29 Haziran 2020 21:37
-A +A
Yasemin Murat Arslan

BİZLER ALMANYADA TÜRKÜZ, ÖYLE ŞEYLER BİZDE AYIP KARŞILANIR

Yasemin Murat Arslan ( Yazar ) gazetehamburg.com

Biz Almanya’da, Avrupa’da yaşayan Türkler bütün diğer göçmenler gibi, kendi kültürümüzden bazı şeyleri yaşadığımız ülkelerin yerlilerine öğretirken, bizlerde bilerek yada bilmeyerek yaşadığımız ülkenin kültür ve davranışlarını aldık, almayada devam ediyoruz. 
 
Yıllar önce ev aldığımızda, aynı bahçe içerisinde oturduğumuz ailelerle  ortak kullanım alanı olan araba park yerlerini kapalı park yeri haline getirmek ( Kaport )  ve oraların ışıklandırması  gibi konularda ortak kararlar almak İçin birimizin evinde toplantı mahiyetinde bir araya geliyorduk. Bu sıra bir iki aileden ve bizden sonra, bizim bir ilerimizdeki ikiz evlerden birinde oturan aileye geldi. İşten çıkıp eve geldiğimde postada davetiye şeklinde yazılmış bir yazı buldum. 
Yazıda aynen şöyle yazıyordu: “yarınki toplantımızı saat 20:00 da bizim evde yapıyoruz”. Not: “gelirken kendiniz için  sevdiğiniz atıştırmalık ve içeceğinizi yanınızda getirin.”
Bu benim hayatımda bir şok etkisi yaratmıştı o zaman. Hayatımda ilk defa birileri bana, gelirken yiyecek ve içeceğinizi yanınızda getirin diyordu. 
 
Tabiki biz de yanımıza sevdiğimiz değil belki ama, Almanlar akşam patateschips atıştırırlar diye düşünerek onlara ayak uydurmak adına chips ve bir şişede maden suyu ve meyve suyu alıp gittik. 
 
Üzerinden çok geçmemiştiki, Türkiye’den yeni gelmiş bir eğitim ateşkesi, TC. Eğitim bakanlığının kendisinden Almanya’daki eğitim sistemi, özellikle özel eğitim vieren
 (Sonderschule) okullar hakkında bilgi talep etmesi üzerine bizleri eğitim ateşeliğine davet etmişti. Ben ve diğer o tür okullarda çalışan arkadaşlar iş çıkışı TC. eğitim ateşeliğine  gittik. 
Bizim hanımefendi Türkiye’nin  o zamanki amir, memur anlayışıyla olsa gerek, bizleri makam odasında, makam koltuğunda neredeyse oturur şekilde karşıladı. Sanki bizim maaşımızı o yada onun amirlik yaptığı kurum ödüyormuş gibi bütün konuşma boyuncada makam koltuğundan hiç kalkmadı. Ne bir içecek var ortada, ne de, içecek ne alırsınız gibi bir soru. 
Bir süre kaldık kendisinin yanında ve tabiki işten çıkmış, trafikte uzun zaman kalmış ve belki bazılarımız biraz aç, susuz ve yorgunduk. Bir de benim gibi park yeri aramak durumda kalanlar, yada tren, otobüs gibi araçlarla aktarmalı bir şekilde belli bir stres yaşadıktan sonra ortaya gelmiş olanlarımız vardı. Sorulan sorular detaylı ve önemli bilgiler üzerine olduğu İçin sanırım, o bir görüşme yeterli gelmedi.  Dolayısıyla da kendisinden istenen ve bizden beklediği bilgileri alabilmesi o görüşme esnasında mümkün olmadı, tekrar görüşmemiz gerektiğini konuştuk ve çıktık.
 
Aradan belli bir süre geçtikten sonra ben kendisini, bir öğrencimin velisinin ricası üzere aradım, benim çalıştığım bölgelerde Türk okulu olup olmadığını öğrenmek istemiştim ki, kendisi de bana  “ Yasemin hanım, İyiki aradın. Ben de az önce sizin evi aradım. Türkiyenin eğitim bakanlığı sizlerden alacağım bilgileri bir an önce kendilerine iletmemi talep ediyorlar. O yüzden geçenki görüşmede tamamlayamadığımız bilgileri, kaldığımız yerden devam edebilmek için sizleri en yakın zamanda tekrar buraya davet etmek istiyorum “ dedi. 
 
Bazen hiç beklenmedik bir şekilde direk ve açık konuşan ben o anda hiç düşünmeden kendisine,  “ gelirken içeceklerimizide yanımızda getirelim mi?”dedim. Şaşırdı, “ ne? Nasıl yani” dedi. Ben de “ geçen sefer her birimizin okuldaki ders çıkışı direk kendisinin yanına gittiğimizi ve belki aç, yorgun, susuz bir şekilde orada uzun süre kaldığımızı, kendisinin hiç bir şekilde bir içecek ikram etmediğini söyledim ve “ burası Almanya, burda içeceğinizi yanınızda getirin demek çok normal, geçenlerde komşularımdan birinin de davetiyenin altına düştüğü, gelirken kendinize sevdiğiniz atıştırmalık ve içeceğinizi getirin dediğini söyledim, ve size gelirken de öyle yapmamız gerekiyorsa bilelim de, bizde bir dahaki sefere yanımızda getirelim, aksi takdirde aç, susuz ve yorgun bir vaziyette hiç hoş olmuyor,” dedim. Bir önceki sefer kendisinin yanından ayrılınca direk karşıdaki kafeye gittiğimizi de ekledim. Aldığım cevap ise; “ burası Almanya’da olsa biz Türküz ve bizde içeceğinizi yanınızda getirin demek ayıp karşılanır, sen gel ben sana içecek ikram ederim”  oldu. 
Ben o günlerde zaten öğretmen kimliğimi uzattırmak için kendisinin yanına gidecektim ve kendisinin ikinci davetine de yine iştirak ettim. 
 
Benden başka ise bir tane burada çalışan Türk öğretmen daha kısaca uğradı, ama başka hiçbir arkadaş ikinci davete katılmadı. Ben içeri girdiğimde henüz tekdim. Diğer öğretmen henüz gelmemişti. Kendisi ise bana içeri girer girmez “ hani suyunuda yanında getirdin mi?” dedi. Ben; “burdan sonra spora gideceğim için bir şişe su arabada çantamda var, gidip getirebilirim” dedim. “Ama siz burda içecek var, biz Almanlar gibi değiliz dediğiniz için getirmedim” dedim. Biraz yüz rengi değişir gibi oldu ve sekreterini çağırdı bize iki bardak portakal suyu istedi. 
 
Koyma suyla değirmen dönmez lafı ne kadar doğru bir lafmış meğer. 
Portakal suyu alır mısın diye sormuyor. Yada ne alırsın demiyor. Su, çay, kahve bunlar çok zor elde edilen şeyler değil. Mademki  portakal suyu da var önce bir sorar insan. Cebinden mi ödüyorsun be kadın. 
Hem kendi işi için ayağına kadar çağırıyor, hemde sanki benim amirim, benim ekmek paramı veren ki öyle bile olsa yakışık alır bir yanı yok bu tür tavırların. 
 
Diğer öğretmen gittikten sonra ise ikimiz baş başa biraz daha uzun ve farklı sohbetlere dalmış olduk. Bu sefer ki arzusu ise, benimle  birlikte bir kültür gecesi düzenlemek idi. 
Öyle muhteşem düşünceleri vardıki. Büyük ve güzel bir salon olmasından bahs ediyordu. Her tarafından Anadolu kültürü akacaktı. Müziğinden, yemeklerine, yemeklerinden tutun dekorasyonuna kadar her şeyi mükemmel bir gece düzenlemek istiyordu. Dekorasyonlar yerdeki halılara varıncaya kadar Türkiye’den 
Özel getirilecekti. Ben de; madem o kadar büyük bir gece planlıyoruz, giriş ücretini makul bir fiyatta tutmamız gerekirki, katılım çok olsun dedim. Aldığım cevap; “ hayır. Öyle bir şey yapalım ki, öyle herkes gelmesin. Ödeyen, ödeyebilen gelsin sadece. Öyle herkesin gelmesini zaten istemiyorum. Sadece seçkin kişilerle yapacağız biz bu geceyi “ dedi. 
Ben o an ne diyeceğimi şaşırdım. 
Buradaki  Türk kültüründen  gelmiş kişilere, yada onların burada doğmuş çocuklarına yönelik bir geceden bahsediliyor diye düşünmüştüm ama.? O bu geceyi sadece Parası olanlara, yani zengin olanlar İçin düşünmüş. 
 
Bu arada büyük bir gururla, kendisinin aile içerisinde bulunan profesör ( enişteleri)  sayesinde torpil ile eğitim ateşeliğine getirildiğini de sanki bir marifetmiş gibi söylemekten hiç çekinmedi. 
 
Daha sonra hakkında bazı şikayetler olduğunu ve o yüzden Türkiye’ye geri çağrıldığı yönünde bir duyum aldım ve kendisini bir daha görmedim . 
 
Böyle insanlar sosyal alanlarda görev alıyorlar, eğitmen, öğretmen, pedagog oluyorlar. Bunlar çocuk ve gençleri eğitiyorlar, oda yetmiyor bir çok başka, belkide daha insani duygulara sahip, daha çok geldiği kültürün değelerine saygılı, çocuklara, gençlere daha güzel örnek olacak, daha değerli kişilerin yöneticisi oluyorlar. 
 
Daha Kültürlü, daha doğru eğitim almış  ve insanlara, aynı zamanda bütün canlılara aynı seviyeden bakabilen, saygılı ve insani değerlere sahip bir nesil yetiştirebilmek dileğiyle. 
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı