ÜLKEMİZDE TARIM VE ÇİFTÇİLİK -1-

Nilgün Batıyeli/YAZAR

1 Aralık 2021 21:01
A
a
Sevgili Okurlarım,
Bugün size tarımla ilgili ilk ağızdan birkaç örnek vererek nasıl her şeyin kontrolden çıkmış, birbirine girmiş olduğuna kısaca değinmek istiyorum.
Okumuş olanınız var ise bilir, okumamış olanlardan da ricam, gazetehamburg’un 14 Ağustos’ta yayımladığı ‘Yazar Nilgün Batıyeli’nden Örnek Proje’ adı altında yayınladığı haberi okumanızdır.  
Vakit veya ilgi duymayanlara ise kısaca bahsedeyim: Haberde “Romanımı derneğimiz üzerinden alınan her kitabın 20 lirası çiftçilere gönderilecektir.” ifadem yer alıyor.   
Okuduğunuzda kulağınıza nasıl hoş ve kolaymış gibi geliyorsa bana da aynen öyle gelmişti. Macerayı ve zoru severim. Bu konuda, biraz fazla iyimser davranmış olduğumu ise projeme başlar başlamaz anladım. Yine de huyum bu, karşıdan karşıya geçeceksem kendimi pat diye caddenin ortasına atıveririm ancak sonra sağıma, soluma “Araç var mı?” diye bakarım, Bu konuda da farklı davranacak değildim tabii. Aklımda sadece çiftçilerin sorunlarına ucundan da olsa destek olmak vardı. Üç ayda bir toplanan para onlara dağıtılacaktı.
İşin maddi tarafı bir yana, hedef kitlemi bile doğru belirlememişim oysa. Kaç çiftçiye yardım edebilirdim? Öncelik kimlerde olmalıydı? Neden? Bu insanlara nasıl ulaşacaktım? Kim bana yol gösterecekti?
İlk olarak bölgelerdeki ziraat odaları ve belediyelere başvurarak beni bilgilendirmelerini, yardımcı olmalarını istedim. Ayrıca “Tarım ve çiftçiler önemli.” diyen birçok partinin il başkanlarına da yazdım.
Sonuç şu: Partiler topla kendi aralarında paslaşıp durdu, neticesiz. Belediye başkanları ikiye ayrılıyordu: Cahil ve umursamaz olanlar zaten içinde kitap adı konulmuş bir olayı anlamakta bile zorlanıyordu. Büyük şehirdeki yapıcı aydınlar ise cevap dahi vermedi hatta oradaki alt kadro eminim yazımı başkanlara bile iletmemiştir. Bunca iş ve sorunun arasında gereksiz diye düşünmüş olmalı. Oysa hepsinden tek beklentim bütçelerine göre elli yüz kitap almak ve dağıtmak olacaktı.
Ufak şehir köy ve kasabadakilere birebir ulaşıp konuşma imkânım oldu. “Destekleriz, bakarız, gelin burada konuşalım.” diyenler oldu. Gidip yüz yüze anlatıp konuştuğumda da birçoğu “Sizden kitap alırız ama toplanan parayı kime ulaştıracağınıza karışmayız.” dedi. Hâlâ toplu kitap almalarını bekliyorum.
Yine başa dönmüştüm. Hangi çiftçiyi bulup hangisine yardımcı olacaktım ki?
ULAŞABİLDİĞİMİZ ÇİFTÇİLER
Derken birlikte yola çıktığımız Düzce Kırsal Yaşamı Destekleme Derneğinin başkanı Sayın İlhan Sarıbaş bana telefon açıp “Bizim yakın köylerden birinden bir kadın geldi. Tarlalarını imkânsızlıktan ekip biçemiyormuş. Kendi aileleri için bakıp sütünden, peynirinden faydalandıkları hayvanlarının da çoğunu satmış. Ellerinde kalan ise hastalık kapmış. Bunlara hayvanlar için gerekli ilaç parasını vermeyi düşünüyorum.” dedi.
Hepsi 500 lira tutuyordu ve tek tek kitabı alanlar sayesinde de o kadar bir girdiye kavuşmuştuk. Ondan sonrası birbirini kovaladı. Süremedikleri tarlalarının toplamda altı dönümlük bölümü sürüldü, arpa ve yulaf ekildi. Gübreleri alınıp mart ayında ekilmek üzere ambara konuldu.
Bütün bu macera tek tek kısa video, fotoğraf ve girene ve çıkana ait makbuzlar ile kayda alınmıştır, alınmaya da devam edecektir.
İkinci bir çiftçimiz fındık ekmek istemiş ve biz de ona gereken desteği sağlamış bulunuyoruz. Sadece mevsim itibarı ile mart ayından önce ekim ve gübreleme yapılamayacaktır.
Üçüncü bir çiftçimizden ekmek istediklerinin maliyetini ve neler olduğu üzere görüşmelerimiz sürmektedir. Kendilerinden fasulye, domates, mercimek gibi ürünleri tercih etmesini istedik ve cevap bekliyoruz.
Su kaynaklarının durumu nedeniyle mısır, pancar başta diğer benzer çok suya ihtiyaç duyan ürünleri ekmek isteyenlere kapımızı kapatmış olduğumuzu da belirteyim. Zira ziraat mühendisleri başta inanılmaz su harcanan ve kolaylığı nedeniyle tercih edilen bu ürünlere rağbet edilmemesini öngörmüştür. Bizimle birlikte ilerleyecek çiftçi kardeşlerimizce de böyle uygulanacaktır.
Hemen burada bu aşamaya gelmemize olanak sağlayan, adlarının verilmesini istemeyen bölgedeki iki yardımseverden aldığımız 8 bin 500 liralık bağış olduğundan bahsetmemek olmazsa olmazımızdır. Kendilerine ülkemiz adına ne kadar teşekkür etsek azdır. Hem şahsım hem dernek başkanımız hem de bu tek geniş aileli çiftçimiz ile biliyoruz ki bu meblağ ileri tarihte gelecek nice 85 bin ve 850 bin liraların üstünde bir anlam ve değer taşıyacaktır.  
Son olarak önemsediğim bir konu da ithal edilen gübre ve ürünler ile ülkemizde toplanan meyve bahçeli ekim alanlarıdır.
Duymuşsunuzdur, bunların komple teorisi, yalan olmadığını bilmekteyiz. Yıllar önce gelen domates tohumundan daha fazla ürün alındığını ama bir daha ekilemediği için yeniden tohum alınması gerektiği gerçeğini duymuştum. Belirlendiği üzere diğer ithal edilen ürünlerin birçoğunda iki üç sene mahsul alınmasının ardından ürünün toprağı bozduğu, çürüttüğü ve sonrasında bizi hiçbir şey ekilemez bir toprakla karşı karşıya bıraktığını biliyoruz. İsimler vermeden dünyanın sayılı zenginlerinin yatlarıyla gelip hektarlarca meyve, sebze tarlalarını satın aldığı da bir gerçektir.
Çiftçi hele şimdi içinde bulunduğu darboğazdan dolayı hemen elindeki arsalarını satmaya gönüllü olmaktadır. Onları, en azından bir kısmını ayıplamak, suçlamak ne kadar yersiz ise her duyarlı vatandaşın bu konulara hassasiyet göstermesini beklememek de bizlere ayıp diye düşünüyorum. Alacaksak kendi halkımız tarafından, kiralanacaksa da kendi halkımız tarafından olmalıdır yoksa şimdi başka memleketlerden ithal ettiğimizi çok yakında kendi topraklarımızda, kendimizden ithal etme durumuna geleceğiz.
Dernek olarak bundan böyle alınacak tohum ve gübrelerin yerli olmasına dikkat edilecektir, nerelerden bulunabilmesi üzerine araştırma yapılmaktadır.  
DURMAK YOK
Sonuç olarak önce şunu belirteyim: Yukarıda tabiatımdan bahsederken şunu eklemeyi unutmuşum: Kolay pes etmem, eninde sonunda hedefimi gerçekleştiririm. Bu konuda da pes etmeyeceğimi, mart ayında en geç görselleriyle bazı televizyon kanallarında projemi duyurup yayılmasını, bilinmesini hedeflemekteyim.
Bir bölümü derneğimiz üzerinden yardımcı olmak üzere destek verecek iş sahiplerinin kapısını da çalmadık. Bunu da televizyon kanalları ve gazeteler ile aşılacağını bekliyorum.
Bir önemli ve dikkat edilmesi gereken konu ise yardımcı olmak veya zaten romanımı almak isteyenlerin bunu kitapçılardan temin etmek yerine derneğimiz üzerinden gerçekleştirmeleri. Zira kitapçılardan alınan kitaplardan çiftçimize pay ayrılmamaktadır ki adetini de asla kontrol etmek mümkün değildir. İşleyiş ile ilgili detayları ve ilerlemeleri ayrıca yarınki yazımda vereceğim. Hassasiyet gösteren herkese teşekkür ederim.
Üç çiftçi ailesi ve etrafı için bile olsa kısa zamanda kısıtlı imkânlarla yardımcı olabilmiş olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Durmak yok, yola devam. Durmak yok, desteğe devam.
Saygılarımla.

 
1000
icon
Hayal Denizi 5 Aralık 2021 17:24

Nil Hocam! Harika bir projeye imza atmışsınız. Lakin Vatanın içini yiyip kabuğunu bırakanlar, bu projenin başarıya ulaşmasını istemez. Zira bu proje başarıya ulaşırsa, Meksika'dan mercimek, Bulgaristan'dan saman, Hırvatistan'dan İnek/öküz; Komşularımız, Rusya'dan ve Yunanistan'dan buğday alanların tekerine çomak sokulmaz mı? Nilgün Hocam, ben eskiden böyle negatif değildim. Bu devşirmeler benim pozitif enerjimi alıp negatif yüklediler.

0 1 Cevap Yaz
Sengül Dereevli 5 Aralık 2021 09:11

Güncel konulara değinmeniz çok güzel zevkle okuyorum devamını diliyorum başarılar Sengül Dereevli

0 1 Cevap Yaz
Serdar Çelikörslü 5 Aralık 2021 00:53

Nilgün Hanim merhaba, öncelikle göstermis oldugunuz kararliliktan ötürü sizi tebrik eder bu vesile ile projenizin desteklenmesinin önemini bir de su yönden degerlendirmek isterim. Tabiiki ciftcimiz, koylumuzun hepsine ulasabilme imkaniniz olmayacaktir, yasadiklari sorunlarin bir coguna cozum bulamayacaksiniz ama burada degerli olan ulasabildiginiz sayili ciftcimizin disinda bu konuda yasanan sorunlara dair “toplumsal bilincin ve hassasiyetin” olusmasinda bir katkiniz olmasidir. Bu konuda tüm toplumun dikkatini konu üzerinde bir daha çekmek ve en önemlisi bu bilincle cözüm uretmekte gücü ve ye

0 1 Cevap Yaz
Bayan Turkolog 3 Aralık 2021 11:33

Oncelikle ülkesi için o koltuğa oturmuş ama vatandaşına faydası olmayan ınsanlar için kızarak sizin içinse yazınızın her satırını minnet duyarak okudum . O güzel yüreğinize, verdiğiniz desteğe her şeyden önce insanımızı düşünen vefanıza ne kadar güzel söz söylesem yetmez . Bir yanda ülkeyi yakanlar , yara açanlar diğer yanda ise yarayı saranlar...Minnettariz

0 1 Cevap Yaz
aysun uzuncan 2 Aralık 2021 10:41

Merhabalar Nilgün hanım,çiftçiler için gösterdiğiniz desteğe,emeğe,özveriye hayran kaldım.insallah gereken desteği alır,bir nebzede olsa çiftçinin yaralarını sararsiniz.bunun içinde bizlerde elimizden geleni yapacağımıza emin olun.yolunuz açık,okurunuz,kitap alıcınız bol olsun,sevgiler

0 1 Cevap Yaz
İlhan sarıbaş 2 Aralık 2021 00:17

Yangınların küle dönüştürdüğü ağaçlarımız topraklarımız. Yağmurların heyelan sellerin sürükleyerek götürdüğü topraklarımız. Depremlerin böldüğü ortadan ikiye ayırdığı topraklarımız. Hükümetlerin yanlış eksik ve umursamaz bakış açıları topraktan geçinen çifçimizin çoğaldıkça bölüşerek bitirdiği topraklarımız😔 sizlerin maddi manevi destekkeri ile nerde ne kadar ne yapabilirsek OLMASSA OLMAZIMIZ TOPRAKLARIMIZ GELECEĞİMİZ İÇİN VAZGEÇİLEMEMİZDİR. İYİKİ VARSIN SAYIN NİLGÜN BATIYELİ

0 1 Cevap Yaz
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat