DOĞADAN ÖĞRENDİKLERİM

Gülseren KAYA/Yazar

12 Mayıs 2021 20:36
A
a
Son zamanlarda, malum durumdan dolayı sık sık doğaya sığınıyorum.
 
Her yürüyüşte, ağaçlardaki kuşların ötüşü, çiçeklerden çiçeklere uçan arılar, ördekler, balıklar, kurbağalar hatta sıçanlar kısacası doğadaki canlılar bana eşlik ediyor.
 
Dün hava güzeldi, iş bitince attım yine kendimi dışarıya. Her adımla nefes aldığımı, yaşadığımı fark ettim.
Son bir buçuk yıl beni çok yordu, umudumu yaşatma çabası artık omuzlarıma çok ağır geliyor. Israrla umudumu canlı tutmaya çalışmanın zorluğuyla yüzleşiyorum sık sık.
 
Her şeye rağmen yine de çok şanslıyım çünkü evime yakın yürüyebileceğim biraz olsun nefeslenebileceğim yerler var.
Hava iyi olsun, kötü olsun çıkıyorum daraldıkça, mümkün olduğunca.
 
DOĞA NE MUAZZAM BİR ORGANİZASYON!
 
Doğada her yürüyüşte, yeni şeyler görüyorum ilgimi çeken.
Mesela yuvasını yapan kuşlar ya da yuvasına erzak taşıyan karınca ordusu.
Ne muazzam bir organizasyon! Hayranlıkla onları izliyorum.
Aslında hayvanlar âleminde, doğanın içinde menajerler, mühendisler, mimarlar var. İnsanlar gibi meslekleri gidip üniversitede öğrenmek zorunda değil.
Bilmeleri gereken her şeyi doğa vermiş onlara.
 
Yine bir yürüyüşte, hangi konuyu ele alayım, ne yazayım, derken bir kelebeğe rastladım.
Felsefi bir sükûnetle çiçekten çiçeğe uçuyordu, ömrünün bir günlük olduğunu umursamadan güzelliğine güzellik katıyordu.
Benim onu izlediğimi fark etti mi? Bilmiyorum ama epeyce eşlik ettim kelebeğe.
O muhteşem güzelliğiyle bana “Hey insan, hayatı akışına bırak, dertleri fazla önemseme ve her anının keyfini çıkar, önemli olan bu dünyada güzel yaşamak.” der gibiydi.
Evet, kelebek haklıydı, her şeyin gelip geçici olduğu bu dünyada, her şey gibi dertler de tasalar da çektiğin acı da gelip geçiciydi.
Bakışınla ne yöne odaklandıysan odaklandığın doğrultuda hayatına devam ediyorsun. Dertleri, tasaları ön planda tutarsan güzellikleri göremezsin.
 
Doğanın kanunu: İyinin içinde kötülük, kötülüğün içinde iyilik var.
Bunların dengesini kurmak, dengeyi sağlamak asıl hayattaki başarı.
 
ÇİÇEKLER GİBİ YERİNİ SEVMELİ İNSAN DA…
 
Doğadan öğrendiklerimden bahsederken balkonumdaki çiçeklerimden bahsetmeden edemeyeceğim.
Çiçek sezonu açıldığında balkonum için pazardan çeşit çeşit çiçekler almıştım.
Büyük bir keyifle çiçeklerimi yerleştirdim, balkonumu temizledim yaza hazırladım.
Aradan birkaç gün geçti, baktım, bir saksıdaki çiçeğim canlanmıyor. Çiçekleri boynunu bükmüş, üzgün üzgün salmış kendisini. Çiçekleri inceledim, baktım, neden canlanmıyorlar diye. Sonra saksıdan çıkardım, toprağı tertemizdi, böceklenme olmamıştı ancak kökleri çok zayıf kalmıştı.
Çiçeği atmaya kıyamadım, başka bir saksıya ektim suladım.
Ertesi gün baktım, yerini sevmiş olmalı çiçeğim canlanmıştı.
 
Biz insanlar da böyle değil miyiz?
Yerini sevdiğinin yanında çiçeklenirsin ama karşı tarafta yerin yoksa kök salamazsın.
 
Doğa ile baş başa kalmak iyidir.
İnsanı düşündürür, yeri gelir yorar, yeri gelir güç verir ama illaki alman gereken dersini eninde sonunda verir.
 
Haksız mıyım?
Doğayla dengemizi bulma dileğiyle.
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat