DUAYI CİDDİYE ALMAK

Songül Şahin/YAZAR

1 Mayıs 2021 14:37
A
a
Dua, kişiyi daha önce hiç yaşamadığı kadar rahatlatır. Bazen terapi görmüş gibi hissettirir. En kalabalık anda bir köşeye çektirir, kimse görmeden el açtırır ve bir anda, içte gülle gibi ağır duyguları yaratıcıya yakarış şeklinde dile getirir. Duasının gerçekleştiğini söyleyecek bir sürü insan vardır, eminim. Ne mutlu duası tam tutanlara! Evet, tam tutanlara diyorum. Yazım yanlışı değil.
Geçenlerde sosyal medyada şöyle bir yazı okudum: “Dua ederken ayrıntılara dikkat etmek gerek. Hep Allah’ım öyle bir işim olsun ki kimse konuşmasın diye dua ederdim. Sonunda otuz bin ölüsü olan bir mezarlığa şef oldum.”. Bu kişi, biraz ayrıntılara dikkat edip “Kimse konuşmasın.” cümlesi yerine “az ve öz konuşan insanlar” deseydi durum belki de çok farklı olurdu.
Ayrıntılara önem vermek, aynı zaman da yaratıcıya saygı duymaktır. Bazen bu noktayı kaçırıyoruz. Bunu mesela çoğumuzun bildiği şu fıkradan tespit edebiliriz. “Birisi bir gün, günlük ibadetini yapar. İbadeti bitince de Allah’ım sen benim gönlümden geçeni biliyorsun. Hepsini kabul et. Amin,” der. Yaratıcı, gönlünden geçeni elbette biliyor. Fakat senin bu durumu kullanman ne kadar doğru?
DUADA KONUŞMAK
Şimdi düşünün, siz bir işverensiniz. İşe birini alacaksınız. İş arayan kişi, önünüze belgelerini koyup açıklama yapmadan gider. Sizi muhatap bile görmüyor ama işi de almak istiyor. Siz bu kişiyi işe alır mıydınız? Almayı bırakın, belgelerine bir göz bile atar mıydınız? Hayır, ben göz atmazdım.
İşine önem veren hiçbir işveren kendisini dikkate almayan bir işçi adayını işe almaz. Duasının kabul olmadığını söyleyen kişilerin, bu mantığa mı sahip olduğunu içinden bir düşünmesi gerek. Sırf “Yaratıcı içimizden geçeni biliyor.” diye onunla olmasını çok istediğimiz konu hakkında konuşmamızın gerekli olmadığını düşünmemeliyiz. Konuşmadan duanın kabul olması beklememeli.
Evet, yaratıcı içimizden geçen her şeyi bizden bile daha iyi biliyor. Neticede durumu yaşayan tüm organlarımızı o, yarattı. Üzüntüden küçük parçalar hâline geldiğini sandığımız kalbimizi mesela. Duyguların ilk yaşama merkezi olan midemizi mesela. Çok düşünmekten delirme noktasına gelen aklımızı mesela.
Bunları zarara uğratan veya uğratacak ne varsa kendisine arz edeceğimiz bir de yol verdi: Dua. Bu yolda kullanacak tüm gerekli araçları da sundu. Kalbinden geçenleri çok güzel sözler ile dile getirmek, en büyük araç. Bu sözleri biraz da kendi duyacak şekilde sesli söylemek, âdeta bir terapi gibi. Terapi noktasına gelinmişse zaten demek ki dua, çok güzel cümleler ile sunuluyor. O an, ne istediğimizi bulmuş ve ona yoğunlaşmışız, demektir. Kendi sesimizi duyduğumuzda duamıza da daha iyi şekil veririz. Ne istediğimizi hatta böyle anlarda daha iyi anlarız. Çünkü ağzımızdan çıkan cümleleri duyduğumuzda ne istediğimizin daha iyi farkında oluruz.
Bu çok güzel özelliklere sahipken kısa yoldan duanın kabul olmasını beklemek, biraz ahmaklık olur gibi. Malzemeyi kullanmasını bilen biri için duanın yerini bulması da o denli kolay oluyor.
ZAMAN
Zaman ayırmak önemlidir. Bir arzunun gerçekleşmesini istiyorsak zaman vermek zorunludur. Yangından mal kaçırır gibi dua edilmemeli. Sakin sakin, tane tane edilmeli dua.
AYRINTI
Dua, “Yaratıcı muhatabı biliyor.” diye üstü kapalı değil, gayet açık bir şekilde, isimler telaffuz edilerek yapılmalı. Unutmamalı, dua yaratıcı ile bir iletişimdir. İletişimin sağlıklı olması için ayrıntılara hakikaten dikkat edilmeli yani kişi önce isteğini kendisi ciddiye almalı, daha sonra yaratıcısının ciddiye almasını beklemeli. Bunun için zamanla birlikte ayrıntıları da anlaşılır bir biçimde sunmalı. Zaman ve ayrıntı kavramına dikkat edilince zaten devamı bırakılamayacak kadar zevkli hâle gelir.
Her şeyi yaratıcıdan beklememeli. Kişi, çok istediği bir şey için önce emek vermeli. Hastası varsa önce doktora götürmeli mesela. Çocuğu düşük not alıyorsa ders yaparken başında durmalı mesela. İş lazımsa iş aramalı mesela.
Sıkıntısını gidermek için önce kendi uğraşmalı yani tembel olmamalı.
Bu tembellik sonucunda “Duam kabul olmuyor.” deyip yaratıcıyı suçlamamalı.
İstediğimiz bir çift ayakkabıyı yaratıcıdan kapının önüne getirmesini beklemek yerine o ayakkabı için çalışıp nasip etmesini beklemeli. Yaratıcı elbette onu getirme gücüne sahip ama bize de ona ulaşacak bir güç verdi. Elimizden geleni yapıp daha sonra o güçle ile yani dua ile ondan beklemek, daha değerli bir düşünce olacaktır.
İÇTENLİK
Tüm bunları yaparken samimi olmalı. Tüm kalp ile yapılmalı. Yaratıcı ile birebir karşılıklı bulunduğunun bilincinde olunmalı. Yolda, arabada, yürüyüşte ve veya bir sohbet anında ama arada bir muhakkak yaratıcı ile baş başa yapılmalı. Televizyonlardaki ezber dua ile değil, kişinin kendine ait hissettiği kelimeler ve duygular ile edilmeli. Duanın kabul olması istenilen zaman diliminde yalan söylememeli, kalp kırmamalı.
Tabii bunu hayatımızın her anında yapmalıyız.
Hep hocalardan dinleyecek değiliz ya böylesine sohbetleri. Bir kere de şöyle kendi aramızda yapalım.
Ramazan ayınız mübarek, dualarınız kabul olsun.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat