HAYALİMDEKİ TÜRKİYE

Zekiye Doğan/Yazar

25 Mayıs 2021 00:14
A
a
Ailem Hollanda’ya gurbete ilk giden Türklerdendi. Ben de ailemle birlikte sekiz yaşımda gittim.
 
Çoğu gurbetçi gibi ailem de Hollanda’da bol para kazanıp, kesin dönüş yaparak Türkiye’de çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak ve kısa sürede geldiği yere geri dönmek istiyordu.
 
Hani “Evdeki hesap çarsıya uymaz.” denir ya.
 
Gerçekten de evdeki hesap çarşıya uymamıştı. Böylece haftalar ayları, aylar yılları kovaladı.
 
Negatifler, pozitifler, uyum sorunu, dil sorunu derken zamanın neleri getireceğini, neleri götüreceğini hesaplamadan verilmiş bir karar oldu Hollanda’ya göç.
 
Hollanda’da doğan kardeşlerim, Türkiye’den gelen kardeşlerim, ana babam hepimiz yıllarını bu ülkeye vermiş insanlarız. Hayatın, gurbet diyarında yaşamın bize neleri kazandırdığını, neleri kaybettirdiğini gördük, görüyoruz ve göreceğiz.
 
Ben ve kardeşlerim, tıpkı diğer gurbetçi çocukları gibi ana vatanımız Türkiye’yi ailelerimizin anlattığından duyduk, öğrendik. Ülkemizdeki yaşamın, akrabalık bağlarının, komşulukların ve insan ilişkilerinin Hollanda’dan farklı olduğunu yaşayarak gördük ve öğrendik.
 
Komşuluklar anlatılırdı bize; bir tas çorbanın komşu olmadan içilmediği, bir lokma ekmeğin komşu olmadan boğazdan geçmediği, her cuma akşamı yaşlıların kapısının çalındığı ve bayramlarda dargınların barışarak gönüllerin alındığı.
 
Peri masalı hikâyeleriyle dolu yaz tatilini heyecanla beklerdik. Bir an önce Türkiye’ye gitmek isterdik. Sıcak ülkemin, sıcak insanlarını yüreğimizde hissetmek adına 4 bin kilometre bize uzak gelmezdi, gitmeliydik.
 
Köyümüzün meşe, ardıç, palamut, çam ve kavak ağaçlarının beslediği oksijeni bol temiz havasını ciğerlerimize çekmeye gitmeliydik.
 
Dağlarından gelen kaynak, ırmak suları dertlere deva, hastalara şifa oluyormuş içmeliydik, gitmeliydik.
 
ANA VATANA ÖZLEM İÇİNDE…
 
Ana vatana özlem içindeydik, gurbetteydik, gitmeliydik.
 
Ana vatana vardığımızda özlemi buruk bir sevinçle birlikte yaşıyorduk. Komşular, eş dost, akraba derken zaman çabuk gelip geçiyordu ve geri dönme vakti gelip çatıyordu. Bagajımız, valizimiz, bavulumuz ve yüreğimiz dolu gidiyorduk, dolu dönüyorduk. Nereye gitsek bizimle birlikte giden ince bir sızı vardı içimizde.
 
Böylece günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovaladı. Yıllar sonra da ailem Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Babam nihayet kararını vermişti ve canı kadar çok sevdiği ana vatana kavuşmuştu.
Bense ailemden dolayı çocukluğumdan itibaren yaşadığım Hollanda’da gurbeti yaşıyordum. Ben de yıllarca, yüreğimde özlemini çektiğim ana vatanda olmaya, ana vatanda kalmaya karar verdim ve kısmi olarak Antalya’da yaşamaya başladım.
 
Baştan her şey güzel, her şey hoş, her şey farklıydı. Bu farklılık arasında kendimi fark etmeye başladım.
 
Ufacık sandığım küçücük sorunlar artarak çoğalmaya başladı. Aynı zamanda etrafıma karşı yüreğimdeki çember daralıyordu. Mutlu görünen insanların aslında mutsuz olduğunu görüyordum çünkü onlar mutsuzluğu kabul etmiyordu.
 
Ya herkes gibi ben de sorunlarımı halının altına süpürerek mutluluk oyunları oynayacaktım ya da gerçeklerle ve kendimle yüzleşmek zorundaydım.
 
Evet, ne acıdır ki kendi ana vatanımda uyum sorunu yaşıyordum.
 
 
DAVACIDA BEN, DAVALI DA BEN
 
Hâkim oluyorum, savcı oluyorum, davacı da ben, davalı da ben oluyorum.
 
Kendime “Kızım sen ön yargılısın. 42 yıllık Hollanda geçmişin seni ya Hollandalı yapmış ya da Türklüğü unutturmuş.” diyordum.
 
Belirli bir süre sonra bir sonuca vardım. Benim yıllarca yüreğimde sakladığım ana vatanım Türkiye ve Türk insanı artık yoktu. Hoşuma gitse de gitmese de istesem de istemesem de bu durumu kabullenmek zorundaydım.
 
Önsezilerime göre merhabalar sahte, insan ilişkileri sahte, komşuluklar sahteydi. Bana yaklaşan kadın, erkek kim olursa olsun bilinçli ya da bilinçsiz mutlaka çıkarının peşindeydi.
 
42 yıllık geçmişi geride bırakıp sıfırdan mı başlamalıydım? Yoksa her şeyi oluruna mı bırakmalıydım?
 
ANA VATANI GURBET, GURBETİ ANA VATAN YAPMAK
 
Maalesef ben farkında olmadan, ben farkına varmadan ana vatanımı gurbet, gurbeti ana vatanım yapmıştım.
 
Peki, ana vatanımda ikinci bir gurbeti daha yaşamak için 42 yıllık ömrüm var mıydı?
Evladımın ve doğacak olan torunlarımın özlemini çekmek için sağlığım yerinde miydi?
Maddi durumum nasıldı?
Geçimimi sağlayabileceğim imkânlar elimde miydi?
Manevi olarak zor durumda kaldığımda bana el uzatacak eş dost, akrabalar hâlâ yaşıyor muydu?
Doğa harikası vatanımın güneşi denizi, tarihi zenginlikleri, asırlar boyu farklı kültürleri bir arada barındırmış geçmişi benim olumsuz ilk izlenimlerimi yok edebilecek miydi?
 
Sorular... Sorular... Sorular...
 
VATANIM…
 
Hani “Ya bu deveyi güdersin ya da bu diyardan gidersin.” denir ya.
Öyle kolay pes edenlerden değilim ve olmadım.
Bu deveyi gütme gibi bir niyetim yok.
Bu diyardan gitme gibi de bir niyetim yok.
 
Yok olanları var olanlarla paylaşmak adına benim vatanım hem doyduğum hem doğduğum ülkeler.
 
Hayalimdeki Türkiye, rüyalarımda kalan kalkan ve ok… 
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat