9 Ağustos 2020 00:01
-A +A
Zülfikar Yalçınkaya

OSMANLI’NIN YETİMLERİ

Zülfikar Yalçınkaya ( Yazar )gazetehamburg.com

Darüleytam yani yetimler yurdu çocuklarının Almanya’ya gönderilmesi sırasında  
Berlin deki tren garına inen 314 yetim çocuğun gözlerindeki ürkekliği gördünüz mü?
Tarih 1917 Nisan sonları. Sirkeci Garından bir tren kalkar, oldukça kalabalık bir grubu,  
Almanya’ya götürmektedir.
Yolcular yaşları 14 ile 16 arasında değişen tam 314 yetim Türk çocuktu.  
 Çünkü Osmanlı Almanya ile bir anlaşma yapmıştır. Yetim Türk çocuklarına meslek edindirecektir.
Olay ve niyet gerçekten öyle midir? İşte işin o yönü biraz karışık.
Çünkü Balkan ve 1. Dünya Savaşı’nda binlerce vatan evladı arkalarında bir o kadar da yetim çocuk bırakarak toprağa düşmüştür.
Osmanlı Maarif Nazırı Ahmet Şükrü Bey’in teklifi ile 25 Kasım 1914 yılında, bu yetim çocuklar için bir yurt kurulur: Darüleytam.
Darüleytamın kuruluş amacı güzeldir aslında. Yetim ve korunmaya muhtaç çocukların barınma, bakım, beslenme ve eğitimlerinin sağlanması, onlara ihtisas kazandırarak geleceklerinin garantiye alınması amaçlanmaktadır.
 
YETİMLERİN ALMANYA’YA GÖNDERİLİŞİ
 
Osmanlı savaşlarda o kadar çok vatan evladını kaybeder ki darüleytamlardaki çocuk sayısı da neredeyse 20 bini bulur. Yani şu ki bu çocukların barınma, bakım ve beslenmeleri artık devlete küflet olmakta ve bu fazla nüfustan kurtulmak gerekmektedir.
 
Oysa Almanya’nın iş gücü açığı vardır ve yapılacak şey bellidir: Darüleytamın kuruluş yönetmeliğinde var olan “eğitim” maddesinden yararlanarak bu çocukları Eğitim Çırağı adı altında Almanya’ya göndermek.
 
Hemen Almanya ile bir iş birliği anlaşması imzalanır. Osmanlı’nın yetim çocukları, gruplar halinde Almanya’ya gönderilecek ve orada madencilik, ziraat ve diğer el zanaatlarında çalışan ustaların yanına verilerek meslek öğrenecektir ya da çocuklara söylenen budur.
 
İlk grup olarak Ankara, Bursa, Söğüt, Manisa, Afyon, Edirne, Maraş, Kilis, Konya, Niğde ve Antep darüleytamlarından yaşları 14 ile 16 arasında değişen 314 çocuk seçilir. Almanya’ya ulaşan bu 314 kişilik grup için Haziran 1917’de Berlin’de bir seremoni düzenlenir.
 
Alman çocukları meraklı gözlerle başlarına fese benzetilmiş mavi bir kep, üzerlerine Avrupai kesimli mavi bir pelerin giydirilmiş bu yabancı çocukları izlerken yetim Türk çocukları da şaşkın şaşkın, merak biraz da korku ile onlara ve etrafa bakınmaktadır. Daha sonra yetim Türk çocukları, eğitim alıp kendilerine meslek öğreteceğini sandıkları ustalarının yanına dağıtılır.
 
Ama bu işte bir terslik vardır sanki. Yetkililer onlara farklı şeyler söylese de 200 çocuk madenlerde, 84 çocuk tarlalarda çalışmaya gönderilmiştir.
Zanaat öğretmek için ayrılan hepi topu 30 çocuktur. Özelikle madende çalışan çocukların koşulları çok zordur. Yetersiz barınma ve beslenme ise ayrı bir sorundur.
Alman madenciler ucuz olduğu için domuz etli çorba ile karın doyururken yetim Türk çocukları bu koyu renkli çorbayı reddediyor, karınlarını daha çok yavan ekmekle doyurmak zorunda kalıyordu.

Zamanla yetersiz barınma, yetersiz giyinme ve yetersiz beslenme madende çalışmanın zorlu koşularıyla birleşince çocuklar hastalanıp ölmeye başlar.
Oysa aynı madende çalışan Alman çocuklara farklı davranılmakta hatta onlara haftada bir gün tatil  ve maaş verilmektedir. Bunu gören yetimler bu haklardan yararlanmak ister. Yararlanmayacaklarını öğrenince de yetimlerden ayakta kalanlar, yolunu bulanlar madenlerden kaçmaya başlar ama Alman polisi onları yakalayıp tekrar madene gönderir.
 
Çünkü Osmanlı yetkilileri onlara “Meslek öğrenerek kalifiye elaman olacaksınız. Çok iyi maaşlarla çalışacaksınız.” demiştir.
Almanya bu firarilerle ilgili sıkıntısını Osmanlı’ya bildirir. Böyle anlaşmamışlardır çünküYaptıkları anlaşmaya göre çocukların çoğunluğu madenlerde çalışacak ancak yüzde onu zanaat öğrenecekti. Gelen tüm çocuklar 3 yıl
bilâ-bedel çalışacak, dördüncü yıldan itibaren ücret alacaktı.
Almanya 314 çocuktan oluşan ilk gruptan kalanları İstanbul’a geri gönderir. Bu gruptaki yetimler gittikleri gibi dönememiş, yaşam ve çalışma koşulları nedeniyle yarıdan fazlası yaban ellerde yitip gitmiştir.
 
ANADOLU’NUN YETİM ÇOCUKLARI VATANSIZ YİTİP GİTTİ
 
Almanya benim için nitelik önemli derken Osmanlı için nicelik önemlidir.
Çünkü Osmanlı bu yolla en az 5 ile 10 bin çocuktan kurtulmayı hesaplamaktadır.
Hatta ikinci grup için 500 çocuk toplamaya başlamıştır bile.
Osmanlı çok kızar çocuklara, hemen kararını değiştirir.
Çocuk gönderme planını değil, hangi çocukları göndereceği kararını değiştirir.
Gönderilen ilk parti çocukların şehirlerden seçildiği, sorunun da buradan kaynaklandığı düşünülür.
Bu nedenle daha mazlum ve sessiz olmaları nedeniyle
Anadolu’nun  yetim köylü çocuklarının gönderilmesine karar verilir.
Hatta Osmanlı’ya göre çocuklardan kurtulmak için yaş grubu biraz daha düşürülmelidir.
 
Yetimlerin yaş grubu düşürülür, Anadolu’nun sessiz ve mazlum çocukları seçilir.
Birkaç grup hâlinde binlerce yetim Türk çocuğu daha gönderilip Alman ailelerin yanına yerleştirilir.
 
Sonrası mı? Kimse bilmiyor. Bilinen ise şu:
Binlerce baba yaban ellerinde vatan diyerek toprağa düşerken o babaların bebeleri de gurbet ellerinde anasız babasız, vatansız yitip gitmiştir.

 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı