25 Mayıs 2020 20:45
-A +A
Gülseren KAYA

Yaşanmış bir hikaye

Gülseren KAYA ( Yazar )gazetehamburg.com

Bügün size Kadın evine ilk gelinen günü, gelen kadının penceresinden anlatacağım. Yazdığım hikaye yaşanmış bir olaydan esinlenmiştir.

Kadın sığınma evine ilk geldiğim gün benimde kızımla birlikte diğer kadınlar gibi yardıma ve korunmaya ihtiyacım vardı. Eşimden şiddet görmüştüm.
Babası beni elinden zor kurtarmış, baygın ve kanlar içinde hastaneye zor yetiştirilmiştim.

Kızım daha 3 yaşındaydı ve ben berbat bir haldeydim, aynada yüzüme baktığım zaman kendimden korkuyordum.
Yüzümde morluklar, bir gözüm şişmiş neredeyse kapalı. Dudağım patlamış, burnum kırılmış, şişmiş. Boğazımda parmak izlerini çok net görebiliyorum. Sağ kolumu kaldıramıyordum, beni baygınken sürüklerken lifler zedelenmiş. Her yerim ağrıyordu ve parmaklarımda uyuşukluk vardı. Bir an nefesim kesildi sanki, o an gözümün önüne geldiğinde. Bana aniden saldırması, saçlarımdan tutup beni bir çuval gibi yere fırlatması. Sonra yumruk ve tekme darbeleri, yüzümü bile korumaya fırsatım olamadı.
Ağzımdan burnumdan kan akıyordu, ağlayamadım feryat edecek sesim yoktu.
Nitekim bayılmışım, kendime geldiğimde kayınbabam elindeki bıçağı almıştı. Şükür hızır gibi yetişmişti, iyi ki aynı evde kalıyorduk. Sırf bu yüzden sesimi çıkarmıyordum onlarla birlikte oturmaya, bana bir şey olursa birileri evde olsun diye. Kızım için endişeleniyorum. Allah korusun ona bir şey olacak diye ödüm kopuyordu. O daha çok küçüktü, ve bu yaşında neler gördü yavrum.

Gözlerimi siyah gözlüğün arkasına gizlemiştim, boynumda şalım. Yaralarımı berelerimi kamufle etmiştim. Eve girdiğimde karmaşık duygular içindeydim, korku ve umut, matemle karışık mutluluk ve rahatlama. Çok karmaşık duygularla köşedeki koltuğa oturdum.
Kızım kucağımda başını göğsüme koymuş sessizce etrafa bakıyordu. İkimizde nereye geldik der gibi bakınıyorduk.
Dışardan bakılınca her hangi bir ev gibiydi, burası, sadece bu evde bir sürü kadınlar ve çocuklar yaşıyordu.
Çok gürültülüydü, bir masada kadınlar konuşuyordu. Başka bir masada iki kadın tartışıyordu. Koridorda çocuklar oyun oynuyorlardı. Gürültülüydü ortam, başım zonkluyordu.
Bir kadın yanıma gelip biraz sonra çalışanların geleceğini ve benimle konuşacaklarını söyledi. Aç mısın dedi?
Kızıma içecek istedim, banada çay ikram ettiler. Beni bu güne kadar eşim hiç düşünmedi, burada yedi yabancının aç mısın diye sorması beni yine utandırmıştı. Gözlerim doldu yine, ne hallere düştüm...

Evdeki kadınlar ve çocuklarda bizi izliyorlardı. Acıyarak bakıyorlardı, göz göze gelince bakışlarını kaçırarak. Korkunç görünüyorsun diyordu bana bakışları. Biliyorum diyordum ürkek bakışlarla onaylayarak.

Eve gelen her kadınla konuşuluyormuş, neden geldi diye. Yüzüme bakmak yetmiyor muydu? Birde anlatayım mı? Utandım yine...Yaşadıklarımı anlatmak utandırdı beni, ağlayarak anlattım sanki suçlu benmişim gibi.
Allah’tan çalışan kadın Türk’tü de ben yaşadıklarımı Türkçe anlattım. Büroda başka çalışanlarda vardı. Anlattıklarımı bizden başka kimsenin anlamaması garip bir rahatlık ve güven vermişti.
Başımdan geçenleri anlattıktan sonra evin kurallarını bana anlattı ve yapılması gereken bürokratik işlemleri söyledi.
Birlikte eşyalarımı alarak beni kalacağım odaya götürdü.
Odada iki yatak vardı, odayı başka bir kadınla paylaşmak zorundaydım. Onunda küçük bir kızı vardı, bana yerleşmemde yardım etti sağolsun. Yerleştikten sonra kızımla birlikte yatağa uzanmamızla ikimizde uyumuşuz. İlk kez rahat bir uyku uyuduk, dayaksız korkusuz. Ağlamadan...

Ertesi günü bürokratik işlemleri kadın evinde çalışan birisinin refakatinde hallettik. İkamet belgesini alıp sosyal daireden kızımla bana bir aylık geçinebilecek yardım parası aldım.

Her geçen gün yaralarımı iyileştirdi, hayatıma devam etmeyi öğrendim. Benzer şeyleri yaşayan kadınların olduğunu gördüm, bir ben değildim kocasından dayak yiyen. Onların hikayesini dinledim kendi hikayemi anlattım. Öğrendim ve rahatladım, anlatarak üzerimdeki ağırlıktan kurtuldum.
Anlatırken utanmıyordum artık, çünkü ben utanılacak bir şey yapmamıştım. Bana şiddet uygulayan utanmalıydı, cezasını çekmeliydi.
Şiddete karşı mücadelem orada başladı.
Kadınlarla birlikte onlardan güç alarak bu günleri de aşabileceğimi öğrendim.
Daha güzel günlere doğru yola çıktım. Kızımın varlığından güç alarak ayağa kalktım, hayata sıfırdan başladım ama ruhumdaki sızı hala devam ediyor.
Yaralarımdan iz bile kalmadı belki, artık eskisinden daha güçlüyüm ve hiç bir şeyden korkmuyorum.
Fakat aynaya baktığımda ruhumdaki yara izlerini benden başka kimse göremiyor.

Yaşadığımız dünyada bir çok kadın şiddete maruz kalıyor, bir çoğu kocası tarafından öldürülüyor. İzin vermemeliyiz, kadınlara yapılan şiddete hep birlikte hayır demeliyiz. Şiddete maruz kalanın sadece kendin olmadığını bilmenin kişiye hiç bir faydası yok. Sadece kabullenerek hayata devam ediyorsun ve sana yapılana alışıyorsun.
Oysa dışarda hayat denen bir nehir var, o nehirde özgürce yüzmek varken sabit bir taş olarak yerinde durmaya ne hacet...

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Vildane Uludag

11:23 30 Mayıs 2020

Gülseren hanim, kalemine, yüregine saglik, kötü bir konuyu okuyanlara güzel canlandirarak yazmisin. Bilsin herkes o kadinin / cocuklarin ne cektiklerini, cünkü cevredeki insanlar görmek istemiyorlar, gözyumuyorlar, sasma sapan teselli veriyorlar. Herkes bunu artik kabullensin, bir erkek karisina-cocuguna kaba kuvetle uygulayamaz!!! Buna kimsenin hakki yok !!! Allah akir fikir, merhamet versin böyle kisilere. Selam Vildane Uludag
1000

Ahmet Kapulu

01:08 26 Mayıs 2020

Harika...Kalemine kuvvet, yüreğine sağlık...
1000
Facebook Yorumları
Yazarlar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı