SEN NİYE BÖYLESİN, SONRADAN MI OLDUN?

Korcan YİĞİT/YAZAR

13 Temmuz 2021 16:02
A
a
Ne kadar anlatırsan anlat, o, yaşayarak öğrenir.
İnsan, çevresiyle gelişir.
 
Ebeveynlerin en büyük arzusu, daimi duasıdır: "Çocuğumuz yanlışa düşmesin, telafisi mümkün olmayan hatalar yapmasın".
Öğütler verilir hep, bazen de yasaklar, kısıtlamalar konur. Hep onun iyiliği içindir çünkü aklın yolu birdir.
Dost sohbetlerinde veya bir vaka durumunda hiç tanımadığımız insanlara bile hemen bir öğreti anlatır, tavsiyeler ve çözümler sıralarız istem dışı olarak. Yardımlaşma ve tecrübe aktarımı insanlığın özünde vardır çünkü. Pek çok kimseye bu tavır, bilgiçlik taslamak veya akıl vermek gibi görünse de yapılan bu spontane davranış, aslında gelişmiş bir bilincin göstergesidir.
 
Bu, bir duyarlılık, bir sorumluluk bilincidir. Bu, acılarla hatalarla yüksek tecrübelerle edinilmiş, varoluş ile yoğurulmuş, nesilden nesile aktarılmış paha biçilemez bir şeydir. Bu bilince ulaşmak, yaşam demektir, olgunluk demektir.
 
DOĞRUYA FARKLI YOLLARDAN ULAŞMAK
 
Ninelerimizden dinlediğimiz masallar, hikâyeler, dedelerimizin anlattığı destanlar ve kahramanlık öyküleri hep bir öğretidir aslında. Çocukluktan başlayan bir eğitim, hayata hazırlama tekniğidir yalnız herkesin tecrübesine göre ulaştığı bilinç de tabii ki değişir. Doğru tektir ama insanlar doğruya farklı yollardan ulaşır. O sebepledir ki senin anlattığın yol, belki onun yolu olmayacak, o, aynı doğruya başka hatalar üzerinden ulaşacaktır.
Büyüklerimizden bu tür tavsiyeler, olaylar, masallar ve hikâyeler duymayanımız yoktur. Yine de hangimiz bir hata yapmadan yürüyebildik bu hayatta? Kişi dinleyerek değil, tecrübe ederek öğrenir yaşamı. İyiyi ve kötüyü düşerek bilir, tekrar ayağa kalmayı başarınca bu, artık tecrübe ve kazanılmış bir bilinç olur. Sen ne kadar anlatırsan anlat, bir kulağından girer, diğer kulağından çıkar söylediklerin.
 
Anlattıkların, onun anlayabileceğinin ötesine geçmez. Çevre en büyük etkendir kişinin olgunlaşması için. İyisiyle kötüsüyle bulunduğumuz çevre; bizim sosyal statümüz, olaylara bakış açımız ve geleceğimiz konusunda en etkili faktördür. O kadar etkilidir ki anne ve babanın dahi bu gidişatı değiştirmeye çoğu zaman gücü yetmez, ikisi de çaresiz kalır.
"Dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim." misalinde olduğu gibi kimlerle yürüyorsan o yolda gidersin ve böylece kişilik oturur yavaş yavaş, birey olursun.
 
HAYAT BİZİ SONRADAN KENDİMİZ EDER
 
Her bilincin ardında büyük bir hikâye vardır. Hikâyeler üst üste biriktikçe kişilik gelişir, gelişir, biraz daha gardını alır hayata karşı insan ve sen olursun.
İşin tuhafı, bilinç ilerledikçe çevresine karşı güven azalır insanda.
Artık sorgulayan bir birey olur, her şeyde bir bit yeniği ararsın, şüphe hiç gitmez aklından.
 
Bir noktadan sonra yaşadığı toplumun içinden de ayrışır, kendin olursun.
Psikologların özellikle çocukluk dönemini kurcalamaları, hikâyenin başlangıcına, evrimin ilk safhasına ulaşabilmektir zaten.
 
Derler ki: “Sen neden böylesin, sonradan mı oldun?”
Evet, hayat bizi sonradan kendimiz eder.
 
Depresif bir hâl veya bir sinirli ruh hâli veyahut tam tersi her şeye olumlu bakan bir Polyanna tutumu şeklinde evriliriz. Depresif ve sinirli olmaya daha çok yakındır insan ruhu çünkü vuku bulan her olaydan mutluluğu çıkarıp bulmak zordur.
 
Hayata hep pozitif bakmak ve başımıza gelen her durumu hayra yormak, biraz daha üst bir bilinç oluşumudur.
 
Yalancı mıyım?
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat