CEHALET CİNNETİ

Cezmi Ancil/gazetehamburg.com

29 Mart 2021 23:47
A
a
Bir kadın öldürebilmenin mantıksal ya da duygusal bir açıklamasını haklı gösterebilecek bir sosyolojik donanım, nasıl izah edilebilir?
 Ben anlamıyorum.
 Kadın, hayatın devamının olmazsa olmazı…
 Sevginin ilk mayası kadın…
İlk sevilmeyi borçlu olduğumuz insan.
Göğsüne alıp yanağımıza dokunan parmakların sıcaklığındaki şefkat…
İlk hissimizi o anda dışa vururuz, ona bakarken doğumdan sonra.
İlk temasımız.
İlk sıcaklığımız.
İlk öpüşümüz.
İNSANIN HANGİ YANI, BEBEĞİYLE BİRLİKTE BİR KADINI ÖLDÜRÜR?
Nasıl öldürme donanımına dönüşebilir bir insan? Yaradılış dizaynımızdaki zayıf halka hangi yanımız? O zayıf halka hangi duyumuzda saklı?
Karnı tokken bir başkasını öldürebilen tek canlı, insandır. Sosyal donanımımızdaki hangi zayıf yanımız, bizi bu kadar anormal varlık durumuna düşürüyor?
Sosyal ve toplumsal gerekçeler bu kadar mı ağır ki insan, bir kadını hiç çekinmeden karnındaki bebeğiyle birlikte öldürebiliyor? Bunun hangi ahlaki veya zihinsel gerekçesi olabilir?
Bir bebeği öldürebilmenin haklı gerekçesi, hangi toplumsal reaksiyona yüklenebilir?
“Kaç kadın öldü?” diye kendimize sormanın bile insanı dehşete düşürdüğü bir noktada iken henüz doğmamış bir bebeği öldürebilme donanımındaki bir insanın, ne gibi başka bir güzel düşünceye sahip olabileceğinin izahı da mümkün değildir.
Ayrı bir yaradılış kategorisine ihtiyaç duyulduğu insan topluluklarının, hangi evresinde ya da hangi aşamasında aramak gerekir bunu? Bilmiyorum.
Kaç toplumsal, evrensel savaş ve kıyım yaşamış bir canlı kategorisinin aynı duygusal ve biyolojik donanımı içinde hapsolmuş olmamızın sıkıntısını, daha ne kadar birlikte yaşayacak insanoğlu? Bilmiyorum.  
Bir hastalığın, bir mikrobun defalarca mutasyona uğrayıp başkalaşma evresine geçmesine rağmen insanoğlunun aynı kategoride başkalaşma göstermeden varlığını sürdürüyor olması hiç inandırıcı gelmiyor.
Bir kadını ya da bir bebeği öldürebilmenin izahını, insanın geçirdiği bu mutasyonda aramak gerekir, sanırım. Mutasyona uğrayan insanoğlunun bazı türlerini, diğerlerimizle aynı toplumsal çatı altında, aynı kategori içinde tutmakla sorunların muhatabı olarak kalacak gibiyiz.
HER “BEN” İNSAN DEĞİLDİR
İnsanlığın, “ben” demeye başladığı toplumsal evreden itibaren, kaderinin kendi sonuna evrildiğini görebilmenin acısına doymamışız gibi bir rehavet içinde kalmaya da devam edecek gibiyiz.
Sözlerin bile zayıf kalacağı bir noktada “ben” olabilmek de zor olacak gibi.
Her “ben”, insan değildir.
Sevgi evrensel bir enerjiye dönüşmedikçe insanlık, kendi mutasyonu içinde başkalaşma geçirip yeni evrelere yol alacak gibi.
“Ben” korkuyorum.  
İnsani yanım, korkularımda kalsın.
Korkularım da insanla beraber.
Bir tek o duyumuz kalacak gibi.
Korkuyorum ya “ben”.
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat