23 Ekim 2020 21:28
-A +A
Leman Memmedova

SÜZGEÇ

Leman Memmedova ( Yazar )gazetehamburg.com

Belli ki pandemi sonrası dünyanın bazı gerçeklerle yüzleşme zamanı geldi. Bunun, pandemiden sonra olması ya da pandeminin sırf bu süreçte vuku bulması belki bir tesadüftür, belki de olaylar zincirinin ana halkası. Şöyle ki tüm devletler bir arınma süreci yaşadı; herkes safını belirledi, bugüne kadar evrak üzerinde bold yazıyla görmezden gelinen gerçekler artık gözden kaçmayacak şekilde somutlaştı. Bir kere bunu anlamış olduk.
 
Hâlâ Fransa gibi bazı gerçekleri kabul etmekte zorlanan devletler de eninde sonunda yüzleşmeden kaçamayacaklar. Hükumetler değişir, halkın hafızasına gölge düşürülür fakat tarih, notunu alıyordur muhakkak. Tarih, er ya da geç hesap defterini masaya koyacaktı. Nitekim bugün daha dikkatli gözlem yaparsak hâlâ bu hesaptan kaçmaya çalışanların Ermenistan ve Fransa gibi nisyandan kurtulamayanlar olduğunu görürüz.
 
HAK DAVASI
 
Evet, bugün Azerbaycan’ın hak davasında, onun yanında yer almayan devletler vardır ki bu da gayet normal. Çünkü hakkın karşısında duran karanlık güçleri aydınlatmak da bu davayı yürütenlere düşer. Kendi karanlığında kaybolmayı yeğleyenler zaten kaybetmiş sayılırlar.
 
Ermenistan bugüne kadar hiçbir uluslararası önemli bir projeye katkıda bulunmadı. Bunun için ne siyasi zekâsı ne doğal kaynakları ne de yalandan dünyaya kaktırmaya çalıştığı “devletçilik” geçmişi vardır. Gel gör ki ister Kafkasya, ister Avrupa, ister Avrasya ana karasının geneli, isterse de bu ana karada çıkarları olan ABD için bile Azerbaycan’ın imza attığı önemli projeler vardır.
 
Siyasi arenada sadece maşa olarak kullanılan Ermenistan’ın bu projeler için tehlikeli taktikler uygulamasına göz yuman devletler, herhâlde kendi çıkarlarıyla zıtlaştıklarının farkında değiller. Gerçi devlet ve farkında olmamak kavramlarını bir arada düşünmek pek doğru değil.
Şöyle diyelim, gayesi devlet politikasının sürdürülmesi olmayan, seçimlerde ermeni lobisinin desteğine ihtiyaç duyan hükümetler. Devlet olsa üç beş yılın değil, 50, 100 ve belki daha fazla sürenin hesabını yapar. Şaka bir yana, bunların siyasetçilerini de hesap makinesinin icadı kütleştirdi galiba.
 
KENDİ SEVDAMIZI HAYKIRMALIYIZ
 
Eskiler hep der ki bizim zamanımızda “söz” vardı. Bir erkek söz verdiyse, kıyamet kopsa sözünü tutmalıydı. Eskiler gözünüz aydın! Galiba söz yeniden trend olmaya başladı. Neden olmasın? Sonuçta koskoca uluslararası teşkilatların evrak üzerinde sağlanamadığı adalet, halka verilen söz sayesinde sağlanıyor. Bu söze imza atan, eşlik eden, destek çıkan devletlerin gittikçe çoğalması, onların manevi bile olsa yanımızda yer alması bende büyük umutlar doğuruyor.
 
Güç birlikten doğar. Bugüne kadar yalnız hissedip melankoliye sürüklenmiştik. Sağa bakıyorsun güç, sola bakıyorsun güç… Ne yapacaksın? İşte tam o sırada ne kadar güçlendiğimizi fark etmemişiz. Şu an, doya doya gücümüzün tadını çıkarabiliriz. Doğa bile eşit olmamızı engellemişken, zayıf olup güçlülerin sevdasını yaşamak neme lazım? Güçlü olup kendi sevdamızı haykırmalıyız. Şu anda yaptığımız gibi.
 
DÜZEN DEĞİŞİYOR
Bir düzen değişiyor. Değişim, öyle bir süreçte ki tarihi adalet sadece bir devlet için değil, birkaç devlet için tezahür ediyor. Şöyle ki Azerbaycan tarihi topraklarını, kendi öz topraklarını hain, terörcü devletin pençesinden kurtarırken ona destek olan devletler de siyasi meydanda müttefiklerinin, dostlarının kim olduğunu açık ve net görmeye başlıyor. Bu davada yanımızda olmayanlar ise hain evlatlarının artık hiç bir işe yaramadıklarını, bu saatten sonra kullanılabilir durumda olmadıklarını fark ediyorlar. Hâlâ üç maymunu oynamaya devam etseler bile örneğin Ermenistan’ı artık hiçbir zaman kararlılıkla müdafaa edemeyeceklerdir.
Emperyal güçlerin “üçüncü devletler” olarak tanımladıkları devletler, artık bu etiketi koparıp atmak üzereler. Bir kere bu güçlerin çok önemsedikleri projeler, küçümsedikleri devletlerin şah damarlarında gerçekleşiyor ve bu devletler tarihi iyi biliyor. Tarihte düştükleri tuzaklardan gayet iyi haberdarlar ve bu acıyı hiç bir zaman unutmamışlardır. Bu devletlerin anne sütünden aldıkları maddeler, onlara hiçbir zaman hainlik, riyakârlık aşılamamıştır. Bu da sahip oldukları topraklarından, ideolojilerinden ve sergiledikleri insanlık örneklerinden vazgeçirmeyecek bir biyoloji bağışlamıştır bu devletlerin evlatlarına. Çok uğraştılar sütümüze bile katkı aşılamaya fakat olmadı. Olamazdı da zaten. Çünkü kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz. Bunu da o güçler unuttu. Gücü onları nisyana sürdü. Kurmak istedikleri o Yeni Dünya Düzeni’nin şu an yön vericileri, küçümsedikleri o “üçüncü devletler” oldu.
GÜÇ TOPLAMAK
Güç birlikten doğar. Birliği ise yaşanan ortak tarih, ortak acılar ve ortak yanılgılar doğuruyor demek ki. Tüm bunları fark edip, analiz edip ayağa kalkmamak mümkün değil. Güçlendiysen ayağa kalkacaksın, boyun eğmeyeceksin. Efendimiz, diye ortalıkta çaresiz kalmayacaksın. Biz, gücümüzü topladık ve bunun darbesinin şiddetini şu an ağır biçimde hissediyor düşmanlar.
Hayal meyal hâli, farkında olmama durumuna sürüklenmeler, bağırarak zihnimize sokulan klişe “düzen”ler, gerçeklere hesap vermeden hükmedemezmiş. Bu kadar basit…
En önemlisi şu: Karabağ Azerbaycandır!

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Yuşa Bakinskiy

09:06 24 Ekim 2020

Biz artık güclüyük,hakk öz yerini bulmalı...
1000

Abdulkadir İnaltekin

23:13 23 Ekim 2020

Almaniya mətbuatında yeni bir Azərbaycanlı qələm; Ləman Məmmədova! Türkiyə türkcəsi, ərəb, rus, ingilis dili bilən bu gənc yazıçını təbrik edirəm. Çox maraxlı və samballı yazıdır...
1000
Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı