4 Haziran 2020 20:22
-A +A
Gülseren KAYA

Kese kağıdının mucizesi

Gülseren KAYA ( Yazar )gazetehamburg.com

Eskiden bakkalda, manavda yada pazarda alışverişte aldığımız erzaklar kese kağıtlarının içine doldurulurdu. Kese kağıtları tezgahın üzerinde değişik büyüklüklerde istiflenir ve kullanılmayı beklerlerdi. Bakkal yada manav kese kağıtlarının büyüklüğüne göre, alınan neyse artık, doldurup terazisinde tartardı. Terazinin bir gözünde ağırlık kütleleri, diğer gözünde de aldığımız erzak olurdu. Özenle katlanarak hazırlanmış kese kağıdının içinde ve muhteşem bir göz kararıyla.
Eşyaları eve getirince kese kağıtlarını kömürlükte bir köşede toplardık.
Ebem kese kağıtlarını kömürlükte çamaşır suyu ısıtmak için odunları yakarken kullanırdı. Bense eve okuyabileceğim yeni bir gazete daha geldi diye sevinirdim.
Yeni gelen kese kağıdını yırtmadan itinayla açar, ellerimle ütüler ve sevinçle okumaya başlardım. Hoş, okuma işi bitip eve döndüğümde elim yüzüm hatta üstüm başım baskı mürekkebinden kararmış, kirlenmiş olurdu. Ebem rahmetli çamaşırı elinde yıkadığı için hayıflanırdı ama yinede kızmazdı, kıyamazdı.
Bu kız okuyacak büyük adam olacak, okumaya çok hevesli derdi rahmetli dedem. Ebemde gülerek gel kızım banada oku derdi, ikisininde okuma yazması yoktu. Bende onlara gururla gazete haberlerini sesli okurdum heceleyerek. Yavaş yavaş, hece hece.
Pür dikkat beni dinlerlerdi, kim bilir gazete ne zamandan kalmaydı. Bilmiyordum, fakat çokta önemli değildi zaten gazetenin ne zamandan olduğu. Geçen senenin haberi de olsa gecikmeli okunuyordu işte.
Okuyanda küçücük bir kız çocuğuydu, dedesinin ebesinin neşe kaynağı.
Mutluluk dağıtıyordu küçük kız etrafına bilmeden, ama bütün kalbiyle bilerek ve isteyerek. Mucizevi bir ışık salıyordu sanki etrafına, kökeni ilimden gelen ve yolu bilime yönelen.
 
O dönemler günlük gazete almaya paramız yoktu, bende kendime gazete okumak için böyle bir yöntem bulmuştum.
Bazen gazetenin magazin bölümü denk geldiğinde nasıl sevinirdim, spor sayfası, ana sayfa. Aman Allah’ım değmeyin benim keyfime. Rengarenk fotoğraflarla bezenmiş sayfaları görünce. Hele birde haberin tümü sayfadaysa, tamda yarısında kesilmemişse. İşte o zaman dünyanın en şanslı kızı olduğumu düşünürdüm.
 
Okumaya çok hevesliydim, kese kağıtlarını açıp okurken yeni bir kitabı açıp okur gibiydim. O zamanlar hep bir ansiklopedim olsun isterdim, açıp açıp okuyup öğreneceğim. Araştırıp bulmak istediğim şeyler hazırda bekliyordu sanki. Haydi, bizide ekle bilgi dağarcığına der gibi.
Küçük kız Ansiklopedisinin olmamasına üzülse de, kendine bilgilere ulaşabilecek bir yöntem bulmuştu işte. Kese kağıtları onun bilgi dünyasına açılan kapısıydı. Bilgi dünyasına erişmekte okumaktan geçiyordu. Ne zaman bir kese kağıdı eline geçse, yeni bir kapının önünde bekliyor gibiydi. Büyük bir itinayla kese kağıdını açarak yeni kapının kolunu tutmasıyla ışıklar içinde kalıyordu sanki. Bilgi deryasında yüzen küçük bir balık gibi.
 
Gel zaman git zaman bir ansiklopedisi oldu küçük kızın, iyi karne getirip sınıfını geçtiği için ödül olarak alınmıştı.
O ansiklopedi kese kağıtlarını hiç bir zaman unutturamadı, unutturamazdı da.
Çünkü yokluktan çareler üreten birisi vefakar olur, varlığın verdiği hazla yaşadığı güzelliklere kanarak eskiye nankörlük yapamaz. Yoklukla, eziklikle büyüyen insanların en güzel karakteristik özelliğidir vefa. Yolumuzun vefalı insanlara çıkması dileğiyle.
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Yazarlar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı