İNSANLIK SÖZLEŞMESİ

Cezmi ANCİL/YAZAR

14 Mart 2022 23:00
A
a
Beş bin yılı geçkin insanlık tarihi boyunca gerçekleşen 14 bin 531 savaşa, son Ukrayna savaşını da eklersek insanlığın 200 kuşağına yakın bir kısmı savaş görmüş geçirmiş sayılır.
 
Hâl böyleyken hangi resmi ağız, insanlık için herhangi bir sözleşmeden, barış antlaşmasından, sosyal devlet ya da modern toplumdan, ileri demokrasiden hatta kutsal nizamdan bahsedebilir? 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana bile kırk savaş yaşanmışsa, bugün hâlen savaş plan ve programları yapılıp insanlar yerlerinden yurtlarından ediliyorsa hangi nizamdan, hangi haklı sosyal düzenden bahsedebiliriz?
 
İnsanlık adına yapıldığı söylenen bütün antlaşmalar, sözleşmeler insanlığa açlık, sefalet, mültecilik, yıkım ve vatansızlık getirmiştir ne yazık ki.
 
İnsanlık, sözleşmelerle değil, insanlığını elde ettikçe sosyal bir boyut kazanıp huzura erişebilir.
İnsanlığın bugün evrildiği nokta, kapitalist sistemin insana dayattığı açgözlülük, bencillik, çıkar uğruna savaş ve yıkımdan başka bir şey değildir.
 
Öyle ki dünyanın sorunu olanlar ve sonunu hazırlayanlar; alışık olduğumuz normal zenginler olmaktan çıkıp en zengin denilen azınlık tabaka olarak doymak bilmeyen açgözlülüğüyle insanların kaderini eline alma noktasında olanlardır.   
 
İsminden de anlaşılacağı gibi kapital ana para demek olduğuna göre daha fazla ana paraya sahip olmak için her yolu kendine mübah gören ve bu uğurda her türlü insani ve dini inanç ve söylemi dahi kendisine alet eden o en zengin sınıfın insanlığa sağlayacağı bir kazanım yoktur.
 
Pazar ekonomisi, ürününü ucuza satan bir üreticinin gidip pazardan kendi ürününü daha fazla fiyata satın almasıdır.
 
Pazar yerinden geçinen bir üretici ya da üretimde bulunmayan geniş bir işsiz ordusu ve bir o kadar çalışmayan, asalak, retçi denilen kesim giderek pazar artıklarından nemalanmak ister ve yaşamını avuç açmaya kadar götürür.
 
Pazar ekonomisinin sonuçları pazarcıyı dövmeye götürebilir. Pazar ekonomisinde üretim araç ve gereçleri daha sosyalleştirilmiş, hak ve hukukla sağlığı, kullanımı garanti altına alınmış bir çerçeve içine alınmalı.  
 
Aksi durumda kaderine razı olan, şükür eden, kendini “Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz.” kaderciliğine bırakan, “Veren de o, alanda o.” gibi hiç de sosyal varlık modlarına uymayan insan tiplemelerinin olduğu bir kürede, daha beş bin yıl, binlerce savaş görmekten ne biz ne gelecek kuşaklar kurtulamayacağız.
 
İnsanlık sözleşmesi, insanın kendisini bir insan gibi görüp özgürlüğüne ve hakkına sahip olması bilincine kavuşmasıyla mümkündür.
 
Çıkarlara dayalı, geçici yazınsal sözleşme ve antlaşmaların garantisi; insanın önce kendi içinde kendisiyle sonra çevresi ve ülkesiyle insani bağlarına insani boyutu hâkim kılmasıyla mümkün olacaktır.
Bugün geldiğimiz ve yaşadığımız noktada, insanlığın ortak değeri yok denilecek kadar azdır. Belki de hiç yoktur.
 
Hangi ortak değerler?
 
Düne kadar İsrail-Filistin Savaşı’nda, Filistinlilerle alay eden Komedyen Zelenski’nin, bugün aynı şeyleri kendisi yaşamıyormuş gibi bir ülkenin değil, dünyanın kaderinin ekonomik ve sosyal açıdan kitle iletişim araçları da kullanılarak en zengin tabakanın politikasına alet edilmesi hangi ortak değerle açıklanabilir?
 
Rusya ve Ukrayna seçim yapmak durumuna sürüklenmek insani değerlerle mi açıklanacak? Ne insanlığı? Hangi insanlık, hangi insani değer savaşın haklılığıyla açıklanabilir?
 
Ukraynalı ya da Rus, Avrupalı ya da Asyalı her gün onlarca çocuğun açlıktan öldüğü Yemen’de hangi ortak değerler kendini hissettiriyor? En zengin tabakanın tek derdi finans. En zengin tabaka, finans yüksekliğini, toplumlarının refah sosyal yaşamını; bundan yüz sene, iki yüz sene önce biz saraylarda, haremlerde oynarken kanları ve canları pahasına gerçekleştirdiği Sanayi Devrimi’ne borçlu olduğunun bilinciyle hareket eder.
 
İçlerinde hümanist, iyi insanların olması bu gerçeği değiştirmiyor.
 
Pazarcıya kızmanın, dövmenin anlamı var mı? Bilmiyorum ama galiba biz treni çoktan kaçırmışız.
 
Üç kişinin bile bir araya gelemediği, bir kahvede oturup çay parasını kim ödeyecek endişesi taşımadan göğsünü gere gere böyle aşağı doğru sallana sallana gidemediği bir ortamda, suçu dedelerimize hatta beş bin yıl önceki kromozon kardeşlerimize atmanın anlamı da yok galiba.
Almanlar yere düşen çocuğu kaldırmaz. “Öyle alışır, zayıf yetişir.” der. Çocuğun kendi kalkmasını ister. Psikolojik bir eğitim.
 
“Bizde ne psikoloji kaldı ki çocuklara verelim.” demenin de anlamı yok.
 
Dünya döndükçe borçlu gideceğiz.
Yaradan “Bana kul hakkıyla gelme.” demiş.
 
İnsan hakları hukuku herkese lazım.
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat