6 Ekim 2019 01:49
-A +A
Arzu DİNÇER

MED CEZİR

Arzu DİNÇER ( gazetehamburg.com)

Tatlı bir sonbahar akşamı; Kimi sadece kendine ait bir mutluluğu paylaşarak kutluyor kimi çaresizliğinden gecenin kara çarşafını yırtmak istiyor. Tatlı tatlı öpüyor hafifçe serinleyen hava; kimi sadece soluyor olağan bir şekilde kimi çok şükür yine soluk alıyorum diyor. Sesler dolduruyor uzaklardan gelen; Kimi martı sürüsünü içine hapsetmiş gibi yırtıcı çığlıklar atıyor, kimi günün önemli haberlerini anlatıyor yakınındakine. Işıklar karışıyor bir bir mai siyaha, açıldıkça lambalar umutlanıyor insan sevgi dolu evler diyor, sımsıcak yuvalar var. Ve kaldırım taşları yastık olan çocuklar, insanların var olma ihtimali gölgeliyor bu umudu.
Uçlar var yaşamda. Araya sıkışmalar dediğimiz med cezirler. Dengesi bozuk hikâyeler. Örneğin çuvaldızı batırmam gerekirse hani kendime, doğrusu pek merak etmekteyim siz okurlarımı. Gerçekten kim görüyor, kim okuyor bu yazıları. Okuduklarında ne hissediyorlar. Yazar körlüğü değil benimkisi. Sadece merak. Yazmanın temelini oluşturan insanlara bir şeyler anlatmaksa şayet, merak etmeden araştırmadan olmaz ki derim hep kendime. İşte benim sizlere ilişkin merakım da bu. Bu sebeple ya yazarsın ya da yazmazsın ve üstelik bu durumun arası da yazmaya âşık insanda olmaz.
Bir teselli ver J modu bu olsa gerek. Teselli demişken insanların basmakalıp teselli sözleri vardır. Her durumda söylenecek ağız birliği etmişçesine söylenen. Üstelik söylenen sözlerin acısıyla kavrulan insanın odunu olduğu yok varsayılır. Tamam, niyet iyi net! Lakin o kişinin elini tutmak yüzlerce sözü onlarca insanın ağzından duymaktan daha büyük bir teselli olabilir. Susmak güzeldir tıpkı susarak paylaşmak kadar. Acısı olanın acı kaybından acısını hissetmeyecek hale gelene kadar varlığınızı hissettirin. Sevginizi. Abartmadan gerektiği kadar yeterli olacaktır. Kendi izin verene kadar yaşamaya. Yeter ki o yaşamın içine doğmasına izin verdiğinde yakınında acısıyla beslenen değil sadece sevenlerinin olduğunu bilsin yeter.
Doğum güldürür,
Ölüm süründürür...
Var olanları.
 
Paylaşmak çoğaltır,
Bencillik bitirir…
Bunu yaşayanları.
 
Aşk yüceltir,
Bed küçültür,
Sahip çıkanları.
 
Gündüz berraklaştırır,
Gece sırlaştırır,
Gerçeği arayanları.
 
Arzu Dinçer (10.11.2006 tarihinde kaleme aldığım bir şiirdir ‘’Hakikat-ı Hayat’’)

Kulağa Küpe “E”ler
Eh

Hiçbir başarı cezasız kalmaz! yolunu bıkmadan kullananlara EH! Bıkmadılar, tükenmediler, dönüp geçmişten ders, okuyup kitaplardan kendilerine pay çıkaramadılar.
“Meyve veren ağaç taşlanır” atasözünü böyle insanların ta gözünün içine sokasım var. Bir başarının karşısında olumsuz sözler duyduğumda. Takdir edin bir kere de hatta zahmet edip alkışlayın bakın bakalım o kişiler “Bana bir kaldıraç verin dünyayı yerinden oynatayım”  diyen Arşimet’in sözünü ispat edebilecekler mi?
Mey

“Her şeyin mayası insan” demekten usanmayanlara MEY!
“Oğlum Behçet, sen bir medeniyetin iflası nedir, bilir misin? Dedi. İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet insanı yapan manevî kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü?
Cahilsin; okur, öğrenirsin. Gerisin; ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok; kazanırsın Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Sen cilt yapıyorsun; şiraze nedir bilirsin. Bizde insanoğlu şirazesiz kalmış. Hayat onun için ahenksiz, birbirini tutmayan, günün hayatına cevap vermeyen bir yığın ölü kıymetler tarafından idare ediliyor. Dünyaya baktığımız zaman ayrı görüyor, kendi kendimize kaldığımız zaman ayrı düşünüyoruz.”
Ahmet Hamdi TANPINAR/Mahur Beste
 
Peh

Çığlık atılması gereken durumlarda tüm benliği ile bundan kaçınmayanlara PEH!
Yolcular uçağın yanında otobüsten
inmişler. Bavullarını gösteriyorlar. Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş.
İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler...
Yolcular fena halde şaşırmışlar! Nasıl şaşırmasınlar? Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston, kolunda üç noktalı bant… Yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması… Tasmanın ucunda bir köpek… Sağa sola çarparak öyle ilerliyorlar uçağa. Günlerden 1 Nisan değil ama "Şaka herhalde" demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa. Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda. Uçak hızlanmış. Yolcular iyice endişelenmeye başlamışlar. Uçak daha hızlanmış. Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış. Uçak iyice hızlanmış… Bazı yolcular paniklemiş, dua etmeye başlamışlar. Uçak son hıza ulaşmış. Bu arada pistin sonuna da ulaşmış. 10 metre sonra betonun bitip çimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar!!!
Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş. Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş, havalanmış. Kaptan pilot arkasına yaslanmış; derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:

  • Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hep birlikte öleceğiz!...
Hey
 
Çocuk bedenlere el uzatanlara HEY!
Çok yazacak şey var bu konuda, çok paylaşacak cümleler. Siz sadece sessiz kalmayın olup bitenlere şimdilik yeter! Ses olun.
 
 
Heyttt
Fazlasında gözü olmayıp paylaşabilen insanlara HEYTTT! Diyorum.
Yeni eğitim-öğretim döneminin başladığı bugünlerde çevremize karşı biraz daha duyarlı olalım. Öğrencisi olan ailelere, okullara çevirelim yüzümüzü. Üniversitelerde öğrencilerin kullanılabilir durumda olan ev/ giyim eşyalarına ihtiyacı oluyor örneğin. Ya da maddi katkıya ihtiyaç duyabiliyorlar. Gücünüz ne kadarına yetiyorsa destek olmaktan kaçınmayın. Hayat bu bir bakarsınız sizi muayene eden doktor, savunan avukat, kullanmak durumunda kalacağınız engelli aracınızı yapan mühendis olarak size dönüş yapabilir bu yardımlar. Bunları birebir öğrencilere ulaştıran öyle melek insanlar var ki merak edip soran olursa bunlardan en azından bir tanesinin ismini yazabilirim.
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı