DUYGULARIM İĞFAL OLDU

Korcan YİĞİT/YAZAR

26 Nisan 2021 20:41
A
a
İnsanların en kolay ulaşabildiği yer, duygularımızdır. Bizi savunmasız kılan, en zayıf halkadır duygular. Arzulara veya hormonlara bile gem vurabiliriz istersek. O duygular yok mu ama o duygular? Yerden yere çalar insanı.
Neden bu kadar kolay düşeriz? Açız çünkü. Dostluğa açız, muhabbete açız, iyiliğe, dürüstlüğe, ilgiye ve sevgiye açız. Paraya açız, iyi bir yaşama açız.
Hep güvenmek istiyoruz. Hep inanmak istiyoruz.
Mesela ömür boyu sürecek bir birliktelik arayışımız hiçbir zaman bitmez fakat herkesin penceresi ayrıdır ve gördüğü manzara farklıdır. Sizinle aynı pencereden aynı manzaraya bakacak insanı bulma peşinde, en tatlı sözlere aldanırsınız çünkü aldanmak istersiniz. Oysaki duygularınız her defasında iğfal edilir, bedeniniz de.
ADALETSİZ DÜNYANIN ZİNCİRİNİ KIRMAK İÇİN…
“Bir koyup bin aldım.” diyen hayal tüccarlarına da çabucak kanarız. Çünkü kanmak isteriz. Çalışarak bu kârlı kazançlara ulaşılamayacağını elbette biliriz ama adaletsiz dünyanın zincirini belki bu kez kırarız. Hep bir umuttur: "Ya tutarsa!" Tutamayacağını da biliriz ama yine de kanarız. Birileri, duygularımızı iğfal eder. Elimizdeki üç kuruş paramızın ırzına geçer.
İçimizdeki iyilik ve hayata tertemiz bakışımız merhametimizi de artırıyor, bu sefer de merhamet ettiğimiz için inciniyoruz. İstiyoruz ki "Bütün dünya buna inansa hayat bayram olsa."
Çok mu zor iyi olmak? Çok mu zor insan olmak, insan gibi yaşamak? Belki de insanlık bu, biz başka bir ütopya peşindeyiz. Belki de yanıldığımız nokta bu.
DUYGU SÖMÜRÜSÜ BİTMEZ
İhtiyaç sahibini gördüğümüzde yüreğimiz sızlıyor. Düşmüşü görünce kaldırasımız geliyor. Elbette el uzatmak erdemdir. El uzattığımız kişi acaba hangi kurnazlıklar peşindedir?
Bazı insanlar vardır, büyük badireler atlatmıştır, başlarından türlü felaketler geçmiştir ve hatta ölümün kıyısından dönmüştür. Bu insanların bir kısmı, üstesinden geldikleri bu sıkıntılı durumlar sonrasında şükreder. İyiliğe, dostluğa yol alır. Dünya malını terk eder ve hayatı yaşamaya ama gerçekten yaşamaya çalışır. Kalan ömrünün kıymetini bilir. Bunlar azınlık bir zümreyi oluşturur.
Pek çoğu ise inatla daha da hırslanır, mala, paraya ve mevkiye yönelir. Sade ve sadece kendisi için yaşamaya başlar kalan ömrünü. Ne aile ne dost tanır, hepsi bir aracıdır hayatını keyifle sürdürebilmesi için. Bir kere ölümden dönmüştür ve şükür yerine bencilleşmiştir.
En çok da bu tiplere karşı zayıfız duygusal olarak. Çünkü hep zor zamanlarını anlatırlar bize. Bıkmadan, usanmadan anlatırlar defalarca. Bilirler ki çektikleri bu acı, başkalarının yaşamak istemeyeceği acılardır ve “İşte bunları yaşadım.” diye sürekli yüzünüze vurur korkularınızı. Sizin korkularınızın duygularınızı yönettiğini keşfetmişlerdir. Üzülürsünüz sonda da tabii ki kandırılırsınız.
Dilenciler de böyledir. “Allah korusun.” der, ister, siz de “Allah başa vermesin.” der verirsiniz.
DÜŞÜLEN GÜNLERDEN BAHSETMEK YA DA BAHSETMEMEK
Şunu asla unutmayın! Bir insan gerçekten düşmüş ve ayağa kalkmışsa ve sonra hayata iyilikle sımsıkı sarılmışsa asla düştüğü günlerden bahsetmez.
Sürekli çektiği açılardan ve başına gelen uğursuz olaydan bahseden insan, duygu sömürüsü yapmakta ve sizi duygusal olarak iğfal etmeye çalışmaktadır. Buna inanın ve bu insanlardan uzak durun!
Yalancı mıyım?

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat