HASTA MIYIZ?

Cezmi Ancil/YAZAR

30 Mayıs 2021 20:54
A
a
Sörf yaptım, deniyor.
 
Hani şöyle sosyal medyada bir tur atmak ne var ne yok diye bakmak yani.
 
Atilla Dorsay’ın “Dünyaya Açılan Sinemamız ve Yeni Bir Kuşak” adlı kitabını okuyorum.  Sinemaya bir sörf yaparken Netflix’te bir dizi beğendim: Fransız İhtilali öncesini anlatan Amir El Kacem, Marilou Aussilloux’un başrolünde oynadığı, Aurelien Molas yapımı La Révolution (Devrim).
 
Bu tür filmlere merakım vardı zaten. Etkisinden kurtulamadığım, Kirk Douglas’ın  Spartaküs’ünden sonra Mel Gibson’un Braveheart’la (Cesur Yürek) devam eden ilgim, Herr der Ring’le (Yüzüklerin Efendisi) birlikte biraz kurgusal mitlere geçiş yaptı. Vikingler’de Ragnar’ın soğuk savaşçılığı ve Lagertha’nın sert güzelliğinin cinsel çapulculuğu ile Kuzey Avrupa’nın soğukluğunu hissedip yine kendi aydınlanmamıza dönmek fena olmazdı aslında.
 
Fransız İhtilali’nin öncesinde sörf yaparken bir değerlendirme, filmdeki pornografik görüntüler kadar dikkatimden kaçmadı tabi. Atilla Dorsay’ın ne diyeceğini bilmem ama ben film izlerken herhangi bir saplantı içine girmem. Ne kumandanın ileri geri tuşuyla oynarım ne kaşımı, gözümü oynatırım. Sonuçta ben oynamıyorum ve kim ne oynamışsa ona bakarım.
 
Gezi gezidir, sörf sörftür. Bir tarafta yoksulluktan fahişeler, diğer tarafta zenginlikten fahişeler… Bakış açısı sınıfsal olduktan sonra ya da bacak arası beyinli olmadıkça fark etmez.
 
Düşünsel alanda gelişen özgürlükçü yenilikler, Aydınlanma Çağı’nın yarattığı yeni ihtiyaçlar ve yeni gelişen, yeni burjuva sınıfının zorunlu ihtiyaç ve taleplerinin çakışması…
 
Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın düşünsel alt yapısını şekillendiren John Locke’un aydınlanma fikirleri gibi Descartes’ın, Jean-Jacques Rousseau’nun fikirleri aydınlanmanın temellerini oluştururken yeni bir toplumsal şekillenmeyi zaruri kılıyordu.
 
Bir yanda yoksulluk, açlık, cinayetler, fuhuş ve tecavüzler, bir yanda lüks içinde bir savurganlık, vurdumduymazlık, iktidar hırsı, açgözlülük ve toplumsal bir bunalım…
 
Filmi izlerken Fransa sokaklarındaki yoksulların pek de yabancı olmadığı belli oluyordu.   Yoksullar her yerde aynıdır, zenginler de.
 
Bir tarafta çapulcular, öyle demiyorum ben ama öyle deniyor nedense yoksula. Kendi tercihiymiş gibi çaputa muhtaç olmak. Çulsuz, çapulcu, çaputçu yani ya da bir lokma, bir hırka gibi açlığa ve çulsuzluğa razı olmak, sanki düşünce çulsuzluğuymuş gibi.
Dünya malı, deyip dünya malını kendine alıp çulsuzluğu çapulculara reva görmek gibi…
 
Gezinti yaparken bizdeki yeni aydınlanma hakkındaki gelişmeler gözümden kaçmadı. Sosyal medyada kim zengin, kim çulsuz onu ayırt edemedim sadece. Şarkılar, türküler maşallah…
 
Yatak odası TikTokları, eşlerinin popolarını komik video yapacak diye alet etmeler, selfie yapacağım diye ayna karşısında kendini yeme hâlleri…
Haydi, genç kızları anladık, yaşını başını almış kart pozlarını da geçtik de ya erkek adamın ayna karşısında selfie yapmasını pek anlamadım ben. Galiba ben de düşünsel olarak çulsuz kalmış olabilirim. Gencecik kızların burnuna ayı gibi demir takmış olmasını pek tasvip etmesem, genç erkeklerin takmasını kabul edemesem de koca adamların küpe takmalarını,  aydınlanmamız açısından pek atılımcı bir eylem olarak görmeye başlamalıyım, sanırım.
 
Yeni yaşam tarzı, bizlere moderniteyi, zaruri sosyal birikimleri, zaruri ihtiyaçları dayatmıyor çok şükür.
Toplumsal yeterliliğimiz ve birikimimiz yetiyor çok şükür.
Ben sörfüme yani sosyal medya gezime filmden sonra bakarım artık.
 
Son bölüm
 
Finalde ya çapulcular rahata kavuşacak ya da çaputtan da olacaklar.
Doğal çıplaklık fahişelik sayılmasa bari!
Aynada selfie mi yapsam acaba filmden sonra?
Piercing de taksam mı?
 
Bilemedim ya.
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat