SÜRGÜNDE AY YILDIZ ALTINA SIĞINMA

Remzi UYSAL/YAZAR

5 Aralık 2021 18:50
A
a
1933 yılında, Hitler Almanya’da iktidara geldiğinde, Almanya’yı vatan bilip 700 yıl yaşamış Musevi kökenli Alman vatandaşlarında büyük bir korku ve tedirgin başlar.
Hitler, iktidar öncesi yaptığı propaganda konuşmalarında, Musevi kökenli vatandaşları sürekli ötekileştirip şeytanlaştırıyordu.
 
Musevi kökenli bilim adamlarından Philipp Schwartz, İsviçre’de kurduğu bir irtibat bürosu üzerinden Hitler’in peşine taktığı SS Koruma Timi isimli cinayet çetelerinin, Musevi kökenli vatandaşlara Almanya’da yaşam hakkı tanımayacağını öngörebiliyor ve özellikle Musevi bilim adamlarını İsviçre’de toplanmaya davet ediyordu. 
 
O yıllarda, Türkiye’de Millî Eğitim Bakanlığı görevinde bulunan ve And’ımızın yazarı 
Dr. Reşat Galip, Philipp Schwartz ile bağlantı kurar. Musevi bilim adamlarının, Türkiye’nin kendilerine kapılarını açtığında Türkiye’ye gelebileceğini öğrenen Dr. Reşat Galip, konuyu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’e açar. Atatürk, yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin başlattığı Aydınlanma Dönemi’nin yaşaması ve de büyümesi gerektiğine inandığından Musevi bilim adamlarını Türkiye’ye davet eder ve yaklaşık 150 Musevi kökenli Alman vatandaşı Türkiye’ye göç edip iltica eder.
 
Hitler’in iktidara geldiği ilk yıllarda, dünyada ABD dâhil pek çok ülke, Musevi kökenli Alman vatandaşlarını almakta tereddüt eder. Avrupa’daki komşu ülkeler ve ABD’nin 1933-1945 yılları arasında görev yapan 32. Başkanı Franklin D. Roosevelt de 900 Musevi mülteciyi taşıyan, aylarca limanlarda gezdirilen geminin kendi limanlarına demir atmasını istemez ve gemi zorunlu olarak Almanya’ya geri döner.
 
Türkiye ‘ye göç eden Alman Musevi bilim adamları arasında, 2. Dünya Savaşı sonrası Berlin Belediye Başkanı olan Sosyolog Ernst Reuter, Besteci Paul Hindemith, İktisatçı Fritz Neumark, Edebiyatçı Leo Spitzer, Türkiye’de Romanoloji Dalı Kurucusu Erich Auerbach, Mikrobiyolojinin Kurucularından Hugo Braun, Farmakoloji Uzmanı Werner Lipschitz, Matematikçi Richard Edler von Mises, Hans Reichenbach ile Ernst von Aster adlı filozoflar, İşletme Biliminin Kurucularından Alfred Isaac, Tiyatrocu Carl Ebert ile Patolojik Anatomi Uzmanı Philipp Schwartz gibi hepsinin adını sayamayacağım dünyaca daha başka ünlü bilim adamı ve sanatçı da vardır. 
 
Atomu parçalayan bilim adamı olan Fizikçi Albert Einstein ise son anda Türkiye yerine ABD’ye gitmeye karar verir. İleri yıllarda, Faşist Hitler, Türkiye’den Musevi bilim adamlarını istemek ve yerlerine safkan Alman bilim adamları vermeyi Atatürk’e teklif etmek için Dr. Herbert Scurla’yı elçi olarak gönderir. Atatürk ise bu konuda Dr. Scurla ile katiyetle görüşmeyi reddeder ve Scurla’nın Türkiye’yi terk etmesini ister. 
 
MEŞALE YAKTILAR
 
Bu Musevi bilim adamları, Atatürk Türkiye’sinin Aydınlanma Dönemi’nde her biri birer meşale yakmış olduğu gibi ülkemizde pek çok üniversite, enstitü ve bilim kurumunun kuruluşunun gerçekleşmesini de sağlamıştır.
 
Türkiye’ye göç eden Musevi kökenli Almanlar arasında çocuk yaşta Cornelius Bischoff da vardır. Türk ve Türkiye dostu olarak tanıdığım, 04.09.1928 doğumlu Cornelius Bischoff’un 27.06.2018’te ölüm haberini öğrendiğimde değer verdiğim bir dostumu kaybetmiş olmanın derin hüznünü yaşamıştım.
 
DOST CORNELIUS BISCHOFF
 
Cornelius Bischoff’u, 1990’lı yılların ortalarında, o günlerde Milliyet’te yazan Gazeteci Yazar Yavuz Donat’ın Hamburg’da gerçekleşen bir toplantısı sonrası bir grupla oturduğumuz bir kahvede tanımıştım. Yan yana oturduğumuzdan, güzel Türkçesi dikkatimi çeker ve sorum üzerine bana da hayat hikayesini anlatır. O günden sonra Cornelius Bischoff ile aramızda bir dostluk kurulur. 1930’lu yıllarda, Hitler iktidarının faşist uygulamalarından kaçarak Atatürk’ün kendilerine kapılarını açtığı pek çok Musevi kökenli bilim adamı ve ailesi gibi Cornelius Bischoff’un ailesi de Türkiye’ye sığınmıştır. Nasıl sığındıklarını kendisinden dinlemiş oldum.
 
Çocukluk ve gençlik yıllarını Çorum, Ankara ve İstanbul’da geçiren Cornelius, ilk ve orta öğrenimini Türkiye’de yapar. 2’nci Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra ailesi ile Almanya’ya dönen Cornelius, hukuk öğrenimi görür ve avukat olarak da çalışır. İlerleyen yıllarda dostluğumuz pekişir ve değişik zaman ve ortamlarda karşılaşmaya ve de zaman zaman kararlaştırıp buluşmaya da başlarız. Bir görüşmemizde, Cornelius’a, 2’nci Dünya Savaşı’nda Türkiye’ye sığınan Alman mültecilerle ilgili 2000 yılında, Lübeck Belediye Sarayı’nın görkemli Audienzsaal’da düzenlediğimiz, Prof. Dr. Peter Bendixen’in konuşmacı olduğu bir konferansımızdan bahsettim.
 
Yeniden aynı konuda TÜRGEM Derneği olarak ikinci bir konferans düzenleme düşüncemi de açtım ve böyle bir konferansta, Zamanın Tanığı sıfatıyla konuşmacı olup olamayacağını sorduğumda, “Severek gelirim.” demişti.
 
ver.di sendikası ile TÜRGEM’in 26 Mayıs 2010 günü Lübeck’in görkemli, tarihi belediye sarayının meclis salonunda gerçekleştireceği “Ay Yıldız Altında Kurtuluş” konulu bir konferansa karar kıldık. Tarihçi Doç. Dr. Wolfgang Beutin, ver.di Sendika Temsilçisi Ernst Heilmann ve benimle birlikte Cornelius Bischoff da konuşmacı olarak katılır.
 
Cornelius, kendine özgü güzel üslubuyla konuştuğu akıcı Türkçesi ile “Ay Yıldız Altında” kurtuluşlarını ve o günlerin Türkiye’si ile Atatürk’ü anlatır. 
 
Lübeck Belediye Sarayı Meclis Salonu’nu dolduran konuklarımız onu ilgi ile izledi. Konuşma metnini, Türk izleyiciler için Almanca’dan Türkçe’ye çevirisini de Cornelius yaptı. 
 
Konuşmacılarımıza takdim etmek için çok özel temin ettiğimiz ay yıldızlı omuz bez çantasına en fazla ve çocuklar gibi sevinen de Cornelius olmuştu. 
 
Cornelius’un Türk edebiyatına katkıları da küçümsenemez. 
 
Yazar Yaşar Kemal’in pek çok kitabını, Türkçe’den Almanca’ya yazılı çeviri yaparak, Alman okurlarına Türk edebiyatını da tanıtıp sevdirmiştir. Yaşar Kemal, Cornelius’a kaç yaşında olduğunu sormuş, o da söylememiş. Neden sorduğuyla ilgili olarak Cornelius “Benim ne zaman ölebileceğimi ve daha kaç kitap çevirebileceğimi kestirmek istedi herhâlde.” dediğinde gülmekten karnım ağrımıştı.
 
Cornelius, Türkiye anılarını “Sürgün Ülkem Türkiye” adlı kitabında da anlattığı gibi Türkiye ve Türk insanına olan derin sevgisini ifade eder.
 
Sevgili Dost Cornelius Bischoff, ışıklar içinde uyu ve de mekânın cennet olsun! 
 
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat