TÜRKİYE’DE ÖĞRETMENLERE VERİLEN BÜYÜK GÖREV

Songül Şahin/YAZAR

5 Nisan 2021 12:52
A
a
Elbette dünyanın her yerinde kutsal bir görevdir öğretmenlik. Başlıktan sadece Türkiye’de olanlara değinilmiş gibi anlaşılmasın fakat ben biraz kendi memleketimden bahsetmek istiyorum.
Çoğumuz çevremizden duymuşuzdur, “Kışın günde birkaç saat çalışırlar, yazları üç ay evdeler.” sözünü. Bilakis “Kendimiz de bunu söylemişizdir.” desek doğru olur. O herkesin farklı tarzda büyüttüğü çocuklara öğretmenlik yapmak kolay mı? Kimisi çocuklarına sevdiği bir oyuncağını yerine koymayı öğretemezken öğretmenler, onlara okuma yazmayı öğretiyor. Sadece okuma yazmayı değil, Ali'den aldığı silgi için teşekkürü, sözünü kestiği Ayşe’den özür dilemeyi, geç kalındığında yalan yerine doğruyu anlatmayı, çünkü doğruluktan yana olunca her şeyin kabul edilebilir olduğunu gösteriyor. İnsan temelinin atıldığı daha birçok önemli kavramı aşılıyor. Bütün bunları yapabilecek güç ve sabır, normalde doğaüstü güç gerektirir. Bu zorluk, sadece ilkokulda mı olur? Üniversite de mesela öğretmen rahat eder mi? Konuyu biraz açıp şöyle bir göz atalım.
Almanya’da şöyle bir sistem vardır: Öğrenci okula başlar. Derslerinden aldığı notlara göre daha küçük yaşta, bir bölüme ayrılır. Zekâsı ve notlarının gerektirdiği bir sınıf grubuna dâhil olur. Örneğin dördüncü sınıftan sonra üç ayrı bölüm vardır. Beşinci sınıfta, öğrenci artık yeteneğinin yettiği, üzerine fazla gücün yüklenmediği bu üç ayrı bölümden oluşan bir ortamda bulur kendini.
Türkiye’de bu noktadan itibaren aksama başlıyor. Öğretmenlik yaptığım dönemden hatırlıyorum. Hâlâ küçük olan bir öğrencim daha da küçükken bir trafik kazası geçirmiş. Kafasından aldığı darbe sonucunda derslerde tüm direncine rağmen ne yazık ki uyuyakalıyordu. Kafası çoğunlukla ders masasındaydı. Tabii onu öyle görüp derse devam etmek de ayrı bir süper güç durumuydu bence. Sadece ben değil, bunu yaşayan yüz binlerce öğretmen olduğundan eminim. Biz belki “rahat meslek” deyip geçiyoruz ama bir çocuğa yıllarca aynı hoşgörü ile öğretmenlik yapmak, inanın rahat değil. Rahat değil çünkü bir kere vicdanınız sızlar, her gün onu öyle görmekten. Bu sızlamayı kenara bırakıp diğer öğrencileri de aksatmamanız gerek. Üstüne bir de diğer öğrencilere bu tür durumlarda hoşgörü, saygı, sevgi ve şefkat ile davranmaları gerektiğini öğretiyor öğretmenler.
SİZLER ÇOK KIYMETLİSİNİZ!
“Almanya’da güzel bir sistem var.” demek, “Oradaki öğretmenlerin yükü hafif.” demeye gelmesin. Böyle bir karşılaştırma yapıp aradaki farkı masaya koymaya çalışıyorum. Masanın etrafında oturup bunun üzerine belki iyileştirmeler yapılabilir. Almanya da öğrenme güçlüğü çeken bir öğrenciye, aynı zamanda tüm ders saatinde yanında olmak şartı ile eğitimli birisi verilir. Böylelikle öğretmenin yükü hafifletilir ve mevcut öğrencilere daha çok konsantre olmasına katkı sağlanır.
Bu kısma kadar öğretmenlere düşen gerçekten birkaç beden büyük görevden bahsetmeye çalıştım. Bu, üzerinde düşünüldüğü zaman hallolmayacak bir konu asla değil. O masaya oturmayı bilmek de marifet. Kutsal demek doğru olur mu? Bilmiyorum. Büyük çaba göstermek tabii ki kutsaldır.
 
MERHAMETTEN MARAZ DOĞAR
Türkiye’deki eğitim sisteminde bir başka iyileştirilmesi gereken konu ise gereksiz merhamet gösterilmesi. Merhametten maraz doğar diye bir deyim vardır. Bir öğrencinin tüm gayretine rağmen gücü bir derse yetmiyorsa orada merhamet edilmemeli. Orada hak etmediğini bulamayan öğrenci, zamanla ait olduğu diğer alanı bulur. Bu, diğerlerinden üstte olur, altta olur ama öğrenci orada daha mutlu olacaktır. Matematiği iyi olmayan öğrenciye gereksiz yere yüksek not verilirse bu, onun intiharı olur. İleride mimar olacağını sanıp yıllarca boşuna kürek çeker. Bu kısım en çok özel eğitim veren kurumlar için geçerli. “Öğrenci bize aylık şu kadar para veriyor, derslerden geçirmezsek olmaz.” diyen kurumlardan söz ediyorum. Siz eğitiminizi en iyi şekilde verin. Gereksiz not vermeyin, o para da yerini bulur, verdiğiniz eğitim de. Gereksiz not derken anlaşıldığımı düşünüyorum. Bir öğrenci, bir derste çok iyidir ama çok stres olduğu bir döneme denk gelen sınavda iyi not alamamışsa bu tabii ki farklı bir durumdur. Burada zaten bir öğretmen ne yapması gerektiğini çok iyi bilir. Fakat hak etmediği bir not alan öğrenci asla mutlu olmaz ileride. Bunu kabullenmemiz gerek.
Buradaki fazla merhamet, gereksiz yüksek not maraz öğrencinin ileride ciddi şekilde mutsuz olacağı anlamına gelir. Sürekli öğretmen merhameti ile bir dersi geçmiş öğrenci, üniversite gibi koskoca bir ortamda hâlâ küçük bir çocuk gibi davranır. Düzgün bir araştırma yapmadan ders saatlerini doldurmayı bekler. Derslerinin sorumluluğunu almadan geldiği üniversite ortamında, kafasında yanlış bir eğitim sistemi oluşmuş bir birey olarak gelir. Üniversite hocaları çoğunlukla egoludur. Çünkü burada gereksiz merhamet fazla yoktur. Bu kısımda, her şey daha zor olur. Hem yetişkin olan hem kafasında eğitim sistemi yanlış yerleşmiş bir öğrenci ile bilimsel araştırma yapmak eğitim görevlileri için çok zor bir hâl alır. Üniversiteyi bir şekilde bitiren öğrenci, elindeki belge ile ilgili hangi işe gireceğini bile karıştırır. Büyük yükün yıllar boyunca öğretmenlere atıldığı bu süreçten nihayet çıkabilen öğrenci, bu kez tek başına yıllarca KPSS için uğraşır. Orada ne merhamet vardır ne de maraz. En başta olması gereken şey, en sonunda oluyordur.
VE YARIŞ BAŞLAR…
Merhamete gerek kalmadan kendi sorumluluğunun sahibi olmak…
Burada Surviyor isimli yarış başlar. Sadece süre belli değildir. Bu zamana kadar ki tüm eğitim hayatını baştan alacak kadar uzun süren yarışlar var.
Öğretmenler bu ardışık sırayı takip edecek yeni nesiller için yine oradalar. Hiç bıkmadan.
Bunu iyileştirecek masalarda oturmak dileği ile.
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat