9 Haziran 2020 23:15
-A +A
Yasemin Murat Arslan

Futbol sahalarından mahkeme salonlarına

Yasemin Murat Arslan ( Yazar )gazetehamburg.com

Mahkemede Jüri üyeliği yaptığım dönemlerde göçmen kökenli gençler ve bunların arasında tabiiki Türk kökenli olanlarıylada karşılaştığım oldu. Bir seferinde isim bana yabancı gelmiyor diye düşündüm. Ama yok canım isim benzerliği olabilir diye düşünüyordum ki, yada belki öyle inanmak istiyordum ama maalesef isim benzerliği değil, aklıma gelen kişinin ta kendisiydi karşımdaki. Büyümüş on altı yaşında henüz ergenlik çağında ama yüzü hala çok değişmemiş, yıllar önce oğullarımı hafta sonları futbol maçına götürdüğüm zamanlar bazen karşılaşıyordum bu yüzle. Hatırımda kalan tek şey devamlı kavgaya meyilli oluşuydu. Futbol oynuyor, topu kimseye vermek istemiyor, kendi takım arkadaşlarıyla bile ben atacaktım, bana niye vermedin gibi rahatsız edici sözler sarfeder, oynarken bile topu bana at diye bağıran, atmayınca takım arkadaşlarına afra tafra yapıp kızan, maç bitikten sonra tekme tokat girişen bir çocuk idi. Ve hiç unutmuyorum; benim oğlum solak olduğu İçin, takım arkadaşlarından da yaş olarak küçük olmasına rağmen güzel paslaşıp, güzel gol atıyor diye hep sol önde oynatırdı kendi antrenörü onu ve diğerlerine de hep benim oğlumu örnek gösterirdi. Yaşça sizden daha küçük ama bakın nasıl oynuyor, nasıl gol attı gibi ( bu arada antrenörün bu şekildeki konuşmaları hiç pedagojik olmayan bir konuşma tarzı, benim doğru bulmadığım bir metot ) antrenörün bu tarz konuşmaları muhtemelen,  diğer bir çok çocuk gibi o çocuktada güzel duygular uyandırmıyordur diye düşünüyorum. Büyük ihtimal rahatsız oluyorlardı bütün çocuklar ama, diğerleri yine de saygıyla dinliyorlardı. Nede olsa karşılarında konuşan kişi babaları yaşında ve onların antrenörleri sonuçta.  Antrenörün o tür konuşmaları o çocukta benim oğluma karşı iyice kıskançlık ve nefret  duyguları oluşturmuş olmalı ki, bir seferinde maç bitti herkes soyunma odasına doğru gitti ve içerden bir çocuk koşarak geldi ve bana, bize seslendi, “ Fam.  Arslan ihr Sohn wird........geprügelt „ (. ....... sizin oğlunuzu dövüyor) belki de bu sefer ilk defa sert kayaya çarptı. Hemen hemen her çocuğun anne ve babaları , yada ebeveynlerinden biri mutlaka orda oluyordu. Bir tek o çocuk tek gelmiş oluyordu. Yani antrenör getirdiği zaman geliyordu ve fena da oynamıyordu. Ama hemen hemen her seferinde birileriyle yada bir kaçıyla illaki kavgaya tutuşuyordu. Kendi takımından, yada karşı takımdan, antrenörün oğlu da dahil bütün çocuklara sataşır kavga ederdi.  Bir seferinde ailelerin  antrenöre şikayet ettiklerine şahit oldum ve antrenör ise şu cevabı vermişti; “ ben ailesini tanıyorum, çocukla ilgilenmiyorlar. Sırf çocuk sokaklarda kalıp kötü bir şeyler yapmasın diye alıp buralara getiriyorum” Demişti. 
 Bir çocuk düşünün, doğduğu ailede uyuşturucu sorunu var ve huzur yok. Baba bir taraftan bağımlı, bir taraftan psikolojik olarak kendine bile yetemiyor, ve anne çocuğunu alıp evi terk etmiş ama öyle çok uzağa değil. Sokağın bir ucundan öbür ucuna ev değiştirmişler. İyi mi kötü mü tartışılır. Çocuk istediği zaman babasının yanına rahatça gidebiliyor. O açıdan bakacak olursak elbetteki iyi. Ama babasının bağımlı ve psikolojik olarak çocuğuna destek olamadığı gibi, bir de kötü örnek olduğunu görünce hiçte iyi olmadığını düşünüyor insan. Peki baba o durumda ama annesi var diyenler olacaktır, ama maalesef annesi kendine yeni bir erkek arkadaş edinmiş, çocuğunun nerde nasıl zaman geçirdiğinden haberi bile yok ama duruşmaya gelirken üvey baba, yada üvey baba adayını yanında getiriyor. Yaşı henüz küçük olduğu için aileden, yani ebeveynlerinden başka kimse duruşmayı takip etmeye izinli olmadığı İçin annesinin erkek arkadaşına dışarı çıkması Gerektiğini söylüyor ve duruşmaya başlıyoruz. 
Çocuğun dosyası okunuyor bir de ne görelim. Kendisinden iki yaş büyük bir kız ardaşından  altı aylık bir bebeği var. 
ve bu durumda annesi gelmiş, en azından orada çocuğunun yanında bulunuyordu, aynı zamanda da ağlıyor, üzüntülü olduğunu göstermeye çalışıyordu. Hakimin gözünden kaçmayan ise, anne hanımın giyinip süslenip, saçların yapılmış, tırnakların ojeli ve makyajlı oraya gelmiş olması idi. Ağlamasına da bir anlam veremediğini söylemeden geçemedi. Aynen şöyle dedi; “zamanında çocuğu ile ilgilenmemiş, şimdi gelmiş burda yargının kararını duyunca timsah gözyaşları döküyor”. Bunu sadece bize söylemiş olsada, annesine de “zamanında siz bir anne olarak neredeydiniz “? Diye bir soru yöneltmeden geçemedi. 
Ve aynı yüzün yollar sonra yine karşıma çıkış nedeni ise, uyuşturucu ve dolayısıyla da kavgaya karışmış olmasıydı.
Çocuklarımıza verebileceğimiz en önemli şey omlara zaman ayırmak. 
Kabiliyetleri doğrultusunda destek olmak.
Mutlu aileler mutlu çocuklar yetiştirirler. Ve her şeyden önce güçlü ve mutlu anneler, güçlü ve mutlu çocuklar yetiştirirler. 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı