BİR HÜZÜN BAKAR GÖZLERİN

Cezmi Ancil/YAZAR

5 Nisan 2021 12:47
A
a
Hani bir şarkı vardır ölümsüz: “Duydum ki unutmuşsun, gözlerimin rengini.”
Bu mısra, insanın ilk duygusal bağı olan gözlerin unutulmayla nasıl bir hüzne dönüştüğünü, göz kapakların yavaşça kapanıp kirpiklerin ıslanmasıyla kendi iç dünyasına çekilmesini anlatır. İnsanın en masum ve savunmasız hâlde içine kapanmasıyla tarif edilemez bir ruh haline dönüşmesini vurgular.
Bazen de gözler, uzaklarda kaybolup gider, kendi iç yolculuğunun hikâyesinde. Herkesin, kendi hikâyesinde bazen kaybolması gibi… Sevdiklerimizi unuturuz çoğunlukla. Hatırlayınca gözlerimiz o zaman anlam bulur. Kendi hikâyesini yaşar gözler. Hikâyeler orada başlar, orada biter.
HÜZÜN BAŞLAR, O ZAMAN
Hikâyede gözler, yalnız bakınca hüzün başlar o zaman. Kendi uzaklarında kendini yaşar, hikâye boyunca.
Dışarıda muhakkak ki bir dost eli düşer omzumuza. “Dert etme!” der. “Üzülme!” der ya da ”Gel, bu akşam bir tek atalım.” der.
Dertleşilecekse eğer akşamları dertleşilir. Akşam kendi gölgesiyle örter dostların üzerini. Sohbet, şarkı sözleri gibi akıp gider orada. Bir de hüzünlü bir parça çalıyorsa eğer bırakırsın, başkalarının ne dediğini. Kendi hüznüne ortak edip müziği, geceyi de alıp oturtursun masanıza.
İçeride olunca zordur hikâye. Hikâye hüzünle başlar, hüzünle gözlerde devam eder.
Belki yapayalnızsındır belki yanında bir ya da iki dostun vardır. Gülmekten başka şarkı dinleyememenin hüznüyle idealler ve umudunla dolu hayallerin paylaşımı gelir. Gözlerindeki coşku, sessizlikle acı bir hikâyeye dönüşür bazen.
UNUTULMAK, EN ACI HİKÂYE
Duyarız bazen, bellek sorunu yaşamanın acı duygusunu.
Unutmak ve unutulmak… İçeride unutulmak kadar acı bir hikâye yoktur, sanırım. Umutlardan vazgeçmesen de sessizlik içinde kaybolup gitmenin acı hikâyesinde, yalnızlık duygusu sarar belleğini. Sıyrılırsın yavaş yavaş umutlarından, habersizce. Kendi belleğinde hastalıklar sarar vücudunu; çaresiz, yapayalnız. Ne arayan var ne soran? Ne bir şarkı sözü duyulur ne bir kahkaha. Bir çift kadeh sesi akşamında, memleketin hüzün toplamış köşelerin bir yerinde.
Hepsi ayrı bir hikâye çünkü…
Önce gözlerin rengi unutulurmuş sahiden, şarkıların dediği gibi.
Her şarkı bir hikâye…
Yalnızlığınki bir başka hikâye…
Bir başka şarkı…
Kendi yüreğinde hapsolup belleğinde kaybolma şarkısı.
Ya bir kişi vardır yanında, seni duyacak ya da iki kişi. Aynı şarkıda, aynı bellekte, aynı hüzün yani anlayacağın…
Dilin kemiği yoktur, demiş eskiler. Kitaplardan daha tecrübe içeren, daha gerçek hikâyeler yazmış, yaşamış eskiler. Bir teferruat yani yaş ve sayılar…
UMUT YOLCULUĞU
Düşünmeden sarf edilmiş sözlerin altında kalır, hikâye sahibi olmayanlar. Anlayamaz, içerdekinin yalnızlığını. Hesabından kaçınır, laflara sığınarak. O sözlerden bir hikâye çıkmayacağını bilir, kendi belleğinde yaşayan o hücredeki adam. Yalnızlığında saklar, umutlarını artık. Umuduyla beraber uzun bir yolculuğa hazırlanır, belleğinde unuttuklarını yüreğinde bohça yaparak.
Yanındaki o bir kişiye bakar belki de son defa hüzünle. Yalnızlığın sessizliğinde usulca çekilip gider, memleketin bir köşesinde, kendi hücresinde. Kendi belleğinin yalnızlığında kanatlanmaya yükler hayallerini.
KENDİ HİKÂYESİNDE…
Belki yeni bir yaşamda, başka bir hikâyede…
Belki yine hep beraber belki eski dostlarla.
Hani çekip gidenler vardı ya bizden önce.
O, kendi hikâyesinde olacak. Gidenler gibi…
Unutanlar kendi sessizliklerinde unutulmuşlardır zaten.
Belki boynu bükük…
O şarkı çalıyor yine. Unutulan gözlerin renginde bir hüzün kaplıyor yine akşamları.
Demlenir hüzün, kendi ateşinde.
Belki bir dost gelir, atarız bir tek kim bilir.
Gece bitmeden kaybolmak yok kitabımızda.
 
 
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat