KADINLA SÖZLEŞME SÖZ OLUR GÜZELE BAKMA GÖZ OLUR

Cezmi Ancil/Yazar

22 Mart 2021 22:40
A
a
Avcı-toplayıcı topluluklarda kadınlarla nasıl bir sözleşme yapılmış? Bilemeyiz. Yazılı ya da sözlü olmalı. Mağaralarda bununla ilgili bir kanıt yok demek. Bizden daha modern ve ileri oldukları için gerek görmemişlerdir.
“Kadın, hayatın ve yaşamın kendisidir.” derdi, belki de birisi. Bunu diyeni “Sen hangi kafadasın? Evrimleşmemiş bir tür müsün, nesin?” diye sorarak azarlayabilirdi belki de içlerinden birisi. Belki de bir kadın. Anaerkil bir toplumda zaten bunu sormak bile cesaret işi olurdu ya da aptallık.
Kadınların değer gördüğü, yönetimde ve karar toplantılarında çadırındaki yeri erkeğin yanı olan eski Türk toplumlarında da öyle. İslamiyet’le birlikte… Aman, hiç o konuya girmeyelim! Hassas konu, kadın sorunundan daha sorunlu bir konu… Cesaret gerektirmiyor. Kadınların hoşgörüsüne sığınırız böyle bazen.
SÖMÜRÜYE DAYALI SİSTEMLERİN SONUCU
Sınıflı toplumlara geçilince böyle bir anlaşma yapma gereği duyulmuş. Emek ile sermaye arasındaki gelir dağılımındaki sömürüye dayalı sistemler hâkim olmuş. İnsanlar ve cinsler arasındaki gelir farklılıklarındaki eşitsizlik ve uçurum, onlarla beraber cinsler arasındaki yaşam bozukluğu, toplumsal depresyon, sosyal bunalımlar, aile içi şiddet hepsi sınıflı toplumların ürünü olmuştur.
Dünya, iki defa bütünüyle savaşa girip kendi türünü ortadan kaldırma çabası göstermiş. Buna ek olarak, sayısız ve hâlen de sürmekte olan bölgesel savaşlar sorun değilmiş gibi görülmüş, dünyadaki yoksulluğu ve gelir uçurumunu, sağlık sistemlerindeki insan sağlığını hiçe sayan kâr etmeye dayalı sistemler görmezden gelinmiştir. Sanki kadınlara ve eş cinsellere her şeyi bahşetmişler de her şeyin sorumlusu saydıkları kadınlarla ilgili kendi kafalarına göre sorun yaratanların, yarın avcı-toplayıcıların karakalem çizimlerinde bile yeri olmaz, sanırım.
ÖNERİ TÜRKİYE’DEN
Ne olmuşsa bu 11 Mayıs 2011’deki İstanbul’daki Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Toplantısı’nda olmuş.
Hükümetlerin dışişleri bakanları toplantısında “Hadi gelin, kadınları ve eş cinselleri dövmeyelim diye bir karara imza atalım.” demiş Türkiye.
Türkiye öncülük etmiş ve ilk imzayı da atıp Meclise sunmuş.
24 Kasım 2011’de CHP, AKP, MHP, BDP oy birliğiyle kabul edilmiş. HDP yok. Hem onlar,  kimsenin umurunda değil. Onlar, kendilerinin umurunda. Mecliste kendi kafalarına göre takılıyorlarmış. Ne işleri varsa? Günahı herkesin kendi boynuna…
Sonra 1 Ağustos 2014’de Avrupalılar imzalamış.
O zamanlar, o ülkelerde kadınlar hep dövülür, itilip kakılırmış.
Rusya ve ABD “Biz katılmayız, imzalamıyoruz. Biz döveriz. Eş cinsellerin de hakkı mı olurmuş? Severiz ama yasal hak vermeyiz. Neme lazım, sonra bizi de etkilerler, kanuni hakları olunca.” demişler.
Amerikalı mı, Rus mu şimdi hatırlayamadığım birisi demiş ki “Bırakın, şimdi bunları. Bizim yaptığımız kötülükleri konuşmuyorsunuz da o sessiz sedasız insanlardan ne istiyorsunuz? Bir sürü işimiz var. Sizinle mi uğraşacağız? Ya imzalayın ya da imzalamayın. Kim çıkardı, durduk yere bu sözleşmeyi?”
AB ülke temsilcilerinden biri de “Altı üstü bir imza ya. Atalım da işimize bakalım.” demiş, imzalanmış.
NEREDEN ÇIKTI BU SORUNLAR?
 Böylelikle dışişleri bakanları toplantısında alınan bu karar, daha sonra sorun olmuş.
Hani memlekette çok sayıda lezbiyen ve gey varmış ya. Onlar kimi rahatsız etmişse, kimden ne istemişlerse zorla, kimin tavuğunu kış demişlerse.
Yöneticiler, “Bu kanun güvencesi LGBT’lere yarıyor. Aile düzenimizi ve anlayışımızı tehdit ediyor.” demiş.
LGBT’liler kimi rahatsız etti bu süreçte? Tehdit ettiler de ben mi görmedim? Bilmiyorum. Bu arada Suriye, Libya, Doğu Akdeniz sorunu var mıydı, yok muydu? Akıbeti ne oldu? Bilen yok. Ya Kürt sorunu? HDP kapatılacakmış galiba. Milletvekilleri tutuklanıyormuş, Meclisten kovulanlar varmış. Kadın cinayetleri de olmuş. Eş cinseller de dövülüyormuş. Nereden çıktı bu sorunlar?
BU NASIL BİR HAYAT?
Instagram takipçilerim bu kadar az mı? Allah kahretsin! Facebook’ta doğum günlerine bir bakayım, ayıp olmasın, kaçırmayayım. Bir kadın var, onu bir dürteyim, bu akşam. Hanımın korkusundan eski yakışıklı bir profil resmi de koyamıyoruz. Bu nasıl bir hayat ya?
Bu avcı- toplayıcı insanlar nasıl yaşıyormuş, telefonsuz, internetsiz? Eş cinsel var mıymış acaba? Yuval Noah Harari’nin kitabını bir araştırayım.
Koronavirüs bile yokmuş.
Tüh, şansa bak ya!
Ne günahımız vardı, bu devire ayırdın bizi, ey kurban olduğum?

 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat