12 Mayıs 2017 02:03
-A +A
Abdulkadir Inaltekin

EFSANE BİR AŞK HİKÂYESİ

Bu aşk hikâyesi, 2009 yılında Azerbaycan’da yaptığım araştırmalar ve Ahmed Cavad’ın hayatta olan torunları ile yüz yüze görüşmelerden elde ettiğim şifahi bilgiler ışığında derlenmiştir. Bu hikâyeyi makale olarak yazdıktan sonra konuyu “KARA MAŞIN” adında roman olarak yazmaya karar verdim. Henüz müsvedde halinde olan kitabı tamamlamadan yayınlamayı düşünmüyordum. Fakat Bakü’de araştırma yaptığım sırada görüştüğüm Ahmed Cavad’ın torunu 1959 doğumlu Leyla Ahundzade Tukay Kızı’nın elim bir hastalıktan vefat ettiği haberini birkaç gün önce öğrendikten sonra “KARA MAŞIN” romanımdan bazı bölümleri sadeleştirip iki bölüm halinde, Ahmed Cavad ve Şükriye Hanımın aziz hatırası için yayınlamaya karar verdim. Çünkü bu hikâye, Sovyetler Birliği devrini sadece “demir perde” olarak değil, “demir yumruk” olarak bedenlerinde, ruhlarında yaşamış milyonlarla masum insanın hikâyesidir.
KGB komitesinin karanlık odalarda hazırladığı kara dosyaların kurbanlarını tutuklamak için hayalet gibi bir anda ortaya çıkan kara giyimli KGB adamlarının  “KARA MAŞIN” (SİYAH ARABA) ile evlerinden alınıp götürülen insanlar bir daha geri dönmediler. Sibirya sürgününde, hapishanelerde işkence altında hayatlarını kaybetti, aileleri dağıldı, ocakları söndü, geride kalanlar “halk düşmanı” olarak yaftalandı, tecrid edildi, hiçbir yerde işe alınmadı, toplumdan dışlanmış olarak sefil, perişan bir hayat sürdüler.
Hikâyede hiçbir surette hayali mübalağaya yer verilmemiştir. Tasvir edilmeye çalışılan her hadise canlı olarak yaşanmıştır. Bu hikâye, 20. Yüzyılda yaşanmış en büyük efsane aşk hikâyesidir. Benzeri yoktur. Benzerleri, sadece romanlarda geçen hayali mübalağadan ibarettir.
Bu aşk hikâyesi, Sovyetler Birliği döneminde tutuklandıktan sonra 45 yaşında kurşuna dizilen, yuvası dağıtılan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İstiklal Şairi, edip, mütercim, muallim, bilim insanı, milli kahraman, siyasetçi Ahmed Cavad’ın, eşi Şükriyye Hanımın ve çocukları Niyazi, Aydın, Tukay, Almaz ve Yılmaz’ın hazin hayat hikâyesidir.
Bu aşk hikâyesi, KGB’nin hazırladığı boşanma dilekçesini imzalamadığı için 8,5 yıl Sibirya’da sürgün hayatı yaşayan, Sovyet askerlerinin tecavüzünden iffetini korumak için her gün tuvalette bedenine necaset süren iffet abidesi Acar Beyi Süleyman’ın Kızı Batumlu Şükriyye’nin hikâyesidir.
Bu aşk hikâyesi, vefat eden çocuklarını ölene kadar hayatta zanneden, 94 yaşına kadar hasretle yanıp kavrulan tepeden tırnağa acı, ıstırap, çile, işkence ve zulüm görmüş, son nefesinde gözleri hasretle açık gitmiş bir ananın hayat hikâyesidir.
Bu aşk hikâyesi, ebeveynleri tutuklandıktan sonra perişan vaziyete düşen, yaşadıkları insanlık dışı baskıların ardından tutuklanan 20 yaşındaki Niyazi, 16 yaşındaki Aydın, 14 yaşındaki Tukay ve 2 yaşındaki Yılmaz’ın bitmeyen acılarla dolu hayat hikâyesidir.
 


Ahundzade Ahmed Cavad’ın ailesi: Eşi Şükriyye, Çocukları soldan sağa:
Niyazi, Almaz, Aydın ve Tukay, 1927.
(beşinci çocukları Yılmaz 1935’de dünyaya gelmiştir.)
 
Ahmed Cavad’ın Kısa Tercüme-i Hali
Ahmed Cavad, Azerbaycan’ın Gence kazası, Şemkir nahiyesi, Seyfeli köyünde 5 Mayıs 1892’de doğdu. Asıl adı Əhməd Cavad Məhəmmədəli oğlu Axundzadə’dir. Babası Muhammed Ali din adamı olması hasebiyle dini eğitimini küçük yaşta babasından aldı. Beş yaşında babasını kaybetti, 6-7 yaşlarında hafız oldu. Tahsilini Gence’de tamamladıktan sonra uzun yıllar öğretmen, üniversite hocası, yazar, mütercim ve şair olarak hayatını sürdürdü. Sovyetler döneminde komünizm karşıtı, İslamcı ve Türkçü olduğu sebebiyle 1923 ve 1925’de iki defa tutuklandı. Azerbaycan’ın önde gelen fikir adamları ve edebiyatçılarından Hüseyin Cavid, Mikayıl Müşfik ve Veli Huluflu ile birlikte 4 Temmuz 1937’de üçüncü kez tutuklandı. 12 Ekim 1937’de mahkemeye çıkartıldı. 15 dakikalık duruşmanın ardından kurşuna dizilmesine karar verildi ve Bakü Bayıl hapishanesinde infaz edildi. A. Cavad’ı ifşa edenler en yakın arkadaşları olmuştur ve onların başında öğretmen arkadaşı Mircefer Bağırov gelir. 1955 yılında tutuklanıp A. Cavad gibi kendisinin de kurşuna dizilmesine karar verildiğinde M. Bağırov mahkemede: “en büyük hatam, Stalin’ne inanmak olmuştur“ diyecektir. Mircefer Bağırov’un yargılanması sırasında 120 sayfalık iddianamesi okunurken, Ahmed Cavad’ın tutuklu kaldığı dört ay boyunca yapılan ağır işkencelerden sonra duruşma sırasında vaziyetinin ağırlaştığına ve mahkeme kararının infaz edilmesinden önce vefat ettiğine yer verilmiştir. Ancak, Ahmed Cavad’ın tam olarak nasıl öldürüldüğü Azerbaycan devlet arşivlerindeki belgelere ulaşıldığında kesinlik kazanacaktır.
 
 
Tutuklandıktan sonra Ahmed Cavad ve eşi Şükriyye Hanım, 1937
 
Balkan Savaşlarında Gönüllü Bir Asker
1912 Balkan Savaşları başladığında Ahmed Cavad, kendisi gibi yazar ve şair olan arkadaşı Abdullah Şaik (asıl adı: Abdulla Axund Mustafa oğlu Talıbzadə, d. 24 Şubat 1881, Tiflis - ö. 24 Haziran 1959, Bakü) ile gönüllü olarak Osmanlı Ordusuna katılır. Bir yıl Balkan cephesinde savaştıktan sonra kendisine kahramanlık nişanı verilir ve 1913 sonbaharında Azerbaycan’a döner. Aradan henüz bir yıl geçmeden Birinci Dünya Savaşı başlar. Rusların Doğu Anadolu bölgesini işgal etmesi üzerine Azerbaycan’dan gönüllü savaşçıları toplayıp Osmanlı Ordusuna yardıma gönderir. Bir yandan da Rusların işgal ettiği Erzurum, Kars, Ardahan bölgelerinden topladığı yetim çocukları Azerbaycan’a götürüp hayırsever ailelere evlatlık verir. Osmanlı Ordusuna yardım toplamak için Azerbaycan’da kurulan Cemiyet-i Hayriye teşkilatının başkanlığını yapar. Osmanlı Devleti’ne yardım götürmek için üç defa Türkiye’ye gider. Azerbaycan’ın petrol milyarderi Hacı Zeynelabidin Tağıyev'in yaptığı büyük yardımlarla Cemiyet-i Hayriye faaliyetlerini Kafkas bölgesine yaymayı başarır. Azerbaycan, Batum ve Dağıstan’ın ileri gelen zengin ailelerinden topladığı maddi yardımları Osmanlı Ordusuna ulaştırır. Batum’un ileri gelen zenginlerinden yardım toplamak için bir süreliğine gittiği Batum’da bilmeden kiraladığı tek odalı ev Batum’un asilzade zengin alilerinden Acar Beyi Süleyman’ın evinin tam da karşısındadır. A. Cavad, Osmanlı Devleti’nin ve Türk milletinin içinde bulunduğu durumu Süleyman Beye anlatır. Hem kendisinden, hem de tanıdığı zengin ailelerden yardım ister. Acar Beyi Süleyman 23 yaşındaki Ahmed Cavad’a gayretli çalışmaları sebebiyle ayrı ilgi gösterir. Hem kendisi, hem de tanıdığı zenginlerden yardım sağlar.
 
Birinci Dünya Savaşı ve Bolşevik İhtilali Şartları İçinde Başlayan Bir Aşk Hikâyesi
İstiklal Şairi Ahmed Cavad’ın efsaneleşen aşk hikâyesi, Birinci Dünya Savaşı ve Bolşevik İhtilali şartları içinde Batum’da başlar. Acar Beyi Süleyman’ın henüz on altı yaşındaki lise talebesi kızı Şükriyye evlerinin avlusunda otururken, okula gidip gelirken A. Cavad onu kaldığı evin penceresinden görür. Yürüttüğü yardım faaliyetleri sebebiyle Süleyman Beyin evine zaman zaman gidip gelmektedir. Bir süre sonra Şükriyye ile aralarındaki selamlaşma konuşmaya, konuşma ilişkiye, ilişki aşka döner. Ahmed Cavad bir gün bütün cesaretini toplayıp Süleyman Beyin hatırını saydığı bazı dostlarını aracı koyarak Şükriye’yi Allah’ın emri, Peygamberin kavli ile ister. Ancak Süleyman Bey kızını vermek istemez: –Ahmed Cavad çok temiz, vatanperver, inançlı, sevdiğim bir geç ve iyi bir şairdir. Fakat ben Kızılbaş’a kız vermem– der ve konuyu kestirip atar. Süleyman Bey bir Türk asilzadesi ve Sünni, A. Cavad ise Şii’dir. 
Ahmed Cavad: –Süleyman Bey, ben de Türküm. Rıza ile olmazsa kaçırırım. İşin bu noktaya varmasını istemiyorum– diye o da kesin kararını verir. İş çıkmaza girer! A. Cavad bir faytonla Şükriyye’yi kaçırır ve Gence’ye götürür. Yıllar geçer Aydın, Tukay, Niyazi ve Yılmaz adlı dört oğulları, Almaz adında bir kızları olur. Şükriyye Hanım kızı Almaz’la bir düğüne gider. Düğünden sonra kızı hastalanır, yatağa düşer ve henüz 16 yaşındayken vefat eder. A. Cavad’ın torunlarının verdiği bilgiye göre Şükriyye Hanım, hayatı boyunca kızının nazardan öldüğünü söyler: –Çok güzel, zeki ve ağır başlı çocuktu, herkes gıpta ederdi– dediğini öğreniyoruz. Ahmed Cavad, kaderin ilk acı imtihanını kızının ölümü ile tecrübe eder. “Kızıma” şiirinde babalık duygularını şöyle dile getirir:
 

Ahundzade Almaz Cavad Kızı, 1934
 
GIZIMA

Güdretim olsaydı, yaza bilseydim
Bir kağız üstüne bu derdi, gızım!
Senin müsibetin menim derdimden,
Neyleyim ki, gat-gat beterdi, gızım!
 
Bunu kim deyerdi bir seher çağı,
Tarımar olacaq ömrümün bağı?
İpek tellerinin gelse sorağı,
Gelbimde ne güller biterdi, gızım!
 
Menim musibetim gelmez ki başa;
Dur dedim, durmadı, gözümde yaşa.
Deseydim derdimi gebirde daşa,
O da dil-dil olub öterdi, gızım!
 
Süzülüb bir daha gele bilseydin,
Barı bir defelik güle bilseydin,
Ya da rahat-rahat öle bilseydin,
Bütün gemim, güssem iterdi, gızım!
 
Mekteb bacıların gördüler zaten,
Can veren sen idin, canı çıkan men.
Sen çıkıb gederken teze alemden,
Menim alnımdaki ne terdi, gızım!
 
Göllerim gurudu, sonam ağladı,
Sonama ses verdi, anam ağladı,
Toyuna aldığım hınam ağladı,
Mene gara daşlar gül verdi, gızım!
 
Senden bir yadigar olacag deye,
Of!... Yaza bilseydim sene mersiye,
Biçare gelbimi serinletmeye,
İnan, ömrüm boyu yeterdi, qızım!
 
Ahmed Cavad’ın Ocağını Söndüren 17 Ekim Devrimi
17 Ekim 1917 Bolşevik İhtilali’nden sonra dünyanın siyasi dengeleri değişmiş, Osmanlı Devleti yıkılmış, 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Bağımsız Cumhuriyeti ilan edilmişti. Fakat Sovyetlerin yayılmacı politikası Azerbaycan’ın bağımsızlığını fazla sürdürmedi, 28 Nisan 1920’de Sovyet Kızıl Ordusu Azerbaycan’ı işgali etti. Sovyetler Birliği öncesinde ne kadar vatanını, milletini, dinini, devletini, medeniyetini seven, değerlerini yaşatmak için yazan, çizen, siyasetçi, işadamı, sanatçı, müzisyen varsa hepsi fişlenerek tek tek tutuklandı. 4 Temmuz 1937’de tutuklanmasının ardından ağır işkencelere maruz kalan A. Cavad’ın sadece kendisi değil, eşi, çocukları, hatta 2 yaşındaki oğlu Yılmaz da tutuklu kaldı. Ahundzade Yılmaz Cavad oğlu hatıralarında:  –Sovyetler Birliği’nin en genç mahkûmu bendim, anam tutuklandığında henüz iki yaşındaydım, KGB’de tutuklu kaldım– diyecektir... KGB, Ahmed Cavad’ı 45 yaşında hayattan koparttı,  ocağını söndürdü,  ailesi tarumar etti…
 
İKİNCİ BÖLÜM: Yüzde Kalan Tırnak 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv