9 Mart 2020 20:19
-A +A
EMINE ARSLAN

GİDENLERE HARFLER 3

EMINE ARSLAN ( Yazar )gazetehamburg.com

Uzun bir süreden beri hep bir mazeret üreterek gitmediğim babamın mezarına ziyarette gittim.
Hayır, dua mı ederek  şükranla andıktan sonra yolda beraber geçirdiğim güzel, huzurlu ve mutlu yıllarımı hatırlaya, hatırlaya içimde tekrar yaşayarak özleminin yüreğimi dağlayan acısıyla eve döndüm.Babamı ne kadar özlediğimi ve onun bendeki boşluğunu  his ederek hüzün doluydum. Çalışma odamdaki yazı masamın en alt çekmecesinden evin anahtarını alarak tekrar baba evine gittmek için dışarı çıktım. 
Iki  katlı bahçeli ve bahçesinde portakal ağaçlarının bulunduğu evimizin önündeydim, evin ön bahcesinde bulunan üzüm  haymasının karşısındaki  avlu duvarının dibine ektiyim yasemin ağacımın  dalları
yaşlı bedenine meydan okurcasına yemyeşil dalları duvardan atlayarak yere doğru süzülmüş  ve hala gelip geçene mis kokusunu ikram ediyordu. Avlunun demir kapısını açarken gövdesini tutan taş duvarın  tıpkı  benim hayatım gibi duvara tutunamayan ve düşmüş taşları benden  gidenleri temsil ediyorlardı . Bir puzzle'in birer parçası gibiydiler  ne ben onlarsız , nede onlar bensiz bir bütün olacaktı. Ne garip ki , en son ne zaman buraya geldiğimi hatırlamıyordum.Oturma salonunda  aile olarak oturduğumuz  yemek masanın etrafinı saran ve hep oturduğum artık benim kadar yıpranmış ve benim gibi kendini bile zor taşıyacak gibi duran sandalyeyi çekip üstündeki yılların biriktirdiği tozları silerek oturdum. Kirli ve dışardan ışığın bile zorlanarak içeri girdiği camdan bahçeye bakıp artık masada fiziksel  bulunması  mümkün olmayan  babamın hüznü ve acısı ile karşımdaki sandalyeye otuz  yaşımı ve yanımdaki sandalyede 20’li yaşımı alarak. Bu yaşlarımla  babamın hasretini, evlat olarak yaptıklarımızın ve yapamadıklarımız hesabını vermek için konuşmaya davet ettim.
Konuşmaya otuz yaşlarım, yirmi yaşlarıma en çok sen anarsizt  tavırlarınla üzdün diye sert bir girişle başladı. Yirmi yaşım, yaşının verdiği heyecan ve agresif bir tavırla beni anlamadılar, bendeki bedensel ve duygusal değişimi görmediler ne yaptımsa bundan dolayı yaptım. Yoksa bende senin kadar seviyorum ve özlüyorum ,hala babamın kızarken bile gözlerinin aslında beni sevdiğini elle veren o bakışını hatırlıyorum.  Annemin bitmez ekonomik taleplerimi babamdan gizli olarak verdiğini nasıl unuturum. Peki sen niye onları üzdün sana çizmek istedikleri kariyeri ret edip terk ettin, gittin seni ne kadar merak ettiklerini annemin gizli gizli ağladığını gördüm. Babam duygularını pek belli etmezdi tek kaldığı anlarda içinden sana doğru kaç defa yolculuk yaptığını çok sonradan abimden duydum. Şimdi kalkıp bana ahkam kesme sen daha çok üzdün.
Ben üzmek için yapmadım sadece bir an önce ekonomik bağımsızlığımla kimlik ve kişiliğimi geliştirmek, kendi ayaklarımın üzerinde özgürce yaşamak  için gittim. Hayatımda bir devrimin zamanı gelmişti ,kendi devrimimi gerceklestirmek için gittim. Birde zannetme tek gittiğimi nereye gitsem ne yapsam hep annemin kokusunu babamın gülümsemesini kendimle götürdüm ve asla kaybetmedim. Her soluksuz, nefessiz kaldığımda o koku o gülmseme ile ferahladım. Hani hatırlarmısın bu masada babamla yaptığımız sohbetlerde hep şunu söylerdi ilkelerinizden  kendi doğrularınızdan asla vaz geçmeyin kendi gücünüzden de asla şüpe duymayın,bir ilkenizi bir defa çiğnerseniz ,ondan sonra  ilkesizsiniz ,bende babamı dinledim ilkelerimden vazgeçmedim onları üzme pahasına bile olmuş olsa.
Kızlar  az bir müsaade birde 43yaşınızı dinleyin , tartışmayın artık nafile babamız artik gitti.Boynuna sarılıp  verdigimiz üzüntüler için affdileyip, babam ben seni çok seviyorum derken bir babanın evladına  sevgiden başka  bir duygu beslediğini gözlerinde göremezsiniz. Siz sadece anlamdan sevmişsiniz doğanız gereği, bağınız nedeni ile bir ebeveyenin sevgisinin tüm kötülüklerden koruma  duygsunu, ben ise  tüm  olmsuzluklar içinde rahmime  düşen cemre ile anladım  sevgi ile sevmenin ne olduğunu onu herşeye rağmen  ile anladim. İşte o zaman büyüdüm ve anladım onları. 
Hep beraber masadan  babamızı her yaşımızda yaşarken de giderken de bize kattıklarını, bizde çoğalttıklarını tekrar  hatırlayıp kısa bir anda olsa aynı mekânda ve masada yaşayarak kalktım. Bana sevgi ile sevmeyi öğreten  babam. Sevgiyle kalın mutlu kalın
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Hüseyin Bozkurt

20:35 17 Mayıs 2020

Öncelikle kutluyorum emeğinizden dolayı. AİDİYET DUYGUSU... İnsanı insan yapan en önemli değer. Aidiyet, Aile, toprak... Bizzat yaşayarak, kaleme ustalıkla dökmüşsünüz. Bunda 20'nin de 30'un da ve 43'ün de ayrı ayrı katkısı var bu olgunlaşmada. Yaşadıklarınızı içselleştirmiş olmanız, olaya sahicilik kattığı gibi, ifadeyi de güçlendirmiş. (İmla hatalarını bir tarafa bırakacak olursak. 😊) Tekrar başarılar diliyorum
1000

Bahar ozdemir arslan

17:25 16 Mayıs 2020

Duygu yuklu yüreğine kalemine sağlık
1000

Yılmaz YANARDAĞ

19:04 15 Mayıs 2020

Bir insanda ne varsa karşısındakine onu verebilir. Yani kendinde olan şeyi varabilir ancak. Olumlu yada olumsuz,Maddi yada manevi... Aklınıza ne gelirse... Bazı insanlar ise,sevdiklerine kendinde olanın en iyisini,en doğrusunu vermeye gayret eder.Bunlar daha çok Anne ve Babalarımızdır.Onlar doğru bildikleri her şeyi üşenmeden,yorulmadan bizlere aktararak bizlerin kişilik şekillenmesinde hatırı sayılır katkıları olur. Onlardan aldıklarımıza yaşamımıza yön verir,karanlıklarımıza ışık tutarız. Ne mutlu size ve ne mutlu bize ki, bizim de böyle Anne Babalarımız var. Babanıza Allah rahmet etsin,siz
1000

David Levi

17:08 15 Mayıs 2020

Degerlerimizi korudugumuz muddetce yasam seviyemiz artsr...
1000

David

16:57 15 Mayıs 2020

Degerlerimizi daima koruyalim ve onlari gelistirelim..ve bize bunlarri ogretenlere saygimizi eksik etmeyelim...
1000
İlk Sayfa 1 2 3 4 Son Sayfa
Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı