Yasemin Murat Arslan

İŞLEYEN DEMİR IŞILDAR

Yasemin Murat ARSLAN/Yazar

16 Mart 2021 23:52
A
a

Dünyaya sağlıklı gelip de özürlü gibi yaşamak.
Allah’ın kusursuz denecek derecede yarattığı, kendi hayatını sürdürmek için kendi gücünden başka hiç kimseye ihtiyacı olmayan insanlardan bazıları vardır ki sanki bedensel ya da zekâ engelli insanlardan daha çok, başkalarının desteğine muhtaç bir şekilde hayat sürdürür.
“Şimdi bunlar kim, kimleri kastediyorsun?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
Onlar, ellerinin uzandığı yerdeki bir bardak suyu bile o an yanında bulunan kişiden isteyen, bekleyen kişidir.  
Bu kişiler, toplumumuzda genel olarak erkekler olsa da duruma göre bazı kadınlar da bu şekilde davranabiliyor.
Örneğin çok bilgiç geçinen ünlü bir kadın, evliliği maddi güvence olarak görebiliyor. Erkek de “Bekârken annem ya da kız kardeşim, evlenince de eşim daha sonra da kızım yemek yapsın, sofraya getirsin, çamaşırlarımı yıkasın, ütülesin” düşüncesine sahip olabilir.  
Böyle düşünen kadın ve erkek, Allah’ın sağlıklı yarattığı bedenini köreltmeyi göze alarak kusurlu yaratılmış gibi yaşamayı tercih ediyordur.
Yanlış anlaşılmasın sakın! Kimse kimseye yardım etmesin, demiyorum. İnsanlar, içinden geldiği için kendi isteğiyle birbirlerine destek verebilir elbette. Söz gelimi hastalık hâlinde, en yakınlarımızın, kendimize en yakın hissettiklerimizin yanında olur, ihtiyaçlarını karşılarız.
Ben sağlığı yerinde bir kişinin, iki yumurtayı bir tavaya kırmaktan aciz oluşu ya da bir kadının “Önce babam, daha sonra da eşim bütün maddi ihtiyaçlarımı karşılamakla mükelleftir.”  düşüncesine sahip olmasından bahsediyorum.
Bir de henüz kırklı, ellili yaşlarda olan, “Ben artık kaynanayım.” diyerek artık işe yaramayan bir insan kılığına bürünen kişiler var.
Bazıları da bütün gün evdedir, işe gitmez, sağlık sorunu yoktur ama eve temizlik için birilerini çağırma modasına ayak uydurur.
Bomboş, hiçbir işe yaramak istemeyen kişilerden söz ediyorum. Onlar bana çok itici geliyor.
Öyle sanıyorum ki benim gibi düşünen, böylesi kişileri itici bulan başka insanlar da var.
YAPAMIYORUM DEMEK MARİFET Mİ?
Elim kolum tutuyor, gücüm bir şeylere yetiyorsa bir iş için “Ben yapamam.” demekten utanırım. O işi, yan komşum veya bir arkadaşım yapabiliyorsa ben neden yapamayayım?
Bazı kişiler “Yapamıyorum.” demeyi marifet sanıyor sanki ve sağlam bedenle engelli bir hayat yaşamayı tercih edebiliyor.
Bir de “Ben yaprak sarmasını çok severim ama yapamıyorum.” ya da “Resim yapmaya ilgim var ancak ben beceremiyorum.” diyenler var.  
“Yapamıyorum.” demekle “Yapmak, öğrenmek, denemek bile istemiyorum.” demek aynı şey değil. 
Meslek lisesi mezunu olan ve öğrenim gördüğü dalda çalışan çok eski bir aile dostum, birlikte bir toplulukta yemek yerken yemeği yapanların çok güzel lezzetler sunduğunu söylemişti. Kendisinin okuduğu ve çalıştığı için bu tür yemekler yapmayı beceremediğini de övgüyle aktarmıştı.  O an yüksek sesle söyleyemedim ona ama içimden “Bizim ailemizdeki, sülalemizdeki kadınlar ve erkekler hem okuyor, çalışıyor, hem de özel hayatında her işin hakkından gelebiliyorsa sen neden yapamıyorsun?” sorusunu yönelttim.
Hem kızım hem oğullarım evde ve dışarıda kimseye muhtaç ve yük olmadı, olmak istemez, olmaz da. Çünkü ben onları yetiştirirken kız erkek diye ayırmadım. Yaşları gereğince güçleri yettiği ölçüde her zaman, her şeyi beraber yapardık. 
İşten, okuldan, evin dışındaki sorumluluk alanından eve dönünce birlikte zaman geçiriyor, akşam yemeğini beraber hazırlıyorduk. O yüzden, çocuklarım kimseye muhtaç olmadan, Allah’ın onlara verdiği sağlıklı bedeni, sağlıklı zihni en ideal şekilde kullanmayı öğrenmiş oldu. 
SAĞLIKLIYKEN KİMSEYE MUHTAÇ OLMADAN YAŞAMAK
Annem zamanında işe de gitmiş, çocuk da büyütmüş, şimdi gelmiş 80’inin ortalarına ve hâlâ  “Ben kaynana oldum, gelinler yapacak, ben bakacağım.” demiyor. İşleyen demir ışıldar atasözü çok doğru. Dedem, 91 yaşına kadar evde her işin ucundan tutmuş, bakkal alışverişine gitmiş, kapısını çalana “Ben erkeğim bilmem, anlamam.” ya da “Yaşlıyım, yapamam.” demiş kalkıp çay, kahve ikramında bulunmuş bir insandı. Evin camları ne anneannem ne de gelinleri tarafından silinirdi. Bilakis dedem silerdi.
Yeri gelir, süpürge yapardı, çöp atardı, buna rağmen 92 yıl yaşadı. Babam desem yine öyleydi. 85 yaşına gelmiş birisi olarak, istisnalar hariç ben birisinden bir bardak su istediğini duymadım.
“Kadın işi” demez evdeki işi paylaşır, eksik değil, fazlasını kendi üstlenir. Kendi sofrasını da hazırlar, başkasının işini de yapar ama başkasından kolay kolay bir şey istemez. 
Maddi, manevi hâlâ o destek çıkar oğluna, kızına, torunlarına. Yani işledikçe ışıldadılar, ışıldıyorlar. 
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat