Yeşim Değer Üstünkaya

SEVDAYA DAİR

Yeşim Değer Üstünkaya/YAZAR

21 Aralık 2021 21:14
A
a
Âşık olmak. Hiç tanımadığı birine bile bir anda âşık olabilir insan yani aşk ansızın çalabilir kapınızı. Ayaklarınız yere basmaz, hayal dünyası peşinizi bırakmaz, eteklerdeki zillerse hiç susmaz. Sürekli bir heyecan, ellerde terleme, dizlerde bağ çözümü, duygusallığa esir düşme, kalplerde uçuşan kelebekler.
Bir de sevda var, aşktan da öte. Daha derine işleyen, aşkın vurgun yemiş hâlidir kendisi. Tüm kalbinle sahiplenirsin sevdiğini. Her yeni güne uyandığında onun da uyanışına şükredersin.  Eline kıymık batsa senin de canın yanar, kan damlar yüreğine. Hastalansa “Allah’ım, ondan al, bana ver!” diye dua edersin gecelerce. İnce bir sızı kaplar göğsünü. Gözünden akan iki damla yaşa ömrünü verirsin çoğu zaman. Sesini duymadığında, yüzünü görmediğinde hep daha çok özler, hep meraklanır, inci taneleri dizersin göz pınarlarına. Yıllarca görmediğin hâlde mesafeler kendi düşer kurduğu tuzaklara çünkü yıllar sonra bile sarılırsın yine aynı sevdayla.
UNUTAMAMIŞLAR
Bazen de vazgeçersin, zorla da olsa.
Size gerçek bir hikâye anlatacağım. Bir adam vardı çocukluğumda hayal meyal hatırladığım. Henüz, 17 yaşında, yakışıklı, boylu poslu, sırım gibi. Bir de kara sevdalıydı. Amcamdı o. Aynı sınıfta okuyan amcam ile Gülizar birbirlerine sevdalıymış. Bu sevda öyle hafife alınacak türden değilmiş fakat gel zaman, git zaman paşa dedemin görevi sebebiyle tayini çıkmış ve o gün geldiğinde başka bir memlekete taşınmak zorunda kalmışlar. Böylece sevdalıların arasına kilometreler girmiş. O kilometreler onların kalplerini birbirinden ayırmaya yetmemiş.  Yetmemiş de acıtmaktan da geri kalmamış. Amcam, okulda ve evde iyiden iyiye içine kapanmış; yemiyor, içmiyor, konuşmuyormuş. Keza Gülizar da öyle.
Gülizar’ın annesi onların çektiği bu hasret dolu ıstıraba daha fazla dayanamayıp babaannemi aramış ve “Gelin bir büyüklük yapalım. Gençlere yüzük takıp bu işin adını koyalım, onlar da daha fazla ayrı kalarak üzülmesinler artık.” dese de aldığı cevap karşısında hüsrana uğramış. Babaannem “Geçiniz efendim, bu işleri! Onlar daha çocuk, unuturlar elbet. Ne sevdasıymış bu yaşta?” demiş.
Unutamamışlar.
YÜREĞİ BURKAN HİKÂYE
Amcam tutulduğu kara sevda yüzünden Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatmış. Tam 39 yıl. Son nefesini verene kadar da hep sevmiş Gülizar’ı.
Bu hikâyenin benim yüreğimi burkan en trajik taraflarından birisi de ne biliyor musunuz? Artık evli ve iki çocuk annesi olan Gülizar, yıllar sonra da olsa amcamın hastanede yattığını öğrendiği gibi soluğu onun yanında almış ve “Çok üzgünüm. Eğer kabul edersen eşimden ayrılır, senin yanına gelirim. Böylece yeniden birlikte olur, yarım kalan sevdamızı tamamlayabiliriz. Buradan çıkarsın, ben sana güller gibi bakarım. Lütfen, kabul et!” dese de amcam Gülizar’a bakmış, “Ben böyle bir şeyi ne sana ne de çocuklarına yapamam.” diyerek hayatı boyunca sevdiği tek kadının teklifini geri çevirmiş. Yıllar sonra yüzünü gördüğü sevdasına o gün yeniden veda etmiş. Kısa bir süre sonra da yüreğine gömdüğü sevdasıyla birlikte hayatına da.
Üstada sormuşlar:
“Aşkla sevda arasındaki fark nedir?”
“Aşk
hevesin bitene kadar,
sevda
nefesin yetene kadar.” demiş.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat