SEVGİYE DAİR

Nilgün BATIYELİ/YAZAR

18 Mayıs 2022 22:33
A
a
Aşağıda yazacağım hikâyenin gerçeklere dayanıp dayanmadığından artık emin değilim ancak beni bir hayli etkilemiş olmalı ki hâlâ filmi ana çerçevesi ile hatırlıyor olmam. Çok eski bir film olması nedeniyle ayrıntıları karıştırıyor da olabilirim. Bunun için yapımcı ve yazarından özür diliyorum.
Benim versiyonum ile başlayalım…
***
Genç adam, sevdiği kadınla her zamanki buluşma yerine doğru giderken kendisini biraz dalgın ve huzursuz hissediyordu. Bunun nedeni sevdiğine vereceği haberdi.
Şehrin ortasından akan nehrin üzerindeki köprüde buluşurlardı her akşam. Bir hastanede hemşire olarak çalışan kadın, genelde buluşma saatlerini aksatmaz, uzaktan el sallamaya başlar, yüzünde kocaman gülüşüyle sevdiği adamla orada buluşurdu ancak hastaların durumuna bağlı olarak bazen gecikebiliyordu. Öyle zamanlarda sanki geciktiği dakikaları telafi etmek istercesine koşarak gelir, nefes nefese adamın kollarına atlardı.
Genç adam saatine baktı ve buluşma saatlerine daha 20 dakika olduğunu not etti. Hemen karşı caddede sık sık gittikleri bir kafe vardı. Orada oturup sahibiyle iki laf ederken bir fincan kahve içmeye karar verdi. Nasılsa sevgilisinin geldiğini bulunduğu yerden rahatça görebilecekti.
Adam, 10 dakika geciken kadının saat 19.10’da koşarak geldiğini gördüğünde ise gözleri ışıldayarak hemen yerinden kalkıp ona doğru koştu.
Bir süre birbirlerine sıkı sıkı sarılmışlar, öpüşüp koklaşmışlardı.
“Gel!” dedi adam, “Her zamanki yerimize gidelim, sen soluklan bir şeyler iç, sonra ne yapacağımıza karar veririz!” teklifinde bulundu.
El ele adamın az önce kalktığı masaya kadar gittiler. Serin bir sonbahar akşamıydı ve dışarıda oturmalarına rağmen kadın, üzerindeki pardösüyü çıkarıp sandalyesinin arkasına asıvermişti. 
Ufak, yuvarlak masada karşı karşıya oturmuşlardı. Elleri masanın ortasında birleşmiş, yüzleri de birbirine değecek kadar yaklaşmıştı.
Adam, bir kez daha sevginin gözlere yansımasının tarifsiz güzelliğine şahit oldu. Onun gözlerinde kendini görmek ve bilmek… Kadın da aynı şekilde adamın gözlerinde kendini görüyordu.
Kafe sahibinin sormadan getirdiği sandviç ve içeceği masaya bırakmasıyla birbirinden uzaklaşmak zorunda kalmışlardı ama elleri hâlen masanın kenarında birbirine kenetlenmiş duruyordu.
Adam, kadının iştahla ısırıp çiğnemeye başladığı sandviçini fırsat bilip hemen konuyu açtı: Hayatımın anlamı, maalesef iş için bir süre şehir dışına çıkacağım. Gelebilirsen seni de seve seve götürürüm yoksa 10 gün sonra aynı yerimizde ve aynı saatte seni bekliyor olacağım.”
Ayrı kalacakları günler, onlara o kadar sonsuz gelmişti ki o gece nehrin akışını dinleyerek birbirine sarılı olarak sabahı etmişlerdi.
Sonrasında nemli gözlerle vedalaşıp ayrılmışlardı.
Bitmeyen bir on günün sonunda genç kadın işinden izin alarak yarım saat öncesinde kavuşacakları noktaya gelmiş, beklemeye başlamıştı.
Saat 19:00’u gösterdiğinde sevdiği adam hâlâ gelmemişti. Geldi, gelecek diye gece yarısına kadar bekledi, bekledi, bekledi…. Sonra ayaklarını sürterek evine döndü.
“Bir aksilik olmuştur, yarın gelir.” diyerek kendini teskin etti. Kâbuslu bir uykuya daldı.
Ne var ki adam ne ertesi gün geldi ne de ondan sonraki gün.
Her akşam içine akıttığı gözyaşları eşliğinde kadın, “Yarın mutlaka gelecektir.” diyerek bekliyor, sonra evine dönüyordu.
Aradan 22 yıl geçmiş, kadın her akşam köprüde saat 7’den gece 12’ye kadar yılmadan beklemeye devam etmişti. “Bugün de gelmedi, acaba yarın?” diyerek.
Arada oturdukları kafeye gider, her şeyi bilen ve yaşlanmış olan kafe sahibiyle biraz sohbet ederdi. Adamcağız, onu avutabilecek kelimeleri bile dillendirmekten vazgeçmişti. Olabildiğince kendisine arkadaşlık ediyor, biraz kafasını dağıtmaya çalışıyordu ancak.
Birkaç hafta sonra kadın, her zamanki gibi gözleri etrafı arayarak, yaklaştığında kendisine seslenmişti kafe sahibi. Havadisi vardı.
Karşı apartmanlardan birinde orta yaşlı, kötürüm bir adam yaşıyordu. Yardımcısı ayrılmış, onun da günde birkaç saat gelip yardım edecek birine ihtiyacı vardı. Alışverişini yapacak, işlemeyen tek ve diğer yarım bacağıyla ilgilenecek, bir kap yemek hazırlayacak biri olmalıydı. Bacakların bakımı hassas olduğundan bunu yapacak kişinin hemşire veya doktor olması elzemdi. Bu nedenle aklına o gelmişti.
Sonunda ikna olup denemeye karar veren kadın, adresi aldığı gibi apartmana yöneldi. Ev dördüncü kattaydı ve eski yüksek merdivenlere sahipti. Pek isteksiz geldiği hâlde neden kalbinin hızla atmaya başladığına anlam veremedi. Merdivenlere yordu ancak dördüncü katın 10 santim açık kapısındaki daireye geldiğinde başı dönmeye, midesine kramplar girmeye başlamıştı. Kendine itiraf etmeye korksa da neyle karşılaşacağını biliyor, hissediyordu.
Usulce kapıyı içeri doğru iterek açmıştı, az ilerisindeki kanepeye nefes almaksızın bakarken buldu kendini. Oda karanlık denecek kadar loştu. Kanepede yarı oturur vaziyette, belden aşağısı battaniye ile örtülmüş, kırçıl saçlı bir adamın silüeti zar zor seçiliyordu. Yüz hatlarını görmek mümkün değildi ve kadın bunu yaklaşmadan yapamayacağını anladığından önce bir etrafa göz gezdirmeye karar verdi. Her ikisi de tek kelime etmiyor, adam gözlerini kadından bir saniye bile ayırmıyordu.
Seçebildiği kadarıyla odadaki eşyaları, masa ve sandalyeleri inceledi. Yan odanın kapısı önüne bırakılmış yürüyen sandalyeyi gördüğünde ise çok şaşırdı. Adam sandalyeden orada düşmüş müydü? Kanepeye nasıl gelebilmişti? En son kabzasını hâlâ elinde tuttuğu kapının arkasında kalan büyük siyah piyanoyu gördüğünde ise bayılmamak için kapıya daha sıkı sarıldı önce. Bu piyano, sevdiği adamın eskiden oturduğu evde kendisine birçok kez çaldığı piyanoydu.
Sonrası ip söküğü gibi gelmişti. Sendeleyip hıçkırarak beş adımda adamın yanı başına geldi. Her ikisinin de gözlerinden sicim gibi yaşlar boşalırken kadın, adamın yanına oturmuş, birbirlerine sımsıkı sarılmışlardı.
Adam çıktığı seyahatten dönerken büyük bir kaza geçirmiş, bacaklarını kaybetmiş, uzun süre hastanede kalmıştı. Döndükten sonra o hayat dolu kadına bir kötürüm ile yaşamayı yakıştıramamış ve hiç ortaya çıkmamayı doğru bulmuştu. “Nasılsa beni bu şekilde sevemez ve birlikteliği sürdürmek istemez.” diye ikna etmişti kendini. Bir süre sonra onu unutacak, kendine yeni bir yaşam kuracaktı mutlaka. Merakından ve özleminden ise köprüye bakan en yakın eve taşınmış, her gece karanlık pencereden kendisini izlemiş, onunla konuşmuş, onu asla terk etmediğini ve hep seveceğini fısıldamıştı rüzgâra karşı. En çok da “Lütfen, beni artık unut!” diye yalvarmıştı pencereden ama kadın nasıl her gün gelmeye devam ettiyse o da her gün penceresinden onu beklemeye devam etmişti.
Uzun uzun konuştuktan sonra adam tam kadına “Beni bu şekilde kabul edecek misin?” diye soracakken kadının gözlerinde kendini görüyor olmasıyla “Lütfen, beni affet!” diyebildi.
***
MUTLU SONLAR GÜZELDİR
Şimdi size izninizle neden bu hikâyeyi yazdığımı kısaca anlatayım. Hayatım boyunca aklımda kalan iki aşk filmi olmuştur. Birincisi daha çocuk yaşta seyrettiğim Love Story’di. Bu filmde resmen sesli hıçkırıklarıma mâni olamamıştım, yaşın etkisi ile muhtemelen. Diğeri 2001 yapımı olan Kasım’da Aşk Başkadır (Sweet November) oldu. Geçtiğimiz günlerden birinde birkaç arkadaş Lahana Günü yapmaya karar verdik. Bu deyimi de Pretty Woman filminden esinlenerek edindik, lahana yemek veya pişirmek ile ilgisi yok biliyorsunuz.
İzlediğimiz üç filmden biri de Kasım’da Aşk Başkadır oldu. Derken aklıma yeniden büyük, efsane olmuş aşklar geldi ve ben tam bilinen bir olguyu yeniden kabul edeceğim sırada ise işte bu adını dahi hatırlamadığım filmin hikâyesi virgül koymama neden oldu. Diğerlerinin hepsinde durum, ölümle sonuçlanan ayrılıklar nedeniyle efsaneye dönüşmüştür. Bu iki filmde de olduğu gibi. Örneğin Romeo ile Juliet kavuşsaydı o aşktan, tutkudan ne kadarının kalacağı belli değil.
Bu hikâyede ise durum aynı değil, ezber bozuyor bir bakıma. Âşıklar geç de olsa kavuşuyor ve ölene kadar sevgileri, şartlara rağmen baki kalıyor.
O zaman karar verdim ki insanın yaydığı frekans ve titreşim gerçekten çok önemli.
Size de âcizane tavsiyem şu: Konu ne olursa olsun frekansınızı düşürmeyin, istediğinize istediğiniz şekilde sahip olun!
Mutlu sonlar güzeldir. Hak eden herkese gelsin.

 
1000
icon
Bahtışen 29 Mayıs 2022 20:49

Herkesin bilhassa kadınların yok yan baktın , yemeğin tuzu az oldu fazla oldu , makyaj yaptın ya da yapmadın bakımsızsın gibi bir çok saçma sebeple öldürüldüğü bu zamanda böyle güzel bir hikaye ne iyi geldi tüm kadınların ve erkeklerin böyle güzel sevilmesi dileğiyle. Çok teşekkür ederim kendi adıma

0 2 Cevap Yaz
Bayan Turkolog 29 Mayıs 2022 20:47

Her satırını hissederek okudum resmen o çiftle aynı yerdeymiş gibi hissettim kadın merdiveni çıkarken adam sevdiği adam olsun lütfen diye diye okudum . Kadın kadar olmasada okurken kalbim öyle hızlı çarptı ki . Öyle güzel bir hikayeymiş ki böyle gerçek sevgi duyanlar vardır eminim . Bu arada Kasımda aşk başkadır filmi benim için de unutulmaz filmlerdendir.Kaleminize sağlık böyle güzel hikayelerin devamı gelsin lütfen

0 2 Cevap Yaz
Vahide 20 Mayıs 2022 08:51

👌👍👏👏👏

0 2 Cevap Yaz
Serdar Çelikörslü 20 Mayıs 2022 01:43

Merhaba Nilgün hanım, yazınızı bitirirken ki temenniniz (“hak efen herkese gelsin”) çok hoşuma gitti. Bilhassa bu geçtiğimiz zor günlerde inanın sevgi çok çok ihtiyacımız olan bir duygu . sevgi ile yoğurulan kalpler bu süreçten çıkmamıza yardımcı olacak önemli desteklerden biri..Tabiiki ana çözüm ülkeyi idare edenlerin maharetlerinde.. ???? “Sevgiyle kalın”

0 2 Cevap Yaz
Malik Batili 20 Mayıs 2022 00:48

Kaleminize sağlık

0 2 Cevap Yaz
hicrancel@hotmail.com 19 Mayıs 2022 15:34

Nilgün hanım kaleminize sağlık, hikaye anlamlı ve etkileyici zevkle okudum devamını bekleriz....

0 2 Cevap Yaz
Aysun Uzuncan 19 Mayıs 2022 13:50

Nilgün Hanım merhaba, çok dokunaklı ve saygı duyulacak bir aşk hikayesi iki taraf içinde.benim de Love store unutulmayacaklar listesindedir.Bu sefer bambaşka bir konuya deginmissiniz. Ama benim için bütün yazılarınız çok kıymetli.yolunuz açık,kaleminiz güçlü olsun,sevgiler

0 2 Cevap Yaz
İlhan 19 Mayıs 2022 12:25

Kalemine sağlık adeta filmi izlemiş oldum harikaydınız hep varolun hep kaleminiz bizimle olsun

0 2 Cevap Yaz
Zeynep kuru şanlı 19 Mayıs 2022 08:21

Kalemizine ve gönlünüze sağlık. Yeniden aşık olasım geldi

0 2 Cevap Yaz
Erhan 19 Mayıs 2022 06:51

Kaleminize sağlık

0 2 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat