25 Eylül 2020 15:33
-A +A
Bahattin Gemici

ŞAİR-YAZAR AHMET ÖZER’İN EDEBİYAT DÜNYASINA BİR YOLCULUK

Bahattin Gemici ( Yazar )gazetehamburg.com

Fakir Baykurt Edebiyat Kahvesi’nin Duisburg’da, 2005 yılında düzenlediği bir okuma gününde tanıştım Şair-Yazar Ahmet Özer’le. Oradaki görüşmemizden sonra iletişimi hiç koparmadık. Yazışır, telefonlaşır, yaz tatillerinde Ankara’da Mülkiyeliler Birliği’nin bahçesinde oturur uzun uzun söyleşiriz.

Ahmet Özer, Türkiye’de tanınmış bir edebiyat adamıdır, ürünlerini gazete ve dergilerde sık sık görürüz. Yazarları, şairleri yakından tanır, dergileri ve kitapları izler. Nâzım Hikmet’in Kuvayi Milliye Destanı’nın Üçüncü Bap şiirinde kaleme aldığı;   

“...Ve konuşmayı şehvetle seven insanlardı ki                                                                                                        
Sırtı lacivert hamsilerin                                                                                                                                                    
Ve mısır ekmeğinin zaferi için                                                                                                                                                                             
Hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin                                                                                                              
Bir şarkı gibi ölebilirdiler…”                                                                                                   
 dizelerindeki gibi Karadeniz’in bıçkın delikanlılarından biridir.
Bağımsız, demokratik ve çağdaş bir Türkiye için mücadele veren 68 Kuşağı’nın harlı ateşinin içinden gelir. Onun değerli fikirlerinden yararlanır, yazdığım şiir ve öyküleri onunla paylaşır, görüşlerini alırım. Sadece ben miyim bunu yapan? Hayır, o, yüzlerce insanın dosyalarını elden geçirmiş, büyük bir titizlikle editörlüğünü yapmış, yayına hazırlamış, tanıtılması için çaba harcamıştır.
Editörlük deyip geçmeyin. Editör, yazarın görmediğini görür; kurgu fikirlerini gözden geçirir, okuyucuların anlamasını kolaylaştırmak için içerikleri değerlendirir, eksikliklere ve fazlalıklara dikkat çeker. Metinde geçen tarih, istatistik vb. bilgilerin doğru olmasına özen gösterir. Yazarın gözünden kaçan yazım yanlışlarını düzeltir. Ünlü yazarlar, eserlerini önce editöre gönderir, görüşlerini aldıktan sonra yayımlatır. Almanlar “Editörün elinden geçmeyen kitap, kitap değildir.” derler. En büyük editör elbette yazarın kendisidir. Yazdıklarını beş on kez elden geçirir; demlendirir, yeniden okur, son düzeltmeleri yaptıktan sonra kitabını basıma hazır görür.
EDEBİYATLA GEÇEN YAŞAM
 “Karadeniz’in sükûnet var içimizde, o yüzden hep dalgalı yüreğimiz.” diyen bir şairdir Ahmet Özer. 1946’da Trabzon’un Maçka ilçesinde doğmuştur. Trabzon Lisesi’ni, Fatih Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü bitirmiş, Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde lisans eğitimi görmüştür. Değişik eğitim kurumlarında 29 yıl, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği yaptıktan sonra 1996’dan 2015’e kadar Bilkent Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmıştır. Zengin bir edebiyat arşivi vardır.
İlk şiiri 1966’da yayımlanan Ahmet Özer, sanat yönetmeni olduğu Kültür Sanat Dergisi Kıyı’da, 1981-2015 sürecinde şiirleri ve değişik türde ürünleriyle yer almıştır. 1997-2001 arası yayımlanan Bilkent Üniversitesi Kültür-Sanat-Edebiyat Dergisi 4 Mevsim’in sanat yönetmenliğini yapmıştır. Değişik gazetelerde yüzlerce köşe yazısı yayımlamış, araştırma-inceleme, deneme, tanıtı, söyleşi türlerinde yazı yazmıştır. Yurt içinde ve yurt dışında, pek çok yerde düzenlenen sempozyumlarda, açıkoturum ve panellerde konuşmacı olmuş, yüzlerce radyo programında ve pek çok TV etkinliğinde yer almıştır. Ahmet Özer değerbilir bir yazardır. Edebiyat alanında ürün veren insanları ve eserlerini yaşatmayı, topluma tanıtmayı bir görev olarak üstlenmiştir.
BATI KAYNAKLI SÖZCÜK VE KAVRAMLARIN KUŞATMASI
Ahmet Özer’in Sözün Nakışı kitabından birkaç alıntı yaparak onun edebiyat dünyasına kısa bir yolculuk yapalım:
“Sanat ve edebiyatın konumu yaşanılan ülkenin toplumsal koşullarıyla bire bir ilintilidir. Açıyı biraz daha geniş tuttuğumuzda, konuya dünya ölçeğinden de bakmak olasıdır. Bugün dünya sanatçısının gündeminde ne var? Daha doğrusu ne olmalıdır?” (s.27)
“Türk edebiyatı, Türk şiiri; ulusumuzun dilini, yaşam kültürünü, uygarlık düzeyini öğrenmede önemli bir işleve sahiptir.” (s.30)
“Edebiyat adamı varoluş alanının gündemini belirlemesini bilmelidir. Geçmişte bu alanda emek sahibi olanlarla dirsek temasını yitirmeden, geleceğin dünyasına ışık tutabilmelidir. Yapıtını günübirlik kazanımların ötesinde sanatın gerçekliğiyle, estetiğin inceliğiyle oluşturabilmeli, çağıyla hesaplaşabilmelidir. Hangi dönemde yaşadığı ve ne yaptığı kayıtlara geçebilmelidir.” (s.56)
“Tüm sanatçılar, kendinden önce var olan birikime doğarlar; zaman, onları yararlandıkları birikimden farklı noktalara yöneltir.” (s.58)”
Şair Kıyı Dergisi Yayınları’ndan çıkan Çığlık adlı kitabında şunları söyler:
 “Bireysel sorunlarımız karşısında gösterdiğimiz tepkilerin odaklandığı çığlıkların, toplumsal yaşamda karşılığı nedir? Kendimiz için attığımız çığlığı, başkaları için de atabiliyor muyuz?
Toplumsal tarih, atmadığı çığlık nedeniyle insanı ve insanlığı yargılayacaktır. Bütün ressamların, şair ve yazarların, müzisyenlerin sanattaki çığlığı; insandan aldığını değiştirip dönüştürerek yine ona verme üzerine kuruludur.” (s. 6-9)
Ahmet Özer, Yolcu Yolun Nereye adlı kitabında yer alan Dilim Vay! başlıklı makalesinde Türkçenin, bir dönem Doğu kaynaklı sözcüklerin kuşatması altında yaşadığı tehlikenin bin katının, Batı kaynaklı sözcük ve kavramlardan geldiğine dikkat çeker:
“İşin gerçeği, anadilimiz yurdumuzdur. Yurdumuzun üzerinde yaşamamız gereken mutluluğun belirleyicisi anadilimizdir. O nedenle anadilimizi öğrenmek, onu yabancı etkilerden korumak en önemli görevimizdir. Daha doğrusu yurtseverliğimizin belirleyici ölçütüdür.”
Yahya Kemal’in “Bu dil ağzımda annemin sütüdür”, Dağlarca’nın “Türkçem benim ses bayrağım” olarak nitelendirdiği Türkçemizin, kimliğini bulma konusunda Mustafa Kemal’e kulak verelim: “Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” (s.27)
Bir yazarı birkaç alıntıyla anlatmak elbette mümkün değildir. Ahmet Özer, 50 yılı aşan sanat yaşamında birbirinden değerli eserler vermiş, edebiyatımıza önemli katkılar sunmuştur. Onu ve diğer çağdaş şairlerimizi, yazarlarımızı yakından tanımak, eserlerini okumak bizi geliştirecek, ufkumuzu açacaktır.
Avrupa’da yaşayan Türkler olarak dilimizi, kültürümüzü yaşatmak ve asimile olmamak için yıllardır mücadele ediyoruz. Derneklerimizin, pandemi dönemi bittikten sonra Türkiye’deki şair ve yazarlarımızı etkinliklerimize, okuma akşamlarına davet etmeleri, Türkçe mücadelemize büyük güç katacaktır.
KİTAPLAR
Şiirler: Ayrı Beraberlikler, Günle Dokunan, Gecenin Kanayan Yerinden,  Söyle Yüzüm Tanığımsın, Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün, Aşkın Taçyaprağı, Sözümüz Vardı, Bir Şehrin Boynundayız, Kardeş Yağmurlar ve Suları Çekilen Nehir.
Öykü: Çocuk Varken
 
Düzyazılardan bazıları: Onlarla Yaşadım, Yıldızlar Geceyle Gelir, Yüzün Yeryüzüdür, Ömer Güner’e Armağan, Yazının ve Hukukun Aydınlık Penceresi Baki Akgül, Ağızda Dilleri Gördüm, Memleket Şairi Nabi Üçüncüoğlu, Sulusepken ve Denizin Sesiyle.
ALDIĞI ÖDÜLLER:
1981 Nevzat Üstün Şiir Başarı Ödülü, 1982 Ömer Faruk Toprak Şiir Mansiyonu, 1989 TRT İstanbul Radyosu Öykü Ödülü, 1991 Kökten Kitabevi Öykü Ödülü, 1993 Yunus Nadi Şiir Ödülü, 1998 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü.
Ayrıca, 2000 Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Yılın Sanat Ödülü, 2002 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü, 2002 Sabahattin Sağıroğlu Trabzon’a Hizmet Ödülü, 2016 İsmet Kemal Karadayı Şiir Dalında Onur Ödülü 

 
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı