KORONAVİRÜS BAHANELERİ

Songül Şahin /YAZAR

27 Eylül 2021 21:18
A
a
Yaklaşık iki yıldır hayatımızda koronavirüs. Maskeleri artık aksiyon filmlerindeki profesörler değil, biz de takıyoruz. Öyle alıştık ki rengârenk maske takmaktan zevk alır hâle geldik. Demek istediğim, koronavirüs kurallarına göre yaşamaya alıştık. Artık başlardaki gibi bilinçsiz değiliz. Ayrıca aşılar da bulundu. Hayatın normal seyrine daha yakın yaşanmasında artık büyük tehlike yok. Dikkat elbette her zaman korur fakat bu virüse karşı birçok tedbir alındı ve halk arasında düşünce olarak da bir bağışıklık kazanıldı. Tüm bunlara rağmen birçok noktada bir türlü iyileşme sağlanamıyor. Bu da akıllara “Artık insanlar koronavirüsü bahane mi ediyor?” sorusunu getiriyor.
HASTANELER…
Çok ilginçtir ki koronavirüsün bir türlü bitmediği bir yer var: Hastaneler. Emlakçılar, hava yolları, mağazalar hatta hastalık için en tehlikeli mekânlar olması gereken yeme içme yerleri bile koronavirüse rağmen hizmetlerini sürdürüyor ama hastaneler nedense bu gerçeği kabullenemedi sanki. Hastanelerde koronavirüs neredeyse ilk zamanki gibi canlı. Öyle ki şiddetli bel fıtığı ağrısı çeken biri, korona bahanesi ile hastaneye kabul edilmiyor. İnsanların çoğu hastaneye gitmeye çekinir oldu. Bunu artık abartılı bulmamak imkânsız. Sonuçta maskeyi takıp hijyen kurallarına dikkat ettikten sonra hizmet devam ettirilebiliyor. Son zamanlarda sıkça duyulan bu durumu dikkat çekici buluyorum. Hastanelerin tek görevi, koronavirüs vakalarını kabul etmek gibi bir olgu oluştu.
Haddime değil ama hastanelerin bir kısmını koronavirüse ayırıp geri kalan servisleri devam ettirmek iyi olmaz mı? Gribal enfeksiyon olanlardan duyulan endişeleri anlamak mümkün ya da KBB servislerini. Gerçi bu ikisi için de tedbirler artık belirlendi ama mesela bir dişçiyi anlamak çok zor. “Pandemi dolayısı ile hastanemizin bazı servisleri kapandı.” gibi cümleleri ben anlayamıyorum açıkçası. Devletin koskoca hastaneleri paydos mu ediyor? Devlete bağlı bir hastane için risk var ama özel hastanelerde risk yok. Anlamaya zorlanıyorum inanın. Birçok yerde hastalar özel hastanelere yönlendirilmeye mecbur bırakılıyor. Böyle durumlarda hastaya bir sevk kâğıdı verilip ücret karşılandığı sürece sorun yok fakat çalışmaya niyeti olmadığı için koronavirüs bahanesi ile hastaya bakmamayı büyük ayıp olarak kabul ederim. Özel hastane olunca virüs bulaşmıyor sanki.
Aynı şekilde okullar için de bu konuda endişelerim var. Koronavirüs yılı boyunca ders görmeyen öğrenci okulun son döneminde, kapanmaya 15 gün kala “Konular bitti.” bahanesi ile evine yollanıyor. Öğrenci okula gelemedi ki konular bitsin. On-line derse kaç öğrenci, yüzde kaç oranında katıldı ve ne öğrendi? Hepimiz şahit olduk. Çok az katılan oldu. Artık bir silkelenip kendimize gelsek nasıl olur acaba?
Bazı şahısların devlet kurumuna güvenip “İşimi yapsam da yapmasam da aynı.” düşüncesine sahip olması ne kadar ayıp.
Mesele koronavirüs riski ise sırf devlette çalıştığı için koronavirüs riski olmaz insanın. Tedbir almayan, alınmayan her yerde olur risk. Bahane etmeyelim. Bu bahaneler yüzünden hem halk çok mağdur oluyor hem devlete bağlı kurumlar olduğu için devletin adı çıkıyor.
ALMANYA İLE KIYASLAMAK GEREKİRSE…
Almanya’da hastanelerde başta böyle durumlar vardı. Buradaki sağlık çalışanlarında da tedirginlikler vardı. Grip olanlar, hiç doktora gitmeden bir telefon ile 14 günlük rapor alabiliyordu mesela. O dönemler, koronavirüsün hangi durumlarda başkasına geçeceğiyle ilgili binlerce teori vardı. Doğal olarak herkes kendini korumak istiyordu. Sonra bazı şeyler berraklaşmaya başladıkça tedbirler daha da yumuşadı. KBB doktorum, kendisini aradığımda sorduğu sorulardan sonra reçetemi yazıp evime yollamıştı. Beni başka yere yönlendirmedi. Görevine bu şekil bir tedbir alarak devam ediyordu. Şimdi ise bir buçuk veya iki metre mesafe ile içeriye çok normal bir şekilde girebiliyorum, tabii maske ile. Hastaneler eskisi gibi çalışmaya başladı, sadece bazı tedbirler uygulanıyor. Her yere girişte, elleri dezenfekte etmek, mesafeyi korumak gibi. Bu iki tedbir ile her şey eskisi gibi olmaya başladı. Refakatçi olabildiğince alınmıyor. İçeride oturma yerleri bir buçuk metre kuralına göre yapılmış. Oturacak yer bulamayan kapıda bekliyor yani görevliler, görevini eskisi gibi tam yerine getirebilmek için koronavirüsün bitmesini beklemiyor. Koronavirüs belki beş yıl sonra biter. Böyle bir beklenti içine girmek bile akla ziyan bir davranış olur.
BİR İYİLEŞME ÖNERİSİ
Hastanelerde tüm servisler yan yana değil, ayrı katlarda olmalı. Devlet hastanesi, denildi mi akıllara perişan, hurda olmuş bir yer ve kurum geliyor. Hâlbuki bunun tam tersi olmalı. Aslında her mahallede bir servis olmalı. Ne bileyim? Mesela fizik bölümü, kardiyoloji bölümü, göz polikliniği… Hepsinin devlete bağlı olması şart. Büyük hastaneler ise çok ciddi durumlarda hizmet versin. Böylelikle artık toplu karmaşa, kaos ve kavga ortamı alanına dönüşen devlet hastanelerinin yükü azaltılır. Yüzlerce insanın aynı yerde üst üste tedavi olması her açıdan çok zor. Aynı tuvaleti günde 300 kişinin kullandığını düşünsenize. Virüse resmen “Gel, güzelim gel.” demek olur bu. Hasta insanın sabrı da az olur. Bu kadar kişinin bir arada anlayış içinde olması da beklenemez. Haberlerde sıkça bununla ilgili kavgalar hatta cinayetler görüyoruz. Bu yüzden her katta ayrı servis olmalı. Yan yana iki tane servis bile fazla.
Hijyen açısından virüs olsa da olmasa da uygun değil. Yapılabilirse her mahallede birkaç servis, devlet açısından yapılabilecek en kral hareket olur. Sağlık ocakları kalmalı fakat uzman bölümler şehir içinde bölünmeli. O zaman koronavirüs bahane de edilmez çünkü sağlık çalışanlarının da yükü azaltılmış olur. Sekiz iş saati içinde yüzlerce hastaya bakmak, en azından sağlıklı bir şekilde bakmak imkânsız. Tabii bu sözlerim, koronavirüsü bahane etme de haklılık olduğu anlamına gelmemeli.
Sağlık çalışanlarının canıgönülden yanındayım ama “onlar mağdur olmasın.” diye eleştiri yapamazsak zorlu yoldan ilerlemeye devam ederiz. Yukarıda önerdiğim sistem, en çok onların işini kolaylaştıracak. Devlet açısından maliyeti de çok daha az olur. Birçok kişiye de iş kapısı açılır. Özel hastanelere giden onca para, herkese bölünmüş olarak paylaşılmış olur. Bir apartmanın alt katının devlete bağlı muayenehaneye dönüştürüldüğünü düşünsenize.
Nereden baksanız yararlı bir uygulama bana göre.
Sağlıklı kalmanız dileğiyle!

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat