aydınlık”ı “Aydınlık umudumuzun coşkusunu birlikte yaşadığımız Dostum Bahattin Gemici’ye, sevgilerimle.” diye yazıp imzaladı. Ben de ona “İki Ülke Arasında” ile “Gözden Irak”  kitaplarımı hediye ettim.”

“ANADOLU’NUN UMUDU: AYDINLIK”IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Almanya’ya dönünce Öner Yağcı’nın kitabını elime aldım. Onun Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayımlanan akıcı, yalın ve duru bir Türkçeyle yazdığı “Anadolu’nun Umudu: Aydınlık” adlı deneme kitabını bir solukta okudum; fikirlerinden, birikiminden, gerçekçi saptamalarından çok yararlandım.
Kitabın ilk bölümünde şu satırlar yer alıyordu:
- Benim kuşağım Anadolu’yu Nuh’a “beşikler, salıncaklar, hamaklar” veren, Havva Ana’ya “dünkü çocuk” diyen ve Mustafa Kemal Atatürk sevdasının Trakya’yla bütünleştirdiği bir destan toprak, bir yurt olarak tanıdı.
- İşte bu Anadolu insanı yıllardır bilim ve sanatla ulaşılacak olan çağdaş aydınlığın güzelliğiyle buluşmak yerine çağdışı bağnaz ve barbar karanlıkları özleyenlerin elinde hırpalanıyor. Bugünlerini umutsuzluk, çaresizlik, kimsesizlik içinde kuşatma altında yaşıyor.
Öner Yağcı, denemelerini ünlü şairlerimizin dizeleriyle harmanlayarak sürdürüyor, çekilen bunca acılara, zorluklara rağmen hiçbir karamsarlık, yılgınlık izi taşımıyor, 68 ruhunun coşkusuyla, şiirle ve umutla sesleniyor insanlarımıza: 
“Yeter ki bir rüzgâr esmeye başlasın; Anadolu olanca görkemi ve bilgeliğiyle yüce değerlerin yeşerdiği toprak olduğunu bir kez daha gösterecektir dünyaya.”
Öner Yağcı, emperyalizme karşı verdiğimiz Ulusal Kurtuluş Savaşı’mıza, Kuvayi Milliye’ye ve onun önderi eşsiz insan, yiğit başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya duyduğu sevgiyi, saygıyı ve inancı dile getiriyor. Onun Nutuk kitabının önemini vurguluyor. Öner Yağcı, Nâzım Hikmet’in, Şevket Süreyya Aydemir’in, Sabahattin Selek’in, Hasan İzzettin Dinamo’nun, Doğan Avcıoğlu’nun, Mahmut Esat Bozkurt’un, Sina Akşin’in, Metin Aydoğan’ın kitaplarının okunmamızı söylüyor. Bunun yanı sıra Turgut Özakman’ın “Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı” diye yazdığı “Şu Çılgın Türkler” kitabını okumamızı öneriyor.
Öner Yağcı Ahmed Arif’in “Anadolu” şiiriyle sesleniyor:
  …Binlerce yıl sağılmışım
   Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
   Nazlı seher-sabah uykularımı
   Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar.
   Ne İskender takmışım
   Ne şah ne sultan
   Göçüp gitmişler gölgesiz…

GÜZEL GÜNLER İÇİN

Öner Yağcı “Anadolulu, 68’li bir aydın olarak beni var eden Kurtuluş Savaşı’na, Anadolu aydınlanmasına, Cumhuriyet’e olan borcumu devrim aşkıyla süren yaşam ve yazarlık serüvenimden damıttıklarımla ödemeye devam ediyorum.” diyor.
Gelecek güzel günler için umudunu hep diri tutuyor, görevlerimizi anımsatıyor: “Aydınlık bir yolumuz var. Biz bu aydınlık yolda, bağnazlıklardan uzak özgür, çağdaş, sömürüsüz, eşitlikçi, kardeşçe bir yaşamın kazanılıp sürdürülmesini ve topluma egemen olmasını sağlamak için çabalamak zorundayız.”

KALKIP UYANDIRIN BİZİ!

Öner Yağcı, sayıları az da olsa vatanı savunan inatçı aydınların bulunduğunu, onların emperyalizmin Türkiye’nin parçalanması planlarına ve dayatmalarına karşı çıktığını, her türlü engele karşın görev ve sorumluluklarını yerine getirmek için çalıştıklarını belirtiyor.
Cumhuriyetimizin kurulduğundan beri en büyük tehlikeyle karşı karşıya olduğunu belirten Yağcı, Nâzım Hikmet’in Şehitler şiirinin dizeleriyle bizi sarsıyor:
 Şehitler, Kuvayı Milliye şehitleri,
 Mezardan çıkmanın vaktidir...
 Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
 siz toprak altında derin uykudayken
 düşmanı çağırdılar,
 satıldık, uyanın!
 Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
 Kalkıp uyandırın bizi!
 Uyandırın bizi!”
Öner Yağcı, kapitalizmin 1980’lerde girdiği yeniden yapılanma sürecine “Yeni Dünya Düzeni” adının verildiğini belirten yazar, bu süreçle sosyal devletten uzaklaşıldığını, özelleştirmelerin hız kazandığını, devletin ekonomik yaşama kurallar koymaktan vazgeçtiğini, pazarın büyüyüp ulusal sınırların dışına çıktığını ve dünyanın tek pazar haline geldiğini belirtiyor. Robotların, kol gücünün önemini azalttığına, sendikaların zayıflatıldığına, dünya devletleri arasındaki gelişmişlik farkının katlanarak büyüdüğüne, toplumsal muhalefet örgütlenmelerinin yasal ya da yasa dışı yollarla engellendiğine, reklam sektörünün büyümesiyle tüketimin pompalandığına işaret ediyor. Öner Yağcı, kitlelerin işsizlikle ve yoksullukla baş başa kalmalarının toplumsal sorunları artırdığına, emperyalist ülkelerin etnik ve dini çatışmaları körüklediğine dikkat çekiyor. Dünya halklarının emperyalist sömürü düzenine karşı verdikleri onurlu mücadeleyi örnekleriyle anlatıyor:
“Bu Yeni bir Dünya Düzeni değil, korkunç bir çürüme ve savaş dönemidir. Yoksulluk, işsizlik, enflasyon, zamlar insanları insanlıktan çıkarıyor, fahişelik artıyor, çocuklar, çocukluklarını yaşayamıyor, uyuşturucu bağımlılığı insanları tutsak alıyor, yaşamın her alanında örgütlenen mafyalaşmış çeteler yönetiyor ülkeleri.”

20.YÜZYIL: EZİLENLERİN MÜCADELE TARİHİ

Öner Yağcı, 20. yüzyılın ezilenlerin emperyalizme karşı savaşımlarının tarihi olduğunu, 21. yüzyılda insanlığın emperyalizmle savaşmaya devam edeceğini belirtiyor. Küreselleşmenin dünyadaki eşitsizliği ve sömürüyü çoğalttığını, insanı yalnızlaştırdığını ancak insanlığın bu belanın da üstesinden gelecek birikime sahip olduğunu söylüyor.“Devrimin kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki bu cereyanı boğmadıkça, başlattığımız devrim bir an bile durmayacaktır.” diyen büyük devrimci Atatürk’ün sözlerine vurgu yapıyor.
“Bir ulusun uyanışını ve bağımsız Cumhuriyet’imizi kurup bize emanet eden bir büyük insanın gerçekleştirdiklerini adım adım yok etmeye çalışanlara karşı onu sahiplenmek, onun emanetini geleceğe taşımak sorumluluğu, ayrı zamanda insan olma sorumluluğudur.” diyerek aydın duruşu sergiliyor.
Öner Yağcı “Onun düşünceleri, önderliği, örgütleyiciliği karşımıza dikilen belalardan kurtulmamız için izlenmesi gereken yolu apaçık gösteriyor. Bu yol, “azim ve kararlılıkla” emperyalist kuşatmalara, dayatmalara karşı çıkılması ve bağımsızlık temelinde, insan onuruna yakışır, laik, ulusal değerlerinin bilincinde olan ve onları yücelten, halktan yana, devrimci cumhuriyetin savunulması yoludur. Zaman, Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünceleri ve eylemleri doğrultusunda davranma ve onun emanetine sahip çıkma zamanıdır.” diyor. “Ulusal bağımsızlığın yaşam sorunu” olduğunu belirten yazar Metin Aydoğan’ın “Ülkeye Adanmış Bir Yaşam, Atatürk ve Türk Devrimi” kitaplarını her yurtseverin okumasını öneriyor.

EZERLERSE GÜZEL KOKMAK

Öner Yağcı “Ülkemizin demokrasi tarihi ile sol düşmanlığı, sosyalizm düşmanlığı aynı şeydir.ˮ diyor. Demokrasi için verilen mücadeleyi, TİP, TÖS, Halkevleri, DİSK ve diğer demokratik örgütlerin şanlı eylemlerini, dinci, faşizan örgütlenmeleri, demokratik güçlere karşı yapılan saldırıları ele alıyor. Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Vedat Aydın, Musa Anter, Uğur Mumcu, Orgeneral Eşref Bitlis, Mehmet Sincar, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı gibi nice aydının kontrgerilla tarafından katledilişini, 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı‘nı anlatıyor. “Aydınlık ağacıˮ olmanın bu topraklarda kolay olmadığını söylüyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Marifet şiirinden bakıyor kavgaya:
 Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
 Ama biçimine getirip ezerlerse
 Güzel kokmak
 Kekik misali
 Lavanta çiçeği misali
 Fesleğen misali
 Itır misali
  İsâ misali
 Yunus misali
 Tonguç misali
 Nâzım misali
Yazar umut, direnme ve mücadele azmi aşılıyor insanlarımıza. “Anadolu’nun dününe baktığımızda Şeyh Bedrettin’den Hacı Bektaş Veli’ye, Nasreddin Hoca’ya, Yunus Emre’ye, Pir Sultan’a, Celalilere, Köroğlu’na, Dadaloğlu’na, yakın tarihimizin Namık Kemal’ine, Tevfik Fikret’ine uzanan bir düşünce ve eylem zincirini görüyoruz. Bu, aynı zamanda Osmanlı’nın bağnazlığına, zulmüne, baskılarına karşı hiç bitmeyen başkaldırıların, savaşımların da tarihi anlamındadırˮ diyor.
17 Nisan 1940’ta açılan Köy Enstitülerinin Anadolu Rönesansı’nı başlattığını, yirmi bine yakın bilinçli eğitimci yetiştirdiğini; Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Dursun Akçam, Talip Apaydın, Mehmet Başaran, Osman Bolulu gibi onlarca yazarı edebiyatımıza kazandırdığına dikkat çekiyor. Hasan Ậli Yücel’i, İsmail Hakkı Tonguç’u ve özverili öğretmenleri saygıyla anıyor.

68 KUŞAĞI’NIN ŞANLI DİRENİŞİ

Kendisinin de içinde olduğu 68 Kuşağı‘nı Cumhuriyet Aydınlanması‘nın bir armağanı olarak görüyor, onların Cumhuriyet Devrimleri‘ne bir borç ödediğini söylüyor. 68 Kuşağı‘nın önderlerinden Deniz Gezmiş’i, Can Yücel’in Mare Nostrum şiiriyle anıyor:
   En uzun koşuysa elbet
   Türkiye’de de Devrim
   O, onun en güzel yüz metresini koştu
   En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
   En hızlısıydı hepimizin
   En önce göğüsledi ipi...
   Acıyorsam sana anam avradım olsun
   Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!
12 Mart Dönemi’nde yargılandığı DEV-GENÇ davasında iki yıl tutuklu kalan Öner Yağcı, 12 Eylül Dönemi’nde TÖB-DER genel merkez yöneticilerinden olduğu için yargılandığını, beş yıl hapis yattığını dile getiriyor. 6 Mayıs 1972’de Denizlerin Mamak Cezaevi’nde idama götürülüşü sırasında koğuşlarda direniş yapmaktan başka ellerinden başka bir şey gelmediğini ve sabaha kadar dayak yediklerini anlatıyor.
68 Kuşağı’nın yurt sevdasının; “Kahrolsun Emperyalizm, Bağımsız Türkiye, Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye, NATO’ya Hayır, Amerikan Üslerine Hayır, Kahrolsun Emperyalizm ve Yerli İşbirlikçileri, Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi, Atatürk Geliyor” sloganlarında somutlaştığını söylüyor.  
Öner Yağcı, “Amerika katil katil” diyen Ậşık Mahzuni Şerif’i, gür sesiyle kitleleri coşturan “Sabaha karşı bir andı / Dağdan düze ışık yandı / Anadolu ayaklandı / Düşmanını kovar gördüm” diyen Ậşık İhsani’yi anıyor, o dönemin gençliğinin birikimini, edebiyat, ekonomi ve felsefe alanında okuduğu kitapları ele alıyor.
Memleket sevdasının şiirleştiğinden şöyle söz ediyor bize:
“Şiirleşiyordu yaşamımız ve memleket sevdamız. Hasan Hüseyin’le Kızılırmak’laşıyor, Ruhi Su’yla, Mahzuni’yle, İhsani’yle türküleşiyorduk. “Korkuyorlar, korkacaklar, korksunlar” diye bir türkü söylüyordu tok bir ses. “Atatürk geliyor!” diye bağırıyorduk ellerimizde bayraklar. “Gün doğdu hep uyandık” diyorduk. “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Cumhuriyet çocuklarıydık.”
Öner Yağcı, 68 Kuşağı’nın; bir büyük insanı, öğretmeni, özgür ve bilimsel düşüncenin dostu, bağnazlığın düşmanı ve aydınlatma yolcusu Vedat Günyol’u saygıyla anıyor.
Onun “Öğrenmek istemeyen kadar cahil yoktur... Cahillikten kaynaklanan bağnazlık oldum bittim, tüm dünya uluslarının baş belası olmuştur.... Ateşi diri tutmanın yolu onu durmadan tazelemektir. Yoksa küllerin içine gömülüp kalır insan... Atatürkçülük ateşini diri tutmanın tek yolu, devrim ilkelerinin ilerisinde, onların ruhuna uygun yeni ateşler yakmaktır” sözüne yer veriyor.

YAZAR, GÜCÜNE İNANAN KİŞİDİR

Öner Yağcı, kitabın son bölümünde “Gerçek yazar yaşamın aydınlığını çoğaltabilir, öğretir, umut verir, aydınlatır. Gerçek yazar, gücünün bilincinde olan ve buna inanan kişidir aynı zamanda.” diyor. “İnsanlarım, ah benim insanlarım / Yalanla besliyorlar seni” diyen Nâzım’ı anarak sözü Aziz Nesin’e veriyor:
“Yazar, başta kendi olmak üzere okurlarını, kendilerini ve koşullarını değiştirmeye özendirmelidir yapıtlarıyla... Kötülüklerden sorumluyuz. Kötü bir şeyi değiştirmek zorundayız. Yazar değiştiremez, ama insanlara değiştirme isteği ve özlemi verir. Ve yazarın sorumluluğu bu...”
Öner Yağcı, çıkarı uğruna yolundan sapan, egemen güçlerin kalemşorluğunu yapan, “Tarihimizle yüzleşelim” diyen kimi aydın müsveddelerinin safsatalarını kıyasıya eleştiriyor ve Aziz Nesin’in sözleriyle bitiriyor kitabını:
“Çevremizde aptal aptal suçlu aramayalım. Aynaya bakalım. Aynamız yoksa bir durgun suya bakalım. Orda suçluyu göreceğiz. İş işten geçtikten sonra, “Kendim ettim, kendim buldum,” demenin hiçbir yararı yok...”
Devrimci mücadelenin içinde pişen, Cumhuriyet ateşini diri tutmak için büyük çaba gösteren, yurt sevgisi ve mücadele azmi ile dolu Değerli Yazar Dostum Öner Yağcı’yı yürekten kutluyorum. Onun Anadolu’nun Umudu: Aydınlık kitabını ve diğer kitaplarını okumanızı ve okutmanızı öneriyorum.

YAPITLARI

Öner Yağcı’nın yapıtlarından bazıları şöyle:
Roman: Kardelen, Turnalar, Gökyüzüne Akan Irmak, Yediveren, Kaptan, Kir, Yaşasın Yenilenler
Deneme-İnceleme: Nâzım Hikmet Aydınlığı, Aziz Nesin Aydınlığı, Hasan Ậli Yücel, Şükran Kurdakul, Nasreddin Hoca, Hayyam, Ezop, Yunus Emre, Köroğlu, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal, Umut İnsanda, Yine de İyimser, Beyler Bu Vatana Nasıl Kıydınız?, Küreselleşme Sürecinde Edebiyatımız, Dil Kaleminin Enstitüsü, Sivas’ı Unutmak, Savaş ve Edebiyat, Nazi Kampları-Ateş ve Kül, Aydınlık Aşkıyla, Roman Aşkıyla, Edebiyat Aşkıyla, Şahmeran, Bektaşi Demiş ki, Bir Keloğlan Varmış, Keloğlan Sihirli Dünyada, Keloğlan Devler Ülkesinde, 40 Kuşağı Şairleri, Büyük Oğul Efsanesi.
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı