30 Eylül 2020 12:51
-A +A
Cezmi Ancil

DOKU KÜLTÜRÜ

Cezmi Ancil ( Yazar ) gazetehamburg.com

Doğru zamanda, doğru ağaç dallarını seçtiğimizde ağaçların aşılanmasında faydalı sonuçlar alabiliriz. Böylece hem ağacın ömrü uzamış hem de gençlik aşısı gibi baypas yapılarak yeni meyve vermesi sağlanmış olur.
 
Burada önemli olan, eski veya yaşlı ağacın toprakta uzun yaşamasına katkıda bulunacak, yaşama tutkusunu sürdürecek toprağın sağlığını korumaktır. Ağacın yeni filizlerle yaşamını sürdürebilmesidir.
 
Meyve vermeyen dallarla aşılama yaptığımızda toprağın ağaca hayat vermeyeceği bir ekin kültürüdür bu. Bu durumda, ağacın mutasyona uğramasında sağlıksız sonuçlar alınacak ve ağaç toprağa kök salamayacak. Toprak kendine uygun olmayan ekimi kabul etmez çünkü.
 
Toplumların dokusu da ağaç ve toprağın uyumuna benzer. Toplumsal dokuları ve ülkelerin ulusal kimliklerini belirleyen unsurlardan biri ulusal gen özellikleridir. Sağlıklı bir doğum için insanın gen yapısının uyumlu olması, donörlerin sağlıklı olması gerekir.
 
Toplumsal dokuyu oluşturan öğelerden biri de ekin kültürünün toplumsal yaşamda karşılığı olan kültürel dokudur. Toplumun bireylerinin birlikte uzun yasamasından kaynaklanan kültürel doku; bireylerin ortak üretim gerçekleştirmesi, yarattıkları emek ve emek fazlasının ortak emek kültürüyle bilince dönüşmesiyle kazanılır. Üretimin toplumsallaştırılmasını, onun geliştirilmesini, insansal uyum ve çabadan doğan sağlıklı ve eşit emek gücünü, üretim araçlarının ortak kullanımının verdiği ortak değerler manzumesini, değerleri ve birikimini içerir.
 
Birbirine yakın ülkelerin adet ve geleneklerindeki benzeşme de yine üç aşağı beş yukarı aynı özelliklere sahiptir.
 
Ulusal kültür ve vatandaşların ortak davranış biçimleri, toplumsal davranış modelini oluşturur, uzun toplumsal üretimin ortak yaşanmışlığının tarihsel bir sonucu olarak da karakter hâlini alır.
 
ET VE TIRNAK GİBİ OLMAK
 
“Et ve tırnak gibiyiz.“ sözü de bir biçimiyle aynı topraklar üzerinde yasayan, aynı toplumsal üretim içinde bulunan insanların, aynı kültüre sahip olmalarının bir sonucudur.
 
Farlılık yaratmanın, ayrıştırmanın değil, toprağın verdiği bir doğal yaşam sonucudur.
 
Uzun toplumsal üretim içinden gelerek emek gücüyle elde edilen kültürel şekillenme sonucudur.
 
Eski kuşaklar; barışık, uzlaşıcı, kenetleyici tutumlarını, engin görüş ve hoşgörü zenginliği özelliklerini, üretime dönük olmalarını, zihin ve bedenlerinin sağlıklı yapısını kültürel doku içerisinde kendi toplumlarına aşılar.
 
 
TEKLEŞME KÜLTÜRÜNÜN TEHLİKESİ
Toplumsal üretimin yaygınlaştırılmasında, ortaklaştırılmasında ve paylaştırılmasında hak ve doğruluktan uzaklaşıldıkça toplumsal doku da yavaş yavaş mutasyona uğrar.
 
Toplumsal başkalaşım ve sancıların kökeninde tekleşme kültürü bulunur. Tekleşme kültürü, kültürel dokuda çok önemli belirleyiciliği olan toplumsal üretim ilişkilerinin sömürü ve eşitsiz hak dağılımından kaynaklanır. Ayrıştırıcılığı ve başkalaştırıcılığı içerir.  
Böylece toplumsal kültürel dokumuzu etkileyerek ağacın bütün gövdesinin yanlış doku aşılamasıyla çürümesine, en azından meyve veremez hale gelmesine yol acar.
 
Doğru kullanıldığı takdirde insan yaşamını ve toplumsal ortaklığı kolaylaştırıcı, zenginleştirici özellikleri olan teknolojinin, üretim aracı olarak sömürü amaçlı kullanılması durumunda ortaya çıkan toplumsal değişim ve sorunlar da tekleşme kültürüne dayanır. 
 
Toplumsal başkalaşım tehlikesiyle karşı karşıyayız.
 
Üretim toplumu olmaktan uzaklaştıkça; toplumsal doku kaynaklarımızın körelmeye uğraması, yabancılaşma, başkalaşma, ayrışma ve en kötüsü de yok etme kültürünün toplumsal dokumuza dayanması tehlikeleri ile karşı karşıyayız.
 
İNSAN MAYASIYLA OLUŞTURDUĞUMUZ KÜLTÜR
 
Toplumsal kültüre yapılacak yanlış doku örneklerinin toptan bir mutasyona ve buhrana yol açabileceğini göz ardı etmeden, toplumun sağlıklı doku örnekleriyle aşılanması, toplumsal dokunun da sağlıklı olmasını sağlayacaktır.
 
Eskilerin üretim bilinci içinde kazandıkları ve sahip oldukları kültürel dokuyu, hiçbir teknolojik üstünlük ve kullanımın kazandıramaz.
 
Et ve tırnak ile oluşturulan toplumsal doku içerisinde toplumsal karakter biçiminde şekillenen unsur, insani damarların yapısındaki yaşam ve yeniden üretim tutkusu ile gerekliliğidir.
 
Toplumsal dokunun, insanlara uzun yıllarının emeğiyle kazandırdığı değerlerden daha üstünü yoktur.  
 
İnsani dokumuzun insan mayasıyla kültüre dönüşmüş hâline; “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.“ denir.
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı