RAHAT MISIN YATTIĞIN YERDE?

Korcan YİĞİT/YAZAR

21 Temmuz 2021 11:48
A
a
Belki kul hakkı yemiyorsun ama kulun hakkını veriyor musun?
Asgari ücret denilen olgu, çalışana verilebilecek en alt düzeydeki maaşın devlet tarafından işçiye garanti edilmesi demektir. Uyanık işveren kesimi, bunu standart ücret hâline dönüştürmüş durumda, çalışanın karşısına bir duvar gibi çıkartıyor. “İş veriyorum.” diye çalışanı asgari ücrete mahkûm bırakmak, "Çalışıyorsan çalış, keyfin bilir, bu ücrete çalışacak adam çok." demek, ne büyük barbarlıktır.
"E, ben ne yapayım, devlet belirliyor bu ücreti?" diyerek sadece kendi vicdanını rahatlatırsın, basit bir anlatımla.
Anlaştığın ücreti ödemezsen kul hakkı yemiş olursun, anlaştığın ücreti zamanında ve eksiksiz ödediğinde kul hakkından kurtulursun ama muhtaç olduğunu bildiğin için çalışanını yasal olarak vermen gereken en az ücretle çalıştırdığında işte o zaman, kulun hakkını yemiş olursun.
Sen milyon kazanırken ona en düşük aylık. Yakışır mı bu, insan olana?
E, o zaman sormazlar mı: “Rahat mısın yattığın yerde?” 
Bir işveren ancak işçisiyle ayakta durabilir. Nasıl ki solisti solist yapan arkasında çalan saz ekibi, orkestrası ise patronu da patron yapan, yanında çalışan işçisidir.
"Allah razı olsun." dediğini duyun yanınızdaki çalışanlarınızın. Bu, ne büyük bir hayır duasıdır.
Devlet işveren, sendika ve STK'larla pazarlık yapıp bir rakam ortaya koyuyor zorunluluk sebebiyle. Yoksa vicdansızların eline bıraksa çalışanın hâli nice olur? Bunu çok iyi biliyor. Orta yolu pek bulamasa da hem işvereni hem de çalışanı mutlu edecek bir rakama ulaşmaya çalışıyor ama yazık ki asgari ücretle mutluluğu yakalayabilecek bir işçi şimdiye kadar maalesef tanımadım.
Hakkını ver, bak o zaman nasıl çalışıyor işçi?
TOPLUMSAL ADALETE DEĞER VERMEK
Farzımuhal Türk gurbetçiler olmasaydı Almanya bugünkü Almanya olabilir miydi? Orada büyük bir özveri ile çalıştılar nesiller boyu. Kimi yârinden ayrıldı, kimi köyünden, obasından. Memleket hasreti içinde yaşadılar yıllarca. Ana babasından, çoluk çocuğundan ayrı… Ne büyük bir mahrumiyettir bu.
Zannetmeyin ki rahat yaşadı. Kazandıkları üç kuruşu biriktirip ailelerine yolladı.
Peki, neden gitti o kadar insan gurbete?
Tabii ki para kazanmak için. Tabii ki hak ettiğini ancak elin memleketinde alabildiği için. Evet, belki en ağır işlerde çalıştı, dilleri, kültürleri, inançları çok farklıydı, topluma ayak uydurmakta zorlandı hatta çoğu zaman faşizmin kurbanı oldu ama hükümet nezdinde her zaman bir Almanla aynı haklara sahipti. İşsizlik maaşı, çocuk başına destek ödemesi gibi kavramları biz gurbetçi vatandaşlarımızdan öğrenmedik mi?
Yıllarca Avrupa'nın adaletini, sosyal devletini, insana ve doğaya verdiği değeri dinledik onlardan.
Adalet, toplum düzeni için ne önemli bir şeydir. Adaleti sadece yargısal bir terim olarak düşünmemek gerekir.
İnsanlar namus kavramına sahip çıktığı kadar toplumsal adalete de değer verdiğinde o toplum yükselir.
HERKES EŞİT HAKLARA SAHİPTİR
Hayatta herkes eşit haklara sahiptir. Eğer buna bir itirazınız varsa Yüce Yaradan'ın adaletini sorguluyorsunuz demektir. Bu, sizi büyük bir günaha götürür.
Neticede bir nefes değil mi bize can katan? Kim, neyin sahibi olabilmiş ki şimdiye kadar? Harcayabileceğinden fazlası senin olsa ne yazar? Senedin mi var, senden sonra malının çarçur edilmeyeceğine dair?
Yaşarken paylaş, paylaş ki insanlar sana dört elle sarılsın.
Yalancı mıyım?

 
1000
icon
Aysu 22 Temmuz 2021 17:17

Adalet sadece yargısal bir terim değildir, çok doğru.

0 0 Cevap Yaz
Aysu 22 Temmuz 2021 17:17

Adalet sadece yargısal bir terim değildir. Çok haklısınız.

0 0 Cevap Yaz
Aysu 22 Temmuz 2021 17:14

👏 müthiş bir yazı...

0 0 Cevap Yaz
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat