15 Kasım 2020 16:11
-A +A
Cezmi Ancil

EKMEK ARASI CİĞER

Cezmi Ancil ( Yazar )gazetehamburg.com

Başka şehirleri bilmem ama İstanbul’da, hemen her şehrin insanlarının olduğu ikinci bir İstanbul vardır.
 
Şimdiyi ben bilmem. Ben, eski İstanbul’u bilirim.
 
Hani şu artistleri görmek için bile gitmeye çalıştığımız hatta kaçak yolculuk yaptığımız ya da işsizliğe çare olarak inşaatlarında çalıştığımız, işportacılık, tablacılık, tombalacılık yaptığımız İstanbul.
 
Kenar mahallelerinde, tek odalı kiralık evlerimizi, gelip giden hemşerilerimize açtığımız İstanbul.
 
Memlekete döndüklerinde, ”İstanbul’a gettim, onlarda kaldım.” desinler diye neyimiz var, neyimiz yok paylaştığımız, icabında hava olsun, diye Karaköy’ü görmeye götürdüğümüz İstanbul.
 
İKİNCİ ELAZIĞ’DI BİLDİĞİM
 
Ben, bir tek ikinci Elazığ’ı bilirdim İstanbul’da. Küçük bir valiz alıp okumaya gittiğim İstanbul’da ihtiyaç duyduğumda, özlemim için yanlarına gittiğim, Elazığ’ın İstanbul’unu.
 
Çağaloğlu’ndan Sirkeci’ye inen ara sokaklardaki, Çemberlitaş’tan Sultanahmet’e giden yollardaki ve belediye otobüslerindeki Elazığ’ın İstanbul’unu bilirdim. Otobüste, sokakta görsek anlardık hemşerimizi.
 
Orada tombalacı çocuklar vardı, bir zamanlar… Onlar da öğrenciler gibi işçiler hatta tayini çıkan memurlar gibi umutlarını alıp gelmişlerdi oralara. Sermayesi çift göz bir küçük torba ve hayatını içinde salladığı tombala…
 
Çok değil, bir ekmek arası ciğer parası kadar ya da ciğer parçası kadar.
 
AÇIN SİYASETİYDİ, EKMEK ARASI CİĞER
 
Kendileri gibiydi o ekmek arası ciğer. O da Elazığlı… Ciğerini alıp gelmiş, hemşerilerinin yanına. Cello, Gağo, Bozo, Mümin, Kasım, Horoz, Sado… İsimleri bile basit ve akılda kalan.
 
Tek lüksleri ve zevkleri bir sarımlık ot ve maçlardan sohbet etmekti bu İstanbulluların.
Elazığspor da o zamanlar, ekmek arası bir ciğer gibi sohbetlerinde. Ben, onları bilir, yanlarına giderdim, aç kaldığımda ya da memleketi özlediğimde.
 
İlla biri ısmarlardı, ekmek arası ciğer; taze soğanlı, hayatımın en nefis yemeği. En usta aşçıların bile yapamayacağı ciğerdi o, ekmek arası ciğer. Arasında sadelik ve özlemlerin karışık olduğu acısıyla ekmek arası ciğer…
 
O zamanlar, sağ, sol kan götürüyor. Sağ da gelirdi bunlara, hemşeri ayaklarına, sol da gelirdi, bizimdir ayaklarına.
 
Hepsinin de yediği ekmek arası ciğer. Açın siyasetiydi, ekmek arası ciğer bir bakıma. Bu yüzden bir başkaydı, benim bildiğim İstanbul. İllaki sığınacağın bir ekmek arası insan vardı, kendi şehrinden memleketlin.
 
Memlekete gitmek istediğimizde de onlara uğrardık muhakkak. ”Bunu al, anama ver.” derlerdi, illaki bir emanetleri olurdu çünkü. Çoğu bekâr. Kim alır tombalacı garibanı? Anca kendi gibi bir gariban belki de.
 
”Para yapınca gidem, alam Kırığımı” diyenler de vardı, benim bildiğim İstanbul’da.
Şimdi kaç kişi yaşlandı, o sokaklarda? Bir sarımlık ot içtikleri o matbaacıların eski, boyasız kapılarının eşiğinde, iki, üç basamaklı merdivenlerine çöken kaç kişi kaldı?
Şimdi dizilerde siyah elbiseli mafyacılara bakmayın. Uyduruk delikanlı ayaklarının İstanbul’una…
 
O ÇOCUKLARDI…
 
O çocuklardı, biraz eğik yürüyen ama göğüsleri açık gezen, ekmek arası ciğer gibi o çocukların olduğu İstanbul’u bilirim ben.
 
Duydum ki birçoğu göçüp gitmiş bu dünyadan, bir sarımlık ot dumanında, o çocuklar.
 
Kendileri sarıp hayatları gibi kendileri çekip derinden dumanını, ekmek arasının acılığında yalnız giden o çocukların olduğu İstanbul.
 
GAĞO ÖLDÜ EN SON
 
Gağo öldü en son, hastalıktan. Bedenini dayadığı sokaklarını, o İstanbul’un ara sokaklarındaki Elazığ’ın uykusuzluğunu.
 
Şimdi oradalar yine hep beraber, yine Sultanahmet, Çağaloğlu, Çemberlitaş’ta kalan umutlarıyla belki de…
Şimdi daha soğuk…
“Üşüyorum olum ya.” diyerek matbaacıların kapılarına sığınırcasına belki de.
 
Bitmiş, ekmek arası ciğer.
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı