HATIRA

Cezmi ANCİL/YAZAR

11 Ağustos 2021 23:56
A
a
İlk gördüğümde on beş miydin ne? Utangaç ama biraz da uçarı…
 
Güneş batınca komşunun toprak evinin karşısında istop derlerdi oynadığımız oyunun adına.
 
Üç kız, iki oğlan…
 
Her defasında senin ismini söylerdim. Çocukça “kur yapma” denirmiş.
Büyüyünce anladık o zamanki “utangaç kaçamaklar” dediğimiz sevmeleri.
Yüzümüz kızarırdı elimiz değdiğinde ya da göz göze kaldığımızda.
Kızaran yanaklarından öpmek isteği ilk hayal o zamanlar.
Topu havaya atıp, kaçarken sana yakın koşmak her defasında.
Kısa da olsa bakışmak…
Kaçamak gülüşmeler…
 
Çimento fabrikasının sireni çalardı o zamanlar iş paydosunda. Kiremit fabrikasının kırmızı tozları ciğerlere çekilirken bir parça ekmek, bir tas yemek adına…
 
Grev yapılırdı o zamanlar, büyük şehirlerde. Küçük yerler bilmezdi öyle şeyler. Anarşik sayılırdı, ondandır belki. Hak aramayı yasak bilirdi belki de kendi kendine.
 
Biz çocukça oyun peşindeydik ya istop ya yakan top.
 
İşçiler evine dönerken biz istop oynardık. Annelerimiz akşam yemeği koşturmacasında… Ocakta pişen yemeklerin kokusu yayılırdı kerpiç evlerden.
“Kız, anan taze fasulye yapıyor.” derdi iyi koku alan mızıkçı kızlar istop topunu havaya atarken.
Bazen anneler seslenirdi: “Gel, yardım etsene kız, yeter oynaştığın o toz toprakta.”
 
Komşudan komşuya giderdi bir tabak yemek, ekmek.
Biz orada kaybettik galiba çocukluğumuzu.
Tozda toprakta oynadığımız istopta.
Tozda toprakta kaldı bölüştüğümüz bir tabak yemek, bir parça ekmek.
Önünden geçerken komşunun “Gel hele bir tas ayran iç.” demeyi bıraktık o toz toprakta yani o kerpiç evlerde.
 
Elini yıkamadan gelirdi işçiler evine. Hanımı su dökerdi ellerine bir kalıp yeşil sabun, omuzda havlu.
Yemek fokur fokur…
Yoksul ama emek kokan bakışlarda…
 
Kimi memur, kimi inşaatçı, kimisi de seyyar satıcı.
Toz toprak altında çalışmanın iş yorgunluğu çökünce akşam huzur çökerdi kerpiç evlere. Oyun istop.
Aşklar, sevmeler istop.
Kaçamaklar yarın akşama: “Hadi kız eve!”                                                                                            
  “Bir öpücük kız ne olur.”
 
“Eşek kadar oldun, çocuk gibi oynuyorsun.” demeler bile şimdi istop oldu, tozlu topraklı sokaklarda kaldı o kerpiç evlerin sokaklarında.
 
Bazen evlilik hikâyeleri dinlerdik toprak tümseklerin üzerinde.
Aşktan, sevmekten bahsedilirken yanaklar kızarık ama gülen gözler…
Belli olurdu birbirini sevenler, karşılıklı bakışlarda konuya dalmış heyecanla.
”Çok sevmiş, vermemişler, onlar da kaçmış.” demek kaldı o tozlu topraklı sokaklarda.
Araya yollar ve yıllar girdi şimdi.
Çocukça ve insanca oyunlar, sevmeler şimdi istop…
 
Ne komşunun önünden geçerken selamlaşma ne bölüşülen gülüşler…
İnsan istop.
Oyun istop.
Aşk istop.
Arkadaş istop.
Mahalle aşkları, mahalle düğünleri…
 
Hepsi orada kaldı biz çocukken.
Tozlu topraklı sokaklarda kaybettik çocukluğumuzu. Hepsi orada kaldı.
 
Şimdi çocukları arıyoruz. Onlar da yok.
 
İstop.
 
 
 
1000
icon
tayfun 13 Ağustos 2021 03:28

Cocuklugumucocuklarimabagladin..

0 0 Cevap Yaz
Selma 12 Ağustos 2021 13:24

Yuregine saglik harika bir yazi olmus

0 0 Cevap Yaz
Çok duygulandim içimizdeki çocukluğu istopla hatırlatın ne güzel bir cocukluktu bizim mahlede yüreği 12 Ağustos 2021 09:23

Çok duygulandım içimizdeki çocukluğu istopla hatırlatın ne güzel bir cocukluktu bizim mahallede yüreğine sağlık

0 0 Cevap Yaz
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat