VAKTİZAMANINDA

Korcan YİĞİT/YAZAR

29 Kasım 2021 21:26
A
a
Yaşamını kıyaslayacağı kimse olmayınca çevresinde, insan zengin mi yoksa fakir mi olduğunu, iyi mi veyahut kötü mü yaşadığını bilemez. Bunun bir önemi de yoktur zaten. O, alışmıştır kendi dünyasına ve kendi düzeni içerisinde yaşamaya.
Yağmur ormanlarında yaşayan, modernlik yüzü görmemiş, kapitalizm egosunun henüz zehirlemediği, keşfedilmemiş kabileler gibi. Arzuları farklı, hayalleri farklı, umutları farklı, öncelikleri farklı. Tek ortak yanımız insanca ihtiyaçlar. Yemek, içmek, barınmak, sevmek, üremek gibi. Basit anlamda sen, ben gibi yani ama aynı değil yaşamları.
Bilmez seni, bilmez sende olanı, o sebeple hissetmez eksikliğini. Hayatında telefon görmemiş bir insan öyle bir şeye ihtiyaç duyacağını nereden bilsin? Dağları, ovaları atıyla gezen biri, hiç görmediği arabanın, uçağın eksikliğini nasıl hissetsin? İnsan, gördüğü ve alıştığı şeylerden vazgeçemez. Her yeniliği gelişme diye hayatına sokar, zamanla ihtiyaçmış gibi gelir gündelik kullandığı makineler, aletler. Kaybedince zorlanır, yoksunluğunu hisseder. En basit örnekle bir diş fırçası bile eksikliği hüzün yaratacak haddeye girmiş durumda gündelik yaşamımıza.
Eskiden sobaya fındık kabuğu taşırdı, odun keserdi insan. Yazın tezek biriktirir, yerin kat kat altından yakacak kömür çıkartırdı, şimdi doğal gaz olmadan ısınmayı beceremiyor. Zaruri ihtiyaç oldu başımıza her yenilik dediğimiz şey. Dedelerimiz siyah beyaz televizyona zor sahip olurken şimdi hatırlamaz olduk o günleri. Tamir edilirdi bozulan cihazlar, terziler dikerdi sökükleri, yamalardı parça pürçük kıyafetleri. Bilir misiniz bir zamanlar ayakkabı tamircileri vardı her mahallede? Vaktizamanında.
KULLAN, AT
Kullan, at denen bir sisteme geçti insanoğlu. Parayı elinde tutan ticaret erbabı cenahı, her şeye bir ömür biçti ve bunu "son kullanım tarihi" denen aldatmaca ile sanki bir zorunlulukmuş gibi bize dikte ettirdi yani hayatımızdaki her şeyi bir "vaktizamanında" ile sınırladı. Büyük bir oyunun ilk adımıydı bu aslında. Tüketim olmazsa ticaret olmaz çünkü. Çoktan aştı insanlar o eşiği, geri dönmek mümkün değil artık bu noktadan. Değiş tokuşla mal ticareti eşit koşullar sağlardı, bu ticarete dâhil olmak isteyen bir şeyler üretmek zorundaydı. Hazıra mahkûm etti insanoğlunu. Altın tepside sundular en güzel hayalleri yine ve aldatıldı insanoğlu ağızlarına sürülen bir parmak balla. Yasak elmayı yemişti bir kere daha ve mücadele dünyasına sürüklenmişti. Tek farkla, bu sefer yaratılanlar tarafından.
Moda diye bir şey çıkardılar başımıza ve hemen ardında demode diye bir kavram türetti. Sahip olduklarımızın biz zaman sonra eskimiş, artık giyilmez olduğu olgusunu soktu kafamıza. Bunu bir utanç, bir yoksunluk olarak hissetmemiz için sürekli pompaladı bu olguyu. Hiç gündemden düşmez oldu moda hatta en popüler konu oldu insan yaşamı boyunca. Eskiden bir olmaya çalışan insanlar şimdi kıyafetleri ile ayrıcalıklı olma yarışına girdi. Oysa ki yıllarca giyilirdi kıyafetler, ayakkabılar hatta dayıdan yeğene, kardeşten kardeşe intikal ederdi. Birkaç nesil sebeplenirdi var olandan. Kıyafete bile vaktizamanında biçti edepsizler.
Şimdinin antikaları o dönemin sıradan eşyalarıydı ama dayanıklıydı ve bu günlere ulaştı. Bugünden 100 yıl sonraya hangi antikaları bırakmış olacak acaba neslimiz?
DOĞANIN DENGESİNİ BOZDU
İklim değişikliği, doğayı koruma bilinci yerleştirdi zorla kafamıza. Hâlbuki onlar bozdu doğanın dengesini yıllar yıllar boyunca. Hızlı tüketimin bir sonucuydu bu. Kendi kabahatlerini yine ticarete dönüştüren üstün bir zekâ bunlar ve geri dönüşüm diye bir numara çıkardı peşinden. Neymiş efendim! Doğada zor çözünüyormuş, yüzyıllar sürüyormuş, çevreyi kirletiyormuş. Giy, giyme. İki yılda ayakkabıların tabanı çürüyor pul pul dökülüveriyor. "İyi günlerde kullan, ayağında paralansın." lafına geldi her şey. Elimizdeki poşetler cırt diye yırtılıyor. İçine bir şey koyup saklayayım, diyorsun, bir yıl sonra bırak içindekini korumayı, poşet kendini koruyamıyor. 
Dayanıklı tüketim malları diye bir şey vardı vaktizamanında, o kavramı da unuttu insanoğlu bu tüketim çılgınlığı içinde. “Sağlam olsun, uzun yıllar kullanılsın.” felsefesinden tamamen uzaklaşıldı. Ceddimizin yüzyıllarca ayakta duran başyapıtlarına karşı bizim en basit bir depremde, yerle yeksan edilen binalarımız yarattığımız modern dünyanın gerçek yüzü işte.
İSRAF
Buna geri dönüşüm diyorlar ama gerçek adı israf. Buna moda diyorlar ama gerçek adı israf. Buna modern yaşam diyorlar ama gerçek adı israf.
“Doğayı koruyacağız.” aldatmacası içinde kandırılmış bir insan topluluğuyuz biz; israf ediyoruz her şeyi, umutsuzca tüketiyoruz çevremizdeki kaynakları, “İyi bir şey yapıyoruz.” zannediyoruz.
Yalancı mıyım?

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat