DÜNYAMIZIN VAROLUŞU VE SONU

Nilgün Batıyeli/ Yazar

29 Mart 2021 23:52
A
a
İnsanlığın ve diğer tüm canlıların evi olarak dünya, yaklaşık olarak 4,5 milyar yıl kadar önce oluştu. Güneş sistemi etrafındaki gezegenlerin oluşumunu tamamlamayı sürdürdüğü o dönemde, ciddi çarpışmalar meydana gelmişti. Dünya, güneşten koparak yörüngeye bağlanan bir parçanın soğuması sonucu gerçekleşmişti. Dünyanın ilk yapısı, başka parçalarla çarpışmaya devam ederek birleşmiş ve büyümesini sürdürmüştü. Bu meyanda, gök taşı ile çarpışan dünya oluşumunda, birçok farklı madde transferi gerçekleşti. Buzlar, silikat yapılar ve metaller yer aldı. Böylece ağır demir ve nikel elementleri ile beraber dünyanın çekirdeği oluştu. Çekirdeğin meydana gelmesinin ardından ise milyarlarca yıl içerisinde okyanuslar ve kara parçaları oluştu. Belli bir dönem, meydana gelen ağır gök taşı bombardımanıyla dünyanın şekli yavaş yavaş günümüzdeki hâline geldi ve canlı yaşam var oldu.
Gelelim, dünyamızın sonunun nasıl geleceğine ya da gelip gelmeyeceği kısmına. Burada düşünülmesi gereken en önemli konu, bu sonun insan eliyle mi, yoksa evrenin gelişimi, değişimi, hareketi nedeniyle mi olacağıdır.
Eğer dünyamız, evrenin minnacık bir parçası ise üzerinde yaşayan biz canlıları, bu gerçekten ayırmamız mümkün değil sanırım. Bana göre dünyamız defalarca yok edildi ve yeniden kendini var etti. Bu, genişleyen evrenin, sözü edilen ve hâkim olan kâinatın karanlığının bir sonucu. Her yeni oluşumda, insanoğlu, fosillerdeki DNA’ların aktarılmasıyla hem çalışan beyin kapasitesini yükseltiyor hem de ilerlemesini sağlıyor. Her seferinde, en baştan başlamamak üzere doğaya zarar vermeyen ama ışık tutan bilgileri arkeoloji yolu ile ilerledikçe önümüze çıkartıyor.
ŞAMAN BİLGELİK KRALLIĞI
İzninizle size ileride mit veya efsane olarak hatırlanacak, henüz yazılmamış bir efsaneden bahsedeceğim.  
Unutmayalım ki efsane sözlük anlamıyla hayali hikâye demektir. Ancak özelliği, inanılan bir hikâye olmasında yatar ki bu, onu masaldan ayırır.
Yeryüzünde hepsi ayrı bölgelerde ortaya çıkan tanrılar, bugün adı tam olarak konulmamış bir tanrıya kadar uzanırmış. Bu tanrı, evrende milyonlarca yıl önce olan Big Bang’le parçalanmış ve evrene yayılmış birçok gezegenden birinde, dünya ile gökyüzü arasında var olmuş. Bu patlama sonunda tanrı, hem farklı bir gezegenin canlısı hem de insan genlerini birlikte taşımaktaymış. Diğer tanrıların aksine o, kendi krallığını evrendeki enerjilerden alarak kurmaya karar vermiş. Doğuştan sahip olduğu evrendeki tanrılar ile irtibata geçme gücü sayesinde işe koyulmuş.  İlk Şaman olarak adlandırabileceğimiz bu tanrının adı da Şaman Bilgelik ve Gelişim Tanrısı olarak kabul görmüş. Nerede mi? Bugün, Şanlıurfa’nın etrafındaki geniş alanda, yer altında. Yarattığı çeşitli insan formlarının sonunda, bugünkü insan görünümünü, iki cinsi ihtiva edecek şekilde yeniden yaratmış. Bunu, yerin kilometrelerce derinliğinde gerçekleştirmiş. Sonra yine yerin henüz ulaşılamamış derinliğinde, şehirler olarak adlandırabileceğimiz yerleşim bölgeleri kurmaları için insanlığın çok ileri bir yaşama geçmesini sağlamış. İnsanlara göstererek, çizerek, anlatarak, aydınlatıp onları evrimleştirmiş. İnsanlar, beyinleri geliştikçe uyanmaya, farklı olguların bilincine ulaşmaya, üretmeye, düşünmeye, sorgulamaya başlamış. Yeraltı şehirlerinin üzerinden yüzlerce ton topraktan tepeler oluşturarak bugün anılan adıyla ilk Göbeklitepe’yi inşa etmiş. Büyüdükçe farklı şehirler kurmuş. Bugün çok az bir bölümü gün ışığına kavuşturulmuş Karahan Tepe ile devam etmiş. Onunla da kalmayıp günümüzde, Nevali Çori, Taşlı Tepe, Sefer Tepe, Harbetsuvan, Hamzan Tepe’yi de yaratmış. Ancak bunları geliştirirken Göbeklitepe’nin zeminiyle aynı mertebede ilerlemiş. Her yeni oluşturduğu bölgenin taşından ve toprağından iki yanda tepeler ortaya çıkartmış.  Hepsinin birden var edilmesiyle ilk devlet/krallık da kurulmuş demek yanlış olmaz. Tek eksiği, bu şehirlerden meydana gelmiş ileri medeniyete bir ad vermemesi olmuş. İnsanlar, etrafına ördükleri dağlar ile krallıklarını bir plato şeklinde nihayet yeryüzüne çıkarmış. Gün ışığına çıkan bu krallık, çok geçmeden diğer tanrıların önce şaşkınlığına, sonrasında ise gazabına uğramış. Derler ki Zeus, ölüler, hayaletler ve ruhlar tanrısı olarak bilinen kardeşi Hades’i o zaman yeraltına yollamıştır. Yine derler ki bugün Göbeklitepe ve diğerlerinin altına indikçe Hades’e ait birçok farklı, bilinmedik efsaneler de ortaya çıkacaktır.
Diğer tanrılara tapınılması ve itaat edilmesi temel anlayışını kabul etmeyen Şaman Bilgelik ve Gelişim Tanrısı, onlarla uğraşıp vakit kaybetmek istememiş. Göklerden aldığı güç ve bilgi ile tüm bölgeyi, tüm oluşumu, tepeler hâline getirilen toprağın altına gömerek on binleri bulmuş kabilesi ile yoluna devam etmiş.
İlk olarak, bugün Suriye topraklarında olan Mari adlı kenti var etmiş. Mari’ye Sümer şehirlerinin ilki denilebilir. Çeşitli sebeplerden dolayı Mezopotamya bölgesinde ilerleyerek sonunda Sümer İmparatorluğu’nu kurmuş. Yazının, tekerleğin, takvimin, saatin, astrolojinin geliştirilmesinde, kütüphanecilik, sanat, müzik ve hukuktaki ilerlemelerde günümüzle mukayese edilecek dereceye ulaşmış. Birbirleriyle savaşmayı düşünmedikleri, yalnızca gezegenin ve insanlığın gelişimine odaklı oldukları düşünülünce ne kadar medeni olduklarını söylemek yanlış olmaz. Kendi imparatorluğundan ayrılmış bir grup, Nil Nehri’ne uzanarak Mısır İmparatorluğu’nu kurmuş. Böylece zayıflamış ve savunmasız kalmış Sümerlerin yerine önce Akadlar, sonra sırasıyla Babiller, Asurlular, Aramiler hükümdarlıkları kurulmuştur.   
Sümer dilinde yazılmış Gılgamış Destanı’nı ve Babil Kralı’nın kendi adıyla yazdığı Hammurabi Kanunları sonrasında,  Bilgelik ve Gelişim Tanrısı Şaman’ın, ölümsüz olması nedeniyle göklerdeki bir yıldızda ilerlemeyi seyretmeye çekilmiş olduğu söylenir. Bir başka efsaneye göre ise günümüzde çoktan yeniden yeraltında bir oluşum kurmuş, dünyamızı sayısız hata ve kötülükten kurtarmaya katkı sağlamış.   
YAŞAMI KORUYALIM!
Evet, dünyamız mutlaka bugünkü gidişatı ile batacaktır. Evrenin işleyişine verdiğimiz yok edici etki ile de buna büyük katkı sağlamaktadır insanlık. İnsanlık bir başka gezegende yaşamını sürdürecek ve evrilmeye devam edecektir. Yeter ki insan beyninin ve zamanın, gezegenimizi bir nadas dönemine terk edip gidecek duruma gelinceye kadar insanın insanlığa karşı soykırımını önleyelim. Denizleri, gölleri yani suyu koruyup hayatı yaşanabilir kılalım.
Şöyle de düşünebiliriz:  Bugünkü imkânlarla sadece bir Göbeklitepe’nin tamamen ortaya çıkarılması için en az 150 yıl gerekiyormuş. Diğerlerini de eklediğimizde benim hesaplarıma göre 800 yıl daha bu gezegen var olacaktır. Zira her biri öğreti, ders olarak kazılmaya başlanmış olamaz. Bu süre de doğruyu bulup başarmamız için yeterince uzun bir zamandır. Kim bilir belki de adımlarımızı izlemeye devam eden Şaman Bilgelik ve Gelişim Tanrısı da bize gerekli zamanlarda gerekli yardımlarını esirgemez.
BİR ARA…
Birlikte olmaktan benim kadar keyif aldığınızı ümit ediyorum. Yeni romanımı bitirmek üzere gazetehamburg’daki köşe yazılarıma şimdilik ara vermek zorundayım. Anlayışınız ve destekleriniz için başta Zafer Özpolat olmak üzere gazetehamburg ekibine teşekkürü bir borç biliyorum.
Görüşmek üzere…

 
1000
icon
Sermin 2 Nisan 2021 19:25

Nilgün hanım ilgiyle takip ettiğim yazılarınıza ara vermeniz beni üzdü. Yeni kitabınizda basarilar dilerim. Umarım tekrar sizi bu gibi mecralarda tekrar görürüz.

0 1 Cevap Yaz
Bekir özçoşkun 31 Mart 2021 23:35

Önceki kitabınızı da okumuş biri olarak her ne kadar burada yamayacağınıza üzülsem de yeni kitap için heyecan duyuyorum şimdiden.

0 1 Cevap Yaz
Ekrem kurt 31 Mart 2021 23:33

Kaleminize sağlık. Bu arada lütfen yeni roman bilgilerinizi de buradan bizlerle paylaşmayı ihmal etmeyin lütfen

0 1 Cevap Yaz
Zehra T 31 Mart 2021 23:30

Çok rafine kaleme almışsınız. Anlatımıza sağlık.

0 1 Cevap Yaz
Yonca Benli 31 Mart 2021 23:11

Gerçekten farklı bir gönül gözü ile yazıyordunız muhteşem👌🏻🙏🏻... Saygılarımla, Yonca Benli

0 1 Cevap Yaz
bora 31 Mart 2021 21:29

mitoloji ile günlük hayatı harmanladığınız yazıları gerçekten özleyeceğim. Yeni kitabınız için başarılar dilerim. tekrar görüşmek üzere diyelim

0 1 Cevap Yaz
Metin Öztuna 31 Mart 2021 18:27

Nilgün hm., ağır bir konu ama sonuna kadar okudum ilgimi çekti. kitabiniz ile ilgili şimdiden kolay gelsin.

0 1 Cevap Yaz
Ayse taşkın 30 Mart 2021 14:51

Bu konuları acayip seviyorum ve çok meraklıyım. Kitabınızı da okudum harikasınız Nilgün Hanım. Çok teşekkürler ❤

0 1 Cevap Yaz
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat