GEÇMİŞİN GÖLGESİNDE BEN

Gülseren KAYA/YAZAR

5 Ocak 2022 22:08
A
a
Günlerdir yazıyorum, yazdıkça düşünüyorum.
Yazıyorum, bakıp beğenmedikçe siliyorum ve yeniden başlıyorum yazmaya.
Nedense bugünü yaşarken sık sık geçmişe takılıp kalıyorum.
 
Kısa filmler izliyorum sanki, anılar aklıma geldikçe mekândan mekâna, zamandan zamana atlar gibiyim.
Bazen doğduğum mahallenin o çamurlu sokaklarındayım, bazen de okulumuzun büyük bahçesinde.
Bazen gençliğimdeyim; anlaşılamayan, o yaşta derdine dilsiz olmaya mecbur kalan benle baş başayım.
Ben bile kendimi anlamıyorum bazen, kafamda canlandırdığım, alıştığım yaşantım ve şimdi bana zaman zaman yabancı olan hayatım.
Bazen de düşünüyorum, düşünüyorum da işin içinden çıkamıyorum bir türlü.
Hayat bu kadar zor mu? Yoksa çok basit de biz miyiz hayatı zorlaştıran?
 
Yaşadıklarımı düşündüğümde, o anlara gidince sanki zaman donuyor, sanki anılardaki beni izlerken şimdi aynada izlediğim ben, hiç değişmeden olduğu gibi aynı kalacak.
 
Çocukken de böyleydim ben, sessiz ve içine dönük.
En çok da üzüldüğüm zaman kabuğuma çekilirdim.
Bizim balkondaki sedirin üzerinde oturur, aşağı yoldaki oynayan çocukları izlerdim.
Onlara katılıp sokaklarda koşturmak varken kendi dünyama dalardım.
Aslında onları izlerken kendi dünyamda yaşayamadığım ne varsa orada yaşatırdım. Uzaktaki özlediklerim hemen gelip otururdu yanı başıma.
Yüzüme bir gülücük otururdu, nasıl oluştuğuna şaşırıp kaldığım.
 
Daha o yaşlarda, hayatta kimseye yük olmama hissi minik yüreğime yapışıp kaldı.
O zamandan bu zamana yapıştığı yerden düşmedi.
 
İNSAN, YARALANARAK BÜYÜYOR
 
İnsan aslında hayatında yaralanarak büyüyor, büyüdükçe acının dozu çoğalıyor, yaralarımız daha da derinleşiyor. Biz acının geçmesini beklerken acı hiçbir zaman geçmiyor, biz sadece acıyla birlikte yaşamaya alışıyoruz.
Zamanla kendimizi korumanın yollarını ararken kendimizce korunma formülleri buluyoruz. İşin acı tarafı, artık insanlara kolay kolay güvenemiyoruz, farkına bile varmadan aramıza duvar örmeye başlıyoruz.
İnsanlarla aramızdaki mesafelere daha çok önem verirken buluyoruz kendimizi.
 
Aslında hepimizin istediği anlaşılmak, sesimizi duyurmak değil mi?
Bazen hiçbir şey söyleme gereği duymadan anlaşılabilme ihtiyacı değil mi?
Belki de hiçbir sebep yokken sevilebilmek ihtimali değil mi?
 
Bugün yine parklarda dolaşırken düşündüm, ilk kez ve en çok da kendimi düşündüm.
Hayatım boyunca davranışlarımda insanca kalmaya önem verdim, kimseden hiçbir beklenti içerisinde olmadan insanca kalmaya özen gösterdim.
Karşımdaki bana kötü davransa, bilerek veya bilmeden beni yaralasa bile karşısında insanlığımla durmayı tercih ettim.
Anlaşıldı veya anlaşılmadı, hiç fark etmez.
 
Esas önemli olan, hayat yolunda karşılaştığım insanlara karşı vicdanımın hep rahat olması.
Vicdanımın rahatlığıyla yastığıma başımı rahat koyabiliyorsam ben pırlantaların en değerlisini içimde taşıyorum.
 
Bütün olumsuzluklara rağmen bunun bilincinde olabilmek her şeye değer.
 
Yürek değerleriniz yüksek olsun!

 
1000
icon
Fevzi korucu 9 Ocak 2022 10:24

Çok duygulu anılarını anlatmışsın sizin gibi çocukluğunu geçiren binlerce insan vardır bu vesile ile anılarını tazelemiş oldular geçmişte yaşadıklarımız şimdi dürüst yaşamamızın sebebidir eğer vicdanın rahat kafanı yastığa koyup uyuya biliyorsan ayakta dimdik durabiliyorsan sorunu kendine aramıyacaksın.Eline kalemine sağlık

0 2 Cevap Yaz
Gülseren Kaya

Anılar bana anlatılanlarla harmanlanınca böylesi yazılar oluşuyor. Teşekkür ederim 🙏

0 1
Mavi 8 Ocak 2022 14:27

Kaleminize sağlık 🦋♦️

0 2 Cevap Yaz
Gülseren Kaya

Teşekkürler 🙏

0 1
Mavi 8 Ocak 2022 14:27

Kaleminize sağlık 🦋♦️

0 2 Cevap Yaz
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat