BIRAK, GİT ÖLÜM!

Cezmi Ancil/YAZAR

1 Şubat 2022 00:15
A
a
İnsanlık, üç yıldır neredeyse bütün sosyal yaşamını bırakıp hayata tutunma çabası içinde stresle yaşıyor.
 
En sevdiklerimiz, yakınlarımız; aile ortamında, arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerinde potansiyel suçlu muamelesine maruz kalmak, bırakılmak durumunda kalıyor.
 
Bütün insanlığın bir illete karşı savaşı yetmiyormuş gibi nedeni ve çıkış noktası ne olursa olsun dünyayı saran savaş gerginliğinden bile büyük tekeller, gelirlerini artırma peşinde koşmayı ihmal etmiyor. Yoksulluk, ilaç sıkıntısı, barınma sorunu ve mültecilik de insanların boynunun borcuymuş gibi onlara ölümden öte köy yok, dedirtircesine yakasına yapıştırılıyor.
 
Yoksul ülkelerin kaderleri, korku ve şiddet ile baskılanma altında tutuluyor. Tekeller, koronavirüs aşısı gibi yaşamların idamesi için gereken kaynaklarla kendi dünya görüşlerinin kalıbına uymayanları tehdit edercesine insanları evlerine hapsediyor. Bunun psikolojik baskılanması altında, ayrıca bir dünya ya da ülke sendromu da korona ile arkadaşlık edercesine kara kışla birlikte üzerimize yağıyor.
 
Dünya çok çeşitli kültürleri hazmedememesinin sıkıntısını da koronavirüs ile birlikte atlatmak durumunda. Tahammülsüzlük, ayrımcılık, tekleşme, üretimden kopuk, hazır lokma peşinde koşan bir toplayıcı kültür yaratmanın temel nedeni; kendine bağlı, düşünmeyen, tüketen toplayıcı grupların olduğu bir toplum yaratmaktır. Böylece modern kültürün karşısına ilkel, üretimden uzak, tüketime ve yok etmeye dönük bir kültürel altyapı ile yeni bir toplum yaratma düşüncesinin sıkıntıları da çıkarılıyor. Bu, koronavirüsle beraber insanlığın üzerinde bir borçmuş gibi daha ne kadar ödetilmeye çalışılacak belli değil.
 
En sevdiklerimiz, tanıdıklarımız, yakınlarımız sözleşmişçesine birer birer, birbirinin ardı sıra çekip gidiyor. “Yeter, bizden bu kadar!” dercesine, belki lanet ederek, belki de bize sitem ederek habersiz çekip gidiyor. Belki de sıramızı beklerken sevdiklerimize bile veda edebilecek bir zaman bile bulamadan kendimize ufacık da olsa, uzaklarda da olsa, hafif ışıltılı da olsa bir yıldız arayacağız. Yakınlarımızda bir tanıdık olmasını isteyeceğiz. Belki hüzünle gideceğiz ama en büyük hüzün; insanlığı, bütün dünyayı kucaklayacak, hoşgörülü, dünyayı daha ileri taşıyabilecek, herkesin mutlu olabilmesine kafa yoracak, fedakâr, iyi yürekli bir neslin de henüz ufukta görünmüyor oluşu olacaktır.
 
Kadınları döven, tehdit eden, bıçaklayan, öldüren, çocukları döven, tecavüz eden, yoksula sırt çeviren, aşağılayan bir toplumun koronavirüsle birlikte çekilmez oluşundan belki de gidiyor insanlar birbirinin ardı sıra.
Sıramızı beklerken neleri kaçırdığımızı bile fark etmiyoruzdur belki ya da yarın birbirimizi nasıl sevdiğimizi daha iyi anlayacağız.
 
Dilerim, geç olmaz.
 
Mesele yaşamak değil. Ölüm çekil aramızdan sevdiğimle, diyebilmek. Yoksa sevdiğin, ölüm gelse ne ola, gelmese ne ola?
Ölüm insanın en yakını. En vazgeçilmezi. Yüzümüz aydınlığa baktıktan sonra ölüm bile gülümser sevdiğine.
Ölüm varken heybetin ne ola, malın mülkün ne ola?
 
Baki kalan aydınlık bir dünya ile geceleri parlayan yıldızlardan sevdiklerine bakandan başka ne ola?
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat