TÜRKİYE’DEKİ YANGIN FELAKETİ

Songül ŞAHİN/YAZAR

1 Ağustos 2021 19:37
A
a
Yaklaşık dört gündür hepimiz çok üzülerek izliyoruz. Türkiye’de tam 77 ayrı noktada orman yangını çıktı. Ekranlarda korku filmi gibi sahneler görüyoruz. Alevleri izlerken yangının sıcaklığını kalbimizde hissettik. Şöyle ki elimizden bir şey gelemediği için kendimizi sosyal medyada onlarca paylaşım yaparken gördük. Susulacak gibi değil ki. Doğaya tüm enerjisi ile güzelliğini bırakan, özellikle yaz günlerinin en güzel görseli olan bu olağanüstü yerler ateş altında kaldı. Sebep olanlar, henüz tam olarak bulunamadı. Bununla birlikte bu felaket ile oluşan, hatırlamamız ve kabullenmemiz ve ayrıca unutmamız gereken bazı gerçekleri dile getirmek istiyorum.
BEDDUA
İlk kez bir felaketten sonra bu kadar beddua duydum, gördüm. Her yerde çok büyük beddua ediliyor. Sahibi bulunduğunda bu bedduaların nasıl bir hâl alacağını tahmin bile edemiyorum. Bununla birlikte dua gibi beddua da yaratıcıya yapılır. İnsan tarafından insana ceza kesilmemeli. Felaket sonrası duyulan acıyı başka insanlardan çıkarmak, sadece hayatta hiçbir işe yaramamış bir benliği öne çıkarma çabasıdır. Şunu bil: Gene işe yaramadın!
HATIRLAYALIM
Birlik olmak sadece felaketten sonra olmaz. Bu, çok moda oldu artık. Hiç kimse bir şey için kılını kıpırdatmaz fakat felaket olduktan sonra gece gündüz asabi davranır. Birlik olmak, tüm değerlerine zamanında sahip çıkmaktır. Sadece yangın çıkınca anlaşılmamalı odun olarak görülen ağacın değeri.
UNUTMAYALIM
Bir felaket çıktığında illa bir ya da iki kişilik suçlu aramayalım. “Felaketler neden çıkar?” diye düşünelim. Öyle çok sessiz kalıyoruz ki haksızlıklara. Okusak da sessiziz, okumasak da. Bilinçli olanlar da olmayanlar da aynı çuvalda hâlinden memnun, yol alıyor, öyle çok çocuk ziyan ediliyor. Hâkim de aynı soğukkanlılığı gösteriyor halk da. Anne ve baba bir köşede yüreği soğuyana, sesi kısılana kadar ağlıyor. Yanlarında birilerinin olmamasına muhtemelen onlar da alıştı artık. Çok şeye alıştık, farkında mısınız? Açıklama yapan yetkililer bile sıradan yüz ifadesi ile açıklıyor her şeyi. Türkiye yanmamış, iki arkadaş tartışmış ve nasılsa barışacakmış gibi. Bilseniz bu alışkanlığı nasıl kınıyorum.
Doğa artık acaba isyan mı ediyor? O yanan ağaçlar, hissetmeyi unutmuş kalbimize mi atıfta bulunuyor? Haksızlıklara bilerek susan dilsiz şeytandır, unutmayalım. “O kafe senin, bu kafe benim, gezelim, yiyelim, içelim.” yaklaşımından ibaret değildir hayat madem o toplumun bir parçasıyız, işe yarayalım. Ağlayanlar, korkanlar, hangi canlı olursa olsun canı yananlar karşısında sıfatımız öğretmen, doktor belediye işçisi vs. ne olursa olsun susmayalım.
Umudumuzu bu sefer ağaçlık alanların bir an önce yeşillendirmesinden yana kullanalım.
GÜZEL GÜNLERİMİZ YAKIN OLSUN!
Umarım ki kısa süre içerisinde yanan, yakılan, ağlayan, öldürülen, katledilen değil, gülen kadınlar, mutlu çocuklar, başarılı insanlar görürüz ekranlarda, gazetelerde, sosyal medyada.
Güzel günlerimiz yakın olsun!
Bir kez daha unutmayalım, bize güzel ve anlamlı günler yakışır.
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat