1 Aralık 2019 01:44
-A +A
NUR TÜRK

GEL VATANDAŞ GEL CUMALARA GEL

NUR TÜRK ( gazetehamburg.com)

Merhaba değerli okuyucularım, yine bir Pazar günü sohbet yazımla birlikteyiz. Keyifli okumalar dilerim.
Her Cuma günü; Hayırlı cumalar kutlamaları, gerek sosyal medya sayfalarımda gerekse whatsapp ve özel mesajdan geliyor. Sanırım gönderen kişiler dini bir görevi yerine getirdiklerini ve sevap kazandıklarını düşünüyorlar. Oysa bana göre, Cuma gününün diğer günlerden bir farkı yok.
Son günlerde, başımı nereye cevirsem başına çeşitli ekler almış( müthiş, süper, şahane, kutsal, efsane ve kara) cumalar ile karşılaşıyorum. Reklamların beş tanesinin üçü bu cumalarla ilgili, Vitrinlerin camları cumalarla dolu, Inter nette bir araştırma yapayım diyorsunuz, önünüze çıkan cumalardan araştıramıyorsunuz. Peki, bu cumaların dayatması, anlamı nedir. Pazardaki pazarcılar malları satmak için bağırırlar ya ‘Gel vatandaş gel! Diye… Bu cumalar da bizleri alışveriş çılgınlığına sürüklüyor.
Benim düşüncelerim, değişen değer yargıları içinde yeni kuşaklar için ‘eskimiş ‘olabilir. Oysa ben onları anlamaya çalışıyorum. Bizim zamanımız daha naifdi. Bizler aile, öğretmen, çevre, eğitim ile şekillendik. Şimdi gençlik Küresel bir bombardıman altında. Farklı kültür değerlerini benimsemenin ötesinde kapitalist sistemin acımasız ağır baskısı ve beyin yıkama yöntemlerine direnmek kolay değil. Yalnızca gençler mi? Hepimizin her şeyi bu sistemin altında.
Korkarım cimrilikle, tutumluluğun savurganlıkla doğru bütçe kullanmanın farkını toplum olarak çoktan unuttuk! Bizler saray soyundan değil, ağır bir savaştan çıkmış, tüm varlığını kaybedip, açlığı yokluğu görmüş bir kuşağın çocukları ve torunlarıyız. En ufak bir savurganlığımızda "onları bulamayanlar var!" diye vicdan kavramımız ortaya çıkıverir.
Anneannemin savaş ve yokluk günleri üzerine anlattıkları; hiç vazgeçmediği tutumluluk öğütleri, ilkokul öğretmenimin "kitaplarınızı defterlerinizi temiz kullanın; biz saman yapraklı defter bile bulamazdık, gaz lambası bile lükstü; idare lambası ışığında, gaz tenekeleri üzerinde ders çalışırdık" sözleri masal gibi gelirdi...
 O, masallarla büyüdük ve o sözleri aklımıza yazdık. Elimizden geldiğince de başka akıllara yazmaya çalıştık.
Yine öğretmenimin söylediği gibi “Parasını sizin ödeyip ödemediğiniz önemli değil; nerede boşa akan bir musluk, boşa yanan bir ampul görseniz kapatın. Kapatırken de 'toplum için! ' deyin" sözleri yaşam felsefem oldu.
Günümüz bolluğunda ve bize dayatılan şirin cumalarda 'kullan at!' çılgınlığında ne kadar naif ve gülünç geliyor değil mi?
Universalist dergisinden alıntı bir yazı okudum, sizlerle de paylaşmak istedim.’ Amerika'da 1952 yılında indirim çılgınlığı başladı ve Black Friday olarak adlandırıldı. Ama bu çok eski bir gelenek. Kölelik kaldırılmadan önce Amerika'da Kara Cuma bilinen bir uygulamaydı. Şükran Gününden sonraki Cuma günü köle sahipleri plantasyondaki siyahi köleleri pazara topluca getirip fiyatlarda damping yapardı. "Kara Cuma!" deyimi buradan çıkmıştı.’ Black Friday şimdi küresel hale geldi.
 Dünyayı; tüm doğayı, diğer canlıları 'lafla düşünür gösterip' birilerinin cebi dolsun diye insanları bencilliğin ve savurganlığın dip noktasına gömen tüketim çılgınlığı bakalım nereye kadar sürecek?
Sevgiyle kalın.
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı