10 Kasım 2019 19:06
-A +A
Cezmi Ancil

Yaşam hakkı

Cezmi Ancil ( gazetehamburg.com)

Sonbaharın son demlerini yaşıyoruz. Doğanın verdiği o muazzam tabiat döngüsü insanlarda ister istemez derin bir ruh halini yaşatıyor.
Bu insanın elinde olan bir şey değil. Bu bir yasam hakkının  tabiat döngüsünün olmazsa olmazı.
Doğanın kendi ruh hali. Doğanın düşünce hali gibi insanlarda yarattığı bir ifade biçimi adeta.
İnsanlara üretkenlik, yaşam sevinci, coşku yaratan doğurgan toprak ana yerini güçsüzleşmiş kollarından, gövdesinden sevdiklerini toprağa bırakırcasına birer birer usulca toprağa veriyor.
Sararmış yapraklar hayatimizin dayanılmaz acısının  birer sembolü gibi yere düşerken insanlarda da tarifsiz bir acı yaşatırcasına ağır ağır toprağa düşmesi bize ayrıldığımız sevdiklerimizi hatırlatır. Belki de yoksulluğumuzu ya da çaresizliğimizi…
Belki de sararmış bir yaprağın terkedilmiş bir aşkın sonsuz hüznünü yaşatırcasına dalından kopup düşmesinin hüznünü yaşarız, doğanın  bu son döngüsünde.
Belki de hoyratça bir aşkın romantizmini yaşarız bir yaprağın kıvrıla kıvrıla dalından süzülüp boynumuza dolanması gibi bir coşku seline kapılırız yağmurların ritminin yaprakları okşadığı o döngüde.
Belki bir ağacın dibinde bir şarkı mırıldanan bir delikanlının gözlerinde yaşarız doğanın o muhteşem renkliliğini ya da bir genç kızın saçlarına savrulan sararmış yaprakların onun yüreğini okşarcasına göğsüne süzülmesindeki o muhteşem güzelliğindeki uyumu yakalarız doğanın bu yaşam hakkında.
Doğanın her döngüsü onun olmazsa olmaz yasam hakkıdır
Doğanın her türü insan duygusunu şekillendiren estetik duygu selinin bizdeki ruh halinin sanatsal çizimidir. Bu her insanda doğasal bir karakter biçimidir.
Yasam da tıpkı  doğa gibi kendi doğasal, hatta toplumsal devinimlerin insanlarda yarattığı değişik ruh hallerinin bir mevsimsel döngüsüdür.
Bu dönemlerde türlü karakter hallerine maruz kalabildiğimiz gibi ruh halimizdeki coşku ve zayıflıkta yaşamın doğasal bir döngüsüdür.
Tıpkı  bir yaprağın yere düşmesindeki hüzün ama onun yasama ayrı bir devinim sağlamasındaki zorunlu doğasal ruh halidir. Aşk gibi, yemek içmek gibi, Sevmek ,üzülmek gibi, ağlamak gibi…
Doğanın ruh halinin insanda yarattığı düşünsel değişiklik bir yaşam hakkından başka bir şey değildir.
Aç susuz kalsak da, umutsuz, çaresiz olsak da doğanın ruhunu, insanın yasam hakkını değiştirmek, dönüştürmek doğanın yaşam hakkına saygısızlık ve acımasızlık olacağı için doğanın bugünlerdeki o muazzam güzellik bize bahsedilen bir ruh haliyse onu yasamak da bir hak ve zorunluluktur.
İster istemez insanların kendilerinin hatta sevdiklerinin yaşamına son vermesi geliyor akıllara…
Doğanın bu muazzam döngüsü içinde,  sorun ne olursa olsun bir yaprağın kendi dalına sarılması son gücüne kadar korunmaya çalışması bir tabiatın yaşam hakkı  olduğu gibi, o dalın ve o yaprağın kendi içinde bir yaşamı ifade etmesidir. Bu doğasal yasa ve ruh halinin zorunlu bir uyumudur.
İnsana güzellik veren, duygusal ,şiirsel ruh hali yaratanda bu döngüsellliktir.
Bir babanın evlatlarının yaşam hakkına son vermesindeki sorunların acı ve dayanılmaz zorluğunu anlamakla beraber o tazecik yaprakların kendi iç dinamikleriyle yeşerip sararması, yaşama ve doğaya rengarenk bir ruh yaratması onların hakkıdır
Evet doğduğumuz yeri, dinimizi, milletimizi, vatanımızı biz seçmiyoruz.  Hiçbir insanın böyle bir tercih hakkı yaşamın ve doğanın bir zorunlu kanunu gibi resmedilmiş insanlığa.
Kim hangi coğrafyada yaşıyorsa oranın ruh halini alıp zorunlu bir resim gibi boyalarımızın sararıp şekilsiz bir beyaz sayfaya dönüşeceği o ölüm anına kadar  yaşayıp bir beyaz çarşaf gibi sarmalanıp doğanın kucağında ona dönmek zorunda.
Toplumsal reaksiyonlarımız arasında insani ruh halimizin engin yörüngesine yasam hakkı ve duygusallığını koymazsak eğer o insanların hayatlarına son vermesine neden olan sorunların birer ruh halinin kötü bir yansıması olmaktan öteye gecemeyiz.
Tabiat kendi yasam hakkini kimseye bırakmayacak kadar üretken, yenilikçi bir yasa ve ruha sahip.
İnsanoğlu ondaki o ruh halini kendi düşünsel dünyasında yaşamsal hakla kucaklayıp kollarının arasında tutmadığı müddetçe, ellerimiz arasından süzülüp giden sevdiklerimizin acısını  yüreğimizden bir yaprak gibi söküp almasını ıslak gözlerle izlemekten başka bir şey yapamayız maalesef.
Her birimiz birer yaprak gibi sararıp dallarımızdan aşağı süzülmeden, rüzgârın ritmiyle en güzel şarkılarımızı  hep birlikte söylemeyi  yasam hakkinin en güzel son şarkısı  olarak görüyorum.
Açlığı, umutsuzluğu son şarkımızda  mısralaştırıp son yapraklar toprağa  bırakmaktan başka çaremiz yok.
Gelecek için.
Yaşamı  savunmak için.
Sen yoksan yalnızım…
 
 
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı