TÜRK STK’LARI, DEĞİŞİM VE GELİŞİM

Tevfik KARA ( Yazar ) gazetehamburg.com

13 Aralık 2020 16:40
A
a


“Daha iyi olmaya çalışmayan, iyi olarak da kalamaz.
Her şey bir günde değişebilir ve o gün belki bugündür.”
Oliver Cromwell
Koronavirüs vakasından sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı kesin. Zaten uzmanlar da aynı şeyleri söylüyor. Bunu, şu andaki gidişattan da anlamak için müneccim olmaya gerek yok.
Avrupa’da herhangi bir aktivite veya toplum yararına faaliyet yapmak istiyorsanız dernekleşmek zorundasınız. Ferdi olarak yapabilecekleriniz sınırlıdır. İşte bu yüzden Avrupalılar, örgütlü olmaya çok önem veriyor.

ALMANYA’DAKİ TÜRK STK’LARI

Çoğu dini istikamette olmak üzere Almanya’da yaklaşık olarak dört bin Türk derneği ve az sayıda vakıf olduğu tahmin ediliyor. Kısaca dağılımı konusunda bilgi verdikten sonra asıl anlatmak değişim ve gelişim konusuna geleceğim.
Bu dört bin derneğin, 2 bin 500’ü dini faaliyet gösteriyor. Genellikle de Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), İslam Toplumu Millî Görüş (İGMG), İslam Kültür Merkezleri Birliği (VİKZ) ve Menzil Cemaati bünyesinde yer alıyor. 2 bin 500 dini içerikli derneğin yalnızca 950’si DİTİB’in bünyesinde faaliyet gösteriyor. Bunları dernek olarak kabul etmek gerekir mi? İşte bu da tartışmaya değer.
Dernek statüsünde faaliyet gösteren 800 Türk spor kulübü var. Geriye kalan 700 derneğin dağılımını ise Alevi dernekleri, hemşehri dernekleri, veli dernekleri ve siyasi faaliyet gösteren dernekler olarak sıralayabiliriz.

DEĞİŞİM VE GELİŞİME AYAK UYDURAMAYANLAR

Bu yılın başından beri Almanya’da, koronavirüs nedeniyle tüm sivil toplum kuruluşları (STK) çalışmaları da âdeta durma noktasına geldi.
Aslında ak koyun ile kara koyun belli oldu.
Bana göre dernekçilik açısından koronavirüs dönemi bir milat oldu.
Bu zamana kadar icraat yaptıklarını sanan yüzlerce STK, maalesef ikmale bile kalamayıp sınıfta kaldı.
Bu kriz dönemini fırsata çevirenler yani değişim ve gelişime hazır olanlar, bu yönde adım atanlar sınıfı geçti.
Bahane hazır: “Korona geldi ve tüm STK çalışmaları sekteye uğradı.” Bu mazeretin ardına sığınarak olmayan ya da azıcık olan tüm faaliyetleri askıya aldık. Tabiri caizse “Yan gelip yattık.”

HEM KOLAY HEM DE ZOR

Az önce, milat kelimesini telaffuz ettim. Bence dernekçilik yapmak kolaylaştı. “Bu nasıl oluyor?” diye sorarsanız “Bilim ve teknolojiyi yakından takip eden, değişim ve gelişime hazır olanlar çağ atladılar.” diyebilirim. Bu da internet aracılığıyla yaptığımız uzaktan eğitim ya da görüşmelerle oldu.
Artık eskisi gibi dakikalarca veya saatlerce yol katetmek ve zaman harcamak gerekmiyor. Youtube, Instagram, Zoom vesaire gibi yenilikleri keşfettik. Bu yeniliklerle sadece bir şehirde olanlarla değil, uzaktakilerle de görüşülebiliyor. Başka bir tabirle ülkelerarasıyla hatta kıtalararasıyla görüşmeler, aktiviteler olabiliyor.
İllaki dernek lokaline gitmeye hiç gerek yok. Evinden veya ofisinden faaliyetlere dâhil olabiliyorsun. Dernekçiliği sadece lokale gidip gelmekten, orada zaman geçirmekten ibaret olarak sayanlar, maalesef bu gelişimin dışında kaldılar.
Önceleri, kişi bir günde en fazla tek veya iki etkinliğe katılabiliyordu. Şimdi ise teknolojinin nimetlerinden faydalanarak dört hatta beş etkinliğe katılabiliyor ve konuşabiliyor.   
Vakit nakit olduğuna göre şu gelişimin ve güzelliğin farkında mısınız?
Bu ifade ettiklerim, kolay olan taraftı. Peki, ya zor olan taraf neresi?
Dernekçiliği lokalden ibaret sayanlar, orada kâğıt ve okey oynamaktan, boş konuşmaktan başka bir şey yapmayanlar için zor.
Dernekçiliğin kermes, lahmacun, börek, çörek, çay ve kahveden yani mideden ibaret olduğunu düşünenler için de zor. Yeni dönemde bu saydıklarım olmayacak mı?
Olacak. Olacak amma azalacak hatta ilerleyen süreçte, bu sözde ve gereksiz faaliyetlere insanımız rağbet göstermeyecek.
Dernekçiliği, senede bir gece yapmakla geçiştirenler için de zor günler kapıda. Artık o şatafatlı günler geride kaldı ve insanımız, bunlara da itibar etmeyecek.
İşte dernekçiliği böyle düşünenlerin de değişmesi ve gelişmesi kaçınılmazdır.

NE DEMEK İSTİYORUM?

STK çalışmalarında değişim ve gelişimle neyi kastediyorum?
21. yüzyıldayız.  İlim, bilim ve teknoloji çağındayız. Mesafelerin kısaldığı, uzakların yakınlaştırıldığı dönemdeyiz. Böyle bir dönemde, bahanalerin ardına sığınmamalıyız. İnternet aracılığıyla teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanarak faaliyetleri devam ettirmek mümkündür. Şu anda, Almanya’da bu ifade ettiklerimi yapabilen veli, öğretmen ve az sayıda dini dernekler var.
“Yeterli midir?” diye sorarsanız maalesef yetersiz.
Demem o ki bu süreçte, değişim ve gelişime uzak kalanlar ya da teknolojiyi takip edemeyenlerin, maalesef kullanma veya geçerlilik tarihleri geçmiştir.
O kişiler, kurum ve kuruluşlar ya hızla bu gelişime ayak uyduracak ya da piyasadan silinecek.

STK’LAR ÖZGÜR DEĞİL

Almanya’da müthiş bir nüfusumuz var. Hâliyle, ekonomik gücümüz, eğitimli gençlerimiz ve siyasetin içinde olan insanlarımız var. 4 bin civarında STK’mız var ama biz, bu tüm saydıklarımı yaşadığımız ülkede güce çeviremiyoruz.
STK’larımız, Türkiye siyasetinden uzak durup, kendi plan ve projelerini yapıp, belirledikleri rota istikametinde uygulamaya geçmelidirler. Maalesef bunu da yapamadılar. Öyle gözüküyor ki yapmaya da çekiniyor.

ZİHİNSEL DEVRİM GEREK

Koronavirüs süreci, aslında Türk STK’larımız için bir fırsattı. Bu esnada, yeniden yapılanmayı becerebilen, gençleşen, değişim ve gelişimi uygulayanlar yani zihinsel devrimi gerçekleştirenler, önümüzdeki 10 yıl ayakta kalıp varlıklarını devam ettirecek.  
Ya bunu yapamayanlar ne olacak?
Onlar da yine eskisi gibi kermesler, senede bir gece ve ibadetle durumu idare etmeye çalışacaklar. Tabii, idare edebilirlerse…

SON SÖZ

Zihinsel devrim yapamayanların, hayata dair adapte olmalarını beklemek zihinsel bir hata olur.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat