SAYGI

Korcan Yiğit/YAZAR

27 Temmuz 2021 00:58
A
a

Bırakın, insanlar dilediği gibi yaşasın. Yaşasın ki başkasına sarmasın.
İnsanların, başkasını kendine uydurmaya çalışmak gibi bir saçmalığa girişmesinin altında büyük bir eziklik yatmaktadır aslında. Bu, bir dışa vurum vaziyetidir.
Bir insan, yaşadığı hayattan mutlu değilse ve zorunlu olarak bu hayat ona dayatılmışsa mutsuzluğunun sebebini hep başkalarında arar çünkü kendi yaşantısının doğruluğuna o kadar körü körüne inandırılmıştır ki yaşamı bir tabudur ve inancını putlaştırmıştır. Aksi bir durumu katiyen hazmedemez beyni, alimallah dinden çıkar insan. Bu, ne büyük bir korkudur.
Başkalarının özgürlüğü, kendi sıkışmışlığını bir tokat gibi yüzüne çarpar. İster ki onlar da kendi gibi kısıtlı yaşasın. Onların özgürlüğünün, kendini baştan çıkaracağını hisseder, bunadır asıl tepkisi. İradesinin, inancına karşı geleceğinden korkar. O sebeple eleştirir, o sebeple irdeler, o sebeple kavga eder. Diyette olan birinin karşısında ağzını şapırdatarak tatlı yemek gibi bir etkendir bu.
HERKES KENDİ DOĞRUSUNU YAŞAR
Herkesin bir doğrusu var. Herkes kendi doğrusunu yaşar.
Herkes bir şeylere inanıyor ama aslına bakarsanız kimse neye inandığını da pek bilmiyor.
İnanç denilen şey, kişinin kendini ruhsal anlamda iyi hissettiği, huzur bulduğu bir düşünce sistemidir. Bu sebeple “Sizin inandığınız şey başka birine aynı iç huzurunu sağlayacak.” diye bir kaide yoktur.
İnsanların doğru diye kabul ettiği şeyler, büyüdükleri çevrenin etkisi ile yerleşmiş olan olgular, alışkanlıklardan mütevellit kurallardır. Bunun dışındaki her şey yanlış kabul edilir, sorgulanması bile düşünülemez. Cezai müeyyidesi de sonsuz cehennem ateşidir.
Keşke ceza sistemi olmadan insanlar inanmaya sevk edilseydi, ne güzel olurdu! Yazık ki pek çok kişi korku belasına ibadet etme durumuna düşüyor!
Kişi çevresini sorgular ve kendine göre başka doğrular çıkarıp yaşadığı toplumdan ayrışırsa bu, kişinin gelişimini gösterir. Neticede Allah insana akıl vermiş. Gördüğün, duyduğun sana mantıklı gelmiyor, aklına yatmıyorsa uymak zorunda değilsin, zaten ancak bu şekilde birey olabilirsin.
Bu ayrışma, kişinin hayrına da olabilir, şerrine de. İster hayır olsun, ister şer, kişi kendi tercihini yaşar ve kendi düşen ağlamaz.
Allah akıl verdiyse de her aklınıza düşeni uygulayın, dememiş.
Aklın sağlamasını yapmadan yola koyulmak tedbirsizliktir.
TOPLULUĞU OLUŞTURABİLMEK
Aslına bakarsanız yaşamda önemli olan, bir topluluğa uymak değil, topluluğu oluşturabilmektir. Girdiğiniz veya içine doğduğunuz topluma bilinçsizce uyuduğunuz zaman kendiniz için değil, dâhil olduğunuz toplum için yaşamaya başlarsınız. Sizin ne düşünüp ne hissettiğinizin o toplum için bir ehemmiyeti yoktur. Dışlanma belasına "O ne yapıyorsa ben de öyle yapayım. Onlar öyle yapıyorsa doğrudur, ben de uyayım." diye kendiniz olmaktan çıkar, taklit insan olarak başkalarının hayallerini yaşar, o hayaller ve idealler üzerine bir hayat inşa edersiniz.
Bu toplum dediğiniz şey, o kadar tehlikeli bir şeydir ki zamanla toplumu oluşturanlar toplumun ileri geleni olmaya başladıkça toplumdaki yerlerini korumak adına alttakilere baskı kurmaktan bir an geri durmaz. Her yeni jenerasyonda toplumdaki baskı daha da artar, kurallar daha da sıkılaşır. Cezalar artık ehlileştirmek amacı dışına taşarak eziyet etmek düzeyine evrilir. Mantıksızlık, abesle iştigal etmek şeklinde gün yüzüne çıkar ama kimse ya cesaret edemediği veyahut akıl tutulmasına uğradığı için bunu dillendiremez. Bu topluma uyan kişilerin asla kendi fikirleri, düşünceleri, arzu ve istekleri olamaz. Komünist bir düzen gibi özgürsün, eşitsin ama seni yönetenlerin izin verdiği ölçüde...
Toplumu oluşturmak ise çok farklı bir kavramdır.
Özgür bir şekilde, hür iradesi ile dilediği gibi yaşayan insanların bir araya gelmesi ile oluşur bu yapı. Herkes bireysel yaşantısında mutlu olduğu için bu insanların oluşturduğu topluluk da mutlu olur. Kimsenin kimseyi eleştirme ve dışlama hakkı olmadığı bilinir. Aynı şekilde fikirlerini başkasına dayatmak gibi bir hadsiz davranışa da izin verilmez.
Sen yaşayışınla örnek ol, o, isterse zaten doğruyu sende bulur. Beğenmiyorsan ayrışır, kendine uygun başka bir topluma dâhil olursun. Bu, saygının bir göstergesidir. Saygı, bir toplumu oluşturan en büyük değerdir.
İNSANLAR SAYGILI OLDUKLARI ZAMAN AHLAKLI DA OLURLAR
Saygı, güzel ahlakın göstergesidir.
Kimse kimseyi irdelemediği için de kimse kimseden rahatsız olmaz ve bu insanlar, bir araya geldiğinde huzurlu bir toplumu oluşturur.
Yalancı mıyım?

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat