1 Aralık 2019 17:37
-A +A
Arzu DİNÇER

PAZAR: YENİ HAFTANIN ARİFE GÜNÜ

Arzu DİNÇER (gazetehamburg.com)



Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu.
Eski bir dostum olan fırıncı, “Biraz bekleyeceksin hocam,” dedi. “İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum.”
Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm.
Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu. Selam verdikten sonra, fırıncının tezgâhına yaklaşarak,
“Ekmeklerimi alayım,” dedi. “Benim ikizler acıkmıştır.”
Fırıncı, adamın kendisine uzattığı torbayı alarak tezgâhın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden dört-beş tane çıkardı.
Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş, tezgâhın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu.
Fısıltı şeklinde fırıncıya sordum. Neden taze ekmeği beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak ya!..
“Bayat ekmekleri kendisi istiyor.” dedi fırıncı. “Çok fakir olduğundan, ona yarı fiyatına veriyorum.”
“Kim bu adam?” diye sordum.
“Kore gazilerinden ” dedi. “Oğluyla gelini bir trafik kazasında vefat edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşla.”
Fırıncının anlattıkları karşısında içimin yandığını hissediyor ve ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyordum.

“Aradaki farkı ben vereyim,” dedim. “Hiç olmazsa bugün taze ekmek yesinler. ” Fırıncı, teklifimi kabul etti ve biraz sonra da, fırından yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına doldururken şekli bozuk, bayat ekmekleri de tezgâhın altına koydu.
“Çok şanslısın hacı amca,” dedi. Çocuklar için sana bugün pasta gibi ekmek vereceğim.”
Yaşlı adam, bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı göğsüne bastırırken. “Allah, senden razı olsun evladım” dedi.
“Bugün onların doğum günü olduğunu nereden biliyordun?










İ
 
İBRİK !..
Adamın biri yabancı olduğu bir kasabada dolaşırken büyük abdesti gelir.
Fena halde sıkışmıştır. Oraya-buraya seğirtir. Tuvalet arar, bulamaz.
Sonra aklına gelir. Burası bir Müslüman kentidir. Ve her caminin müştemilatında mutlaka bir umumi tuvalet olması gerekir. Gözlerini havaya çevirir ve bir minare görür. O yana doğru seğirtir ve tuvaleti bulur. Boş iki kabin; kapılarında birer su ibriği ve çubuğunu tüttüren; bir sandalyenin üstüne adeta tünemiş bir tuvaletçi görür.
İbriklerden birini kaptığı gibi kabinlerden birine dalar. İbrikçi arkasından var gücüyle bağırır.”
“- Bırak o ibriği, ötekini al…”
“ Adamın tartışacak hali yoktur. Bırakır aldığı ibriği, ötekini alır ve içeri girer…
Ooohhhh… Rahatlamıştır. Taharetlenir, dışarı çıkar, ellerini yıkar, parasını da verdikten sonra ibrikçiye sorar… ”
“- Yahu arkadaş içeride merak ettim, düşündüm. Bu ibriği değil de ötekini alsaydım ne olurdu?”
“İbrikçi mağrur bir ifadeyle çubuğundan iki nefes daha çeker; sandalyesine iyice gömülür ve soruyu yanıtlar…
“BIRAK! BİZİM DE BU KADAR FORSUMUZ OLSUN.”
 
Merhaba Sevgili Okurlarım,
 
Pazar yazımıza iki kıssadan hisse öyküyle başlamak istedim. Kahvaltı sofranızda ekmeğinizi yudumlarken şikâyet ettiğiniz bir şeyler varsa durup bir düşünmeniz, sonrasındaysa sahip olduğunuz işten memnuniyet duyup daha iyisi ne olabilir diye düşünmek ve kendinizi acımasızca yargılıyorsanız aman ha demekti bir parça isteğim.
İlk öykümüzdeki durumu genelde tüm yazılarımda vurgulamaya çabalıyorum. İyi insan olmak, farkında olan olmak bizim dışımızdaki yaşamlar için büyük önem arz ediyor. Kendi soframızda iki çeşit peynir varken şükredebiliyorsak bunun bir parçasını da paylaşıyor olduğumuz için şükretmeliyiz. Bol kazanç dilerken söylenen bir söz var pek severim “Allah bizi veren kullarından eylesin” Bu sizin iç huzurunuzu dengeler ve bencillikten arındırırken karşı tarafı da mutlu kılacak bir eylemdir. Ve sevgili canlar bu bir selam, bir “nasılsın?” demek bile olur sakın aklınızdan çıkartmayın.
 
Gelelim ikinci öykümüze… bazı insanlar ya yetkiyi alır ya da kendini yetkilendirir. Bilirsiniz günümüz hayatında acımasızca çizilen bir hudut vardır “Ya yönetilirsin ya da yönetirsin” yani ikisinin olmadığı bir hayat mümkün değilmiş gibi. Sükûnetle yaşamak mümkün değilmiş gibi. Oysaki öyküde yer aldığı üzere bazı insanlar hayatta zorla ya da hasbelkader aldıkları yetkiyi böyle kullanırlar. Aslında tam da bu sebeple böyle tiplere aldırış etmeyeceksiniz ve kendinizi üzmeyeceksiniz. Nihayetinde gün gelir, o ibrikçi gider yenisi gelir. Yani bu figürasyon hiçbir zaman sahipsiz kalmaz. Ve sıfatlar için verilen büyük savaşlar, kırılan kalpler, söndürülen hayatlar bla bla bla … Kocaman sıfatları elde etmek için verilen bu mücadelede nereye geldiğine dönüp bir bakmak gerekir. Zira her yolun bir sonu vardır. Ve o seni başlangıç noktasına öyle bir al aşağı eder ki hayata tutunduğun sade ve sadece o sıfatsa. Kendini ifade ederken bir adem kızı, adem oğlu diye ifade etmek kadar üryan bir sıfat olamaz oysa ki. Çünkü zaten sadece busun.

                                              


İçinizde sevgi büyütün, hatta onun tohumlarını paylaşın çevrenizle. Bırakın size kendi egolarını besleyen hitaplarda bulunsunlar. Hiç aldırmayın. Siz siz kalın iyi insan, güzel insan kalın. Gün gelip sonsuzluk uykunuza yattığınızda insan gibi insandı desinler.
Bu güzel Pazar gününde bir çocuğu mutlu edin, hiç selam vermediğiniz bir insana selam verin, bir çiçeğe gününüze güzellik kattığı için teşekkür edin, en kallavisinden bir Türk kahvesi yapıp komşunuzu davet edin yüzünüzü güldürecek sohbetler hediye edin pazartesinize hatıra kalacak.
 
Haftaya yeni bir yazımızda buluşuncaya kadar esenliklerle kalın canlar.

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı